logo

03 Ocak 2018

2018 YILINA GİRERKEN TÜRKİYE


Coşkun Özdemir
prof.coskunozdemir@gmail.com

Sevgili okurlar dostlarım yurttaşlarım,

Yeni yılla birlikte hayatımın 89. uncu yılını yaşıyorum. Giderayak düşüncelerimi kaygılarımı ifade ediyorum demek yanlış olmaz.

Hayata büyük umutlarla başlayan, cumhuriyetin altın dönemini yaşayan bir kuşaktanım. Büyük Atatürk ve cumhuriyet devrimleri ile çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkacağımıza inanıyorduk. Onu çok erken kaybettik. İnönü’nün yol açtığı çok partili düzenle birlikte hiç gecikmeden devrimlerden tavizler başladı. Bugüne kadar hiçbir iktidar Atatürk’ün uygarlık, çağdaşlık, akıl bilim hedeflerine sadık kalmamıştır.

Atatürkçü aydınlanmacı yurtseverler olarak bizler, sürekli düş kırıklığı yaşadık. Oy kaygısını her şeyin üstünde tutan muhafazakar politikacılar, halkın aydınlanmacı laik bir eğitim görmesine, birey olmasına fırsat tanımadılar. Atatürk’ün akıl ve bilim mirasına sahip çıkmadılar. İki büyük aydınlanma odağını Halkevlerini ve köy enstitülerini kapatıp Hasan Ali Yücel ve Hakkı Tonguç’u devirdiler. Bu millete vurulmuş en büyük darbe olmasaydı yurdumuz bugün bambaşka bir yerde olacaktı. Halkın büyük çoğunluğu özgürce düşünme, bilinçle seçim ve tercihler yapma yeteneğine kavuşamadı.

Çok büyük kayıplar verdik. Gençlerimiz sokaklarda birbirini vuruyordu. Buradan aydınlığa çıkma umudunu beslerken AKP iktidar oldu. Bu parti, bu iktidar cumhuriyeti yıpratan icraatı ile bizi 15 yıldan beri mutsuz ediyor. Öncelikle laik cumhuriyeti benimsemeyen iki lider halkın oyları ile bir biri ardı sıra cumhurbaşkanı oldular. Atatürk’e karşı en ağır hakaretler onların zamanında yapıldı. Cumhuriyet bir reklam arası ya da kapatılacak parantez olarak tarif edildi. Liderlerden biri dindar ve kindar gençler yetiştirmek isterken öteki İslama aykırı yasaların değiştirileceğini söylüyordu. Kindarlıkla kastedilen açıkça laikliğe cumhuriyete karşı olmaktı.

Üniversitede ilk defa türbanlı ve erkek eli sıkmayan kızlarımız oldu. Onların inançları ile ilgili istekleri bununla sınırlı kalmamıştır. Üniversitelerimizde örtünmeyen kadınları fuhuş davetçisi olarak gören, müziğin her türlüsünü günah sayan profesörlerimiz oldu. Sokağa yalnız çıkan kadınlar rastladıkları her erkekle zina etmiş sayılır diyen eğitimcilerimiz oldu. 6 yaşında kız çocukları evlenebilir diyen fetvalara tanık olduk. Bir felsefe öğretmeni beden eğitim dersinde eşofman giyen kız çocukların tahrik edici olduğuna işaret etti. Diyanet işleri başkanları fetvaları ile nişanlıların el ele tutuşmasının günah olduğunu, faks ve SMS ile boşamanın mümkün olduğunu, haram para ile hacca gidilebileceğini bildirdiler. Dahası saray koltuğuna kadar yükselen bir tarihçi keşke Yunan kazansaydı saltanat ve hilafet devam edecekti, 10 Kasımlarda Anıtkabir’e gideceğinize kenefe gidin, yakın bir gelecekte heykelleri arkamızda köpek leşleri gibi sürükleyeceğiz dedi. Orta okulda kapanma partisi gibi ana okulunda türban gibi her çeşit din bazlık yıllardır devam ediyor.

Sayın cumhurbaşkanı birlik beraberlik çağrısında bulunup her türlü muhalefeti ağır şekilde suçluyor. Eleştirilere en ufak hoşgörüsü ve cevabı yok. Büyük bir bilim adamı ve yazar, mimar Doğan Kuban “her köşedeki spekülatif ve plansız yapılaşma İstanbul’u ve bütün Türkiye’yi bu programı hazırlayamadan ekonomik çöküşe götürebilir” diyor.

“ Bugünkü hükümet politikaları kültür kısırlığı ile öğretim ve kültürün kalitesini düşürdü.Benimsenen öğretim programı okulları medrese düzeyine indiriyor” diye devam ediyor. Bir hakim hanımdan din baz hakimlerin göz zinasını bertaraf etmek için kadınlarla başlarını öne eğerek konuştuklarını dinledim. Ordunun cemaat işbirliği ile ne hale geldiğini generallerin %70′ nin Fetocu olduğunu hayretle şaşkınlıkla öğrenmiştik. Ama ne cumhurbaşkanından ne de partisinden bu saydıklarıma bir şey diyen olmuyor. Yaşamsal önemde sorunlardan söz ediyoruz. Cumhurbaşkanın bunları ciddiyetle titizlikle ele alması eleştiri yapan güvenilir insanları dinlemesi beklenmez mi?

