logo

09 Ağustos 2017

Anısı olan üç gün…


Hülya Sezgin
hulyasezgin@hotmail.com

Geçtiğimiz hafta  bir sabah kahvaltımı yapmış oturuyordum. Telefonum çaldı. Arayan can arkadaşım Alin Tülay Özbek (Kazgaş). Daha hâlimi hatırımı bile sormadan “Bu gün ne yapıyorsun?” diye sordu. “Ne yapayım evdeyim” diye yanıtladım. “Çeşme’ye gidiyorum, haydi hazırlan seni de götüreceğim. Bir kaç gün kalırız, yarenlik eder, gezeriz.” dedi. Tülay Bornova’da oturuyor. Çeşme Çiftlikköy’de yazlığı. Ben tatil için Mordoğan’dayım. Kulağı ters göstermek gibi bir şey… gelecek beni alacak, geri Çeşme’ye yollanacak. Kıyamadım ona… “Olmaz gel burada kalalım” dedim. Kabullenmiş gibi göründü. Geldi, öğle yemeğimizi yedik. Meğer beni kandırmış. “Haydi hazırlan, gidiyoruz” dedi. Daha fazla dayanamadım. Küçük bir çanta hazırladığım gibi düştük yola.

Yarımada sahilden geze geze, sohbet ede ede yollanıyoruz. Ildır’da mola verdik. Harika bir manzaraya karşı demli çaylarımızla gözlemelerimizi yedikten sonra yeniden koyulduk yola. Akşama doğru Çeşme’deydik.

Çeşme Çiftlikköy’de güzel bir sitede zevkle döşenmiş evine vardık. Verandadan bütün İzmir ayağımızın altında… İzmir cayır cayır yanarken orası efil efil esiyor. Akşam yemeğimizi yedikten sonra indik sahile gezintiye…

Sabah fırından taze boyoz, gevrek (simit), tahanlı çörek aldık, kahvaltımızı yaptık. Öğle yemeğimizi de hazırlayalım dedik şimdiden. Bu arada vejeteryan olmuş istem dışı bizimki. Arkadaşının çiftliğinde yavru kuzuları gördükten sonra bir hal olmuş. Yiyemiyormuş et. Ben de ona kabak kavurma yaptım. Kabağı ince şeritler halinde dilimledikten sonra erişte makarnası gibi kesiyorum.. Zeytinyağında iki yumurtayı pişirip kabakları, bir domates ve bir yeşil biber ekleyip arada karıştırarak kavuruyorum. Harika bir lezzet. Pratik ucuz ve vejeteryanlar için besleyici bir yemek … Aynı şekilde yeşil biberi zeytinyağında hafif öldürüp üstüne çırpılmış yumurta kırarak da yapıyorum… o da süper bir kahvaltılık…

Eskiden buraları küçük köy evleri ve kavun tarlaları imiş. Fakat merkezi gezdiğimizde geçmişten kalan bir iki ev dışında pek eski ev göremedim. Oysa tarihin izlerini, geçmişte yaşanmışlığı anımsatan o sımsıcak evler de olsaydı daha hoş olmaz mıydı? Bir ahşap evi gene yakmışlar. Benim de içim yandı. Devlet “Tarihi eser, çivi bile çakamazsın!” diyor ama destek de vermiyor, kolaylık göstermiyor. Restore etme imkanı bulamayan sahibi de “Gözümün önünde çürüyüp döküleceğine yakayım da kurtulayım. Ölmeden yeni ev yapayım gün göreyim, para kazanayım” deyip çakıyor kibriti. Pek çok yerde ne yazık ki böyle oluyor. Değerlerimiz bir bir yok oluyor!..

Alin Tülay yaşam koçu astrolog, bu konuda hayli ilerlemiş, yol almış. Reikiden yoga eğitmenliğine kadar yapmış. İncecik zarif, naif, insana huzur ve güven veren sesi ile tane tane konuşur. Dertleşirsin içini dökersin. Bilgelikle dinler, doğru tespitlerle fikir verir ve yol gösterir. Geçtiğimiz aylarda kitabı “Yaşam Matrisi” raflarda yerini aldı. D&R’ da ve İzmir’de Yakın Kitapevi’nde  satışa sunuldu. Yıllardır danışanlarından edindiği bilgi ve deyimlerden yola çıkarak bu konuda kendi yolunu bulmuş. Yaşamın analizini korkuları, dengeyi, sezgileri, duygusallığı kendine özgü bir metotla tespit ediyor.  Kişilerin doğum günlerinden yola çıkarak kişilik sayılarını buluyor ve astrolojiyi de kullanarak ona göre analiz yaparak onların yaşam yolunda ayaklarına takılacak taşları kaldırmalarına, mutlu ve başarılı bir yol çizmelerine yardımcı oluyor. “Sana şu iyi gelir, şunlardan sakın” diyor. İş, eş, yaşama dair ip uçları veriyor. Falcılık gibi değil… bilimsel, kuantum bilgiler… Elbet benim özetlediğim kadar da basit bir değil konu… Kitabı okumak gerek…

Zamanında bankacılık da yapmış, büyük şirketlerde genel müdür yardımcılığı da… Biri uluslararası ticaret yapan bir şirket olduğu için on altı kez yurt dışına çıkmış… kimi zaman dil öğrenmek için üç ay kalmış, kimi zaman iş bağlantıları için daha kısa süre…

Yelki’de ben sergi açtığım gün o da bana eşlik etmiş ve okurları ile buluşarak kitabını imzalamıştı…

Neyse gelelim günümüze…

Akşama doğru Alaçatı’yı gezelim, oradaki evlerin fotosunu çeker, çarşıyı gezer, çayımızı içer döneriz dedik. Geldik Alaçatıya… Aracımızı park ettik… pıt pıt yağmur atıştırıyor, hava bulutlu. Ben “Dönelim” dedim. Onun içine sinmiyor. “Aman canım şeker miyiz?” diyor. Yağmur hızlanınca çabuk adımlarla aracımıza yöneldik. İçeri girmemizle yağmur şiddetlendi. Yolda silecekler yetişemiyor silmeye. . Doğa intikamını alıyor bizden. Bu mevsimde böyle yağmur!.. Yola çıktık yazdı, arabaya bindik sonbahar, dönüşümüz bir saat sonra ise kıştı…

Gülüyoruz… “Anımız oldu,  hiç unutmayız artık” diye eğleniyoruz. Eve geldik. Tv.de haberlerde İstanbul’u anlatıyor. Duvar çökmüş, yaralılar, kurtarma çalışmaları… hayat felç. Üzülüyoruz…

Çayımızı içip ısınırken “Yalnız eskiden yağmur İstanbul’da yağar, bir gün sonra İzmir’e gelirdi…  O da değişti, ne çabuk buraya geldi” diye konuşup şaşıyoruz…

Sabah erken  kalktım her zamanki gibi. Tülay henüz uyuyor canım arkadaşım… Sessizce aşağı kata indim, çayı koydum,  kahvaltıyı hazırladım. Verandaya çıktım. Güneş pırıl pırıl henüz yükseliyor. Deniz çarşaf gibi. Dün deliren, üstünde koyunların tepiştiği o değil sanki. Huzur ve sessizlik hakim… Karşıda rüzgar enerjisi değirmenleri döndükçe sanki zihnimi boşaltıyor… Huzur buluyorum…

Kahvaltımızı yaptık ve güzel anılarla Mordoğan’a yola koyulduk…

Hülya Sezgin / hulyasezgin@hotmail.com

Etiketler: » » » »
Share
494 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

#

Anısı olan üç gün…” için 1 yorum

  1. recep : diyor ki:

    Anısı olan üç gün…
    http://www.itvhaber.com/anisi-olan-uc-gun.html#.WYw8WXa07XI.twitter
    #HülyaSezgin #Yazar #Makale #Yeni #Yazı #TülayÖzbek #itvhaber

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 2018 YILINA GİRERKEN TÜRKİYE

    03 Ocak 2018 Yazarlar

    Sevgili okurlar dostlarım yurttaşlarım, Yeni yılla birlikte hayatımın 89. uncu yılını yaşıyorum. Giderayak düşüncelerimi kaygılarımı ifade ediyorum demek yanlış olmaz. Hayata büyük umutlarla başlayan, cumhuriyetin altın dönemini yaşayan bir kuşaktanım. Büyük Atatürk ve cumhuriyet devrimleri ile çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkacağımıza inanıyorduk. Onu çok erken kaybettik. İnönü’nün yol açtığı çok partili düzenle birlikte hiç gecikmeden devrimlerden tavizler başladı. Bugüne kadar hiçbir iktidar Atatürk’ün uygarlık, çağdaşlık, akıl bil...
  • Hem ağladık, hem de güldük…

    03 Ocak 2018 Yazarlar

    Sanırım iki ay öncesi idi. Çalan telefonumu açtığımda beni "Kentimizde Cumhuriyete Sahip Çıkanlar" ödülüne aday gösterdiklerini ve özgeçmişimi rica ettiklerini söyledi genç ve huzur veren sesi ile bir hanım. Çamlaraltı Koleji'nin halkla ilişkiler uzmanı Pınar Kılıç imiş. Hemen özgeçmişimi yazdım ve istedikleri beş-altı fotoğrafımı da ekleyerek gönderdim. Beni pırıl pırıl genç öğretmen Semay Oba İnceoğlu aday göstermiş sağ olsun benimle birlikte altmışa yakın diğer adaylar ile birlikte. Üç aşamadan geçen ve yalnız öğrenci oyları ile yapılan s...
  • Zamanede Bir Hal Gelmesin Başa

    23 Aralık 2017 Yazarlar

    Sayısal verilerin etkileyici ve inandırıcı özellikleri vardır hadiseleri ve olayları dile getirirken. Tarihsel sürece bakıldığında milletler arası savaşlardan tutun da yapılan müsabakalara kadar bir çok alanda sayılarla ifade edilir durumlar. Misal İslamcı alimler yada dinen yeterliliğe sahip olduğunu iddia edenler Hz. Muhammed’in Veda hutbesini ve o gün ki kalabalığı noktasına virgülüne kadar anlatırlar. O günlerin Arabistan’ın da mevcut nüfusun en az yarısının yani 124 bin insanın o gün meydanda veda hutbesini dinlediği beyan edilir. Ya da...
  • ESKİLERDE ÇILDIR’ DA TARIM VE HAYVANCILIK

    14 Aralık 2017 Yazarlar

    Eskilerde Çıldır her yanı ile güzeldi. Her şey doğaldı. İnsanlar, hayvanlar, çevre, besin kaynakları, doğa, toprak, yediğimiz içtiğimiz hatta giydiğimiz her şey ama her şey doğaldı. Dolaysıyla yaşam doğal olunca hastalıklar vs. de çok görülmezdi. Kanser vb. hastalıkların esamesini duymazdık. Belki tek tük bir şeyler olurdu, ama onu da kimse bilmezdi. Bilmemekte güzeldi, çünkü olumsuz şeyleri bildiğinizde zaten moraliniz alt üst oluyor, dengeniz bozuluyor, ruhen ve bedenen zaten ölüyorsunuz. İnsanlara hastalıklarına bile doğal yollardan ilaçl...