logo

27 Mayıs 2018

HZ. EYÜP SULTAN


Şükrü Altın
naksi40@hotmail.com

ÂŞIKLARIN TÜRBESİ

Sükût ettiler.

Tefekkür ettiler.

Aşkın makam-ı cemalini sürekli ziyaret ettiler.

Deniz kuşları hep üzerinden uçtu. Âdem’ce gözyaşı, Yunus’ça zikir, İsmail’ce teslimiyetle padişahlar atının dizginlerini hep o tarafa çekti. Bazen tebdil-i kıyafetle gidip türbesinin önünde diz çöküp Kur’an okudular. Her padişahın oraya eli değdi. Mübarek mekâna ilaveler yaparak bir hediye bıraktılar. Sevgili Nebi’yi evinde misafir eden, saçının bir teline zarar gelmesin diye çırpınan, O’nun canının emniyeti için can vermeye yemin eden Ebû Eyyûb’a minnettarlıklarını sundular âdeta.

Dua ve övgü söyleyen diller her gün kabrine dolup taştı. Ve tarihin 1400 yıl sonrasında bile…

O bize medeniyetin beşiği Medine’nin esintisi, o bize gül kokulu Muhammed’in gönül elçisiydi.

Kabrinin yanı başından geçen yaşlı bir nine ağlıyordu. Duaları top namlusu gibi dudaklarından yüreğine vuruyordu. Yanında elini tuttuğu on iki yaşlarındaki torunu vefasız dünyanın derdini unutmuş gibi duruyordu.

Yaşlı nine torununa dönerek, “O sevgili Peygamberimizin yüzünü gördü, Peygamberimizi evinde misafir edip O’nunla konuştu. Ya biz!?” dedi.

Çevresindeki insanlara dikkatle bakınan genç kız suskunluğunu bozup ağlayan ninesine bakarak, “Nine o Peygamberimizi gördü, öyle mi?” diye sordu.

“Elbette yavrum. Allah Resûlü onun evinde kaldı.”

“Demek ki bu türbe o kadar önemli…”

“Kızım tüm padişahlar burada törenle kılıç kuşandı, şehzade olarak gelip buradan sultan gitti.”

“Nine beni buraya niçin getirdiğini şimdi çok daha iyi anladım.”

Nitekim çağlar boyu süren kılıç kuşanma töreni tahta çıkmanın en önemli kuralları arasında yer alıyordu. Padişah muhteşem bir törenle Eyyûb Sultan Türbesi’ne giderken yanında sadrazamı, şeyhülislamı ve yeniçeri ağasını da götürüyordu. Ayrıca Peygamber Efendimizin soyundan gelen Seyyidlerin temsilcisi nakibüleşraf da orada bulunurdu. Padişah önce camide iki rekât namaz kılıyor, sonra da Şeyhülislam ve mübarek sahabenin kutlu mirası hürmetine Devlet-i Âliyye’nin muzafferiyeti için dua ediyordu. Arkasından Eyyûb Sultan Türbesi’ne geçiliyordu. Tekbirlerle Topkapı Sarayı’ndaki “Mukaddes Emanetler” Dairesi’nde saklanan Hz. Ebû Bekir’in kılıcı nakibüleşraf tarafından ipek bohçasından çıkartılarak Şeyhülislam’a sunuluyordu. O da âşıkların ağlayışları arasında tekbirlerle, dualarla padişahın beline takıyordu. Bu arada kurbanlar kesilip etleri de halka dağıtılıyordu.

Yapılan merasimle padişahlar bir nevi hükümranlıklarını Ebû Eyyûb el-Ensarî’nin huzurunda bütün dünyaya ilan ediyordu. Padişah’ın hep Allah ve Peygamber’in yolundan gideceğinin sembolik olarak ortaya konulmasıydı bu tören. Ve bunun yapılması için en uygun yer şüphesiz Ebû Eyyûb’un yanıydı. Allah’a iman