Halkın bir nebze zevk alacağı yılbaşı kutlamaları yasaklanıyor. Bilge bir yazar, Tayfun Atay bu durumu toplumsuz devlet olarak tarif ediyor. Yine de İzmirliler büyük kalabalıkla yeni yılı coşku ile kutladılar. İstanbul’daki havai fişekleri sonradan gördük. Nişantaşı’nda coşku vardı.

Bitirirken, çok sayıda kitabı ile ünlü Pınar Kür bakın ne diyor;

Yetmiş küsur yıllık yaşamımda bu kadar acı ve umutsuzluk olmadı. Ülkemin geldiği duruma ağlıyorum. Keşke bu günleri görmeden ebediyete intikal etseydim. Çok sayıdaki gazeteci habercilikten dolayı hapiste. Sınırsız acılar yaşanıyor bu ülkede..Osman Kavala, Ahmet Şık ve yüzlerce benzerleri neden aileleri çocukları ile yılbaşı geçiremediler. Nedir suçları Allah aşkına? Adaletsizlik devasa bir soruna dönüştü. Bu yargı üzerinde görüş birliğine varılan bir görüştür.

Yineliyorum, Cumhurbaşkanının ve AKP yöneticilerinin bu sıraladıklarım için bir cevabı bir düşüncesi bir kaygısı yok mu? Bütün salonların, bütün meydanların ve TV kanalarının mutlak sahibi Türkiye’den sonra dünyanın gurur duyduğu!

İslam dünyasının lideri rolündeki, yorgunluk bilmeden yurdu ve dünyayı gezen Erdoğan, başlıca yaratıcısı olduğu bugünkü yeni Türkiye’nin çok sayıda masum insanın hak etmedikleri acılarına, yoksunluklarına neden olduğunu hiç düşünmez mi? Vicdanı ona hiçbir şey söylemiyor mu? Gücünü kuvvetini kutuplaşma değil bu ülkenin huzuru için gerçek bir birlik ve dayanışma için kullanamaz mı?

2018 de hukuksuzluğun ve çekilen acıların sona ermesini diliyor umudumuzu koruyoruz.

Prof.Dr.Coşkun Özdemir

Etiketler: » » » »
Share
364 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 2018 YILINA GİRERKEN TÜRKİYE

    03 Ocak 2018 Yazarlar

    Sevgili okurlar dostlarım yurttaşlarım, Yeni yılla birlikte hayatımın 89. uncu yılını yaşıyorum. Giderayak düşüncelerimi kaygılarımı ifade ediyorum demek yanlış olmaz. Hayata büyük umutlarla başlayan, cumhuriyetin altın dönemini yaşayan bir kuşaktanım. Büyük Atatürk ve cumhuriyet devrimleri ile çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkacağımıza inanıyorduk. Onu çok erken kaybettik. İnönü’nün yol açtığı çok partili düzenle birlikte hiç gecikmeden devrimlerden tavizler başladı. Bugüne kadar hiçbir iktidar Atatürk’ün uygarlık, çağdaşlık, akıl bil...
  • Hem ağladık, hem de güldük…

    03 Ocak 2018 Yazarlar

    Sanırım iki ay öncesi idi. Çalan telefonumu açtığımda beni "Kentimizde Cumhuriyete Sahip Çıkanlar" ödülüne aday gösterdiklerini ve özgeçmişimi rica ettiklerini söyledi genç ve huzur veren sesi ile bir hanım. Çamlaraltı Koleji'nin halkla ilişkiler uzmanı Pınar Kılıç imiş. Hemen özgeçmişimi yazdım ve istedikleri beş-altı fotoğrafımı da ekleyerek gönderdim. Beni pırıl pırıl genç öğretmen Semay Oba İnceoğlu aday göstermiş sağ olsun benimle birlikte altmışa yakın diğer adaylar ile birlikte. Üç aşamadan geçen ve yalnız öğrenci oyları ile yapılan s...
  • Zamanede Bir Hal Gelmesin Başa

    23 Aralık 2017 Yazarlar

    Sayısal verilerin etkileyici ve inandırıcı özellikleri vardır hadiseleri ve olayları dile getirirken. Tarihsel sürece bakıldığında milletler arası savaşlardan tutun da yapılan müsabakalara kadar bir çok alanda sayılarla ifade edilir durumlar. Misal İslamcı alimler yada dinen yeterliliğe sahip olduğunu iddia edenler Hz. Muhammed’in Veda hutbesini ve o gün ki kalabalığı noktasına virgülüne kadar anlatırlar. O günlerin Arabistan’ın da mevcut nüfusun en az yarısının yani 124 bin insanın o gün meydanda veda hutbesini dinlediği beyan edilir. Ya da...
  • ESKİLERDE ÇILDIR’ DA TARIM VE HAYVANCILIK

    14 Aralık 2017 Yazarlar

    Eskilerde Çıldır her yanı ile güzeldi. Her şey doğaldı. İnsanlar, hayvanlar, çevre, besin kaynakları, doğa, toprak, yediğimiz içtiğimiz hatta giydiğimiz her şey ama her şey doğaldı. Dolaysıyla yaşam doğal olunca hastalıklar vs. de çok görülmezdi. Kanser vb. hastalıkların esamesini duymazdık. Belki tek tük bir şeyler olurdu, ama onu da kimse bilmezdi. Bilmemekte güzeldi, çünkü olumsuz şeyleri bildiğinizde zaten moraliniz alt üst oluyor, dengeniz bozuluyor, ruhen ve bedenen zaten ölüyorsunuz. İnsanlara hastalıklarına bile doğal yollardan ilaçl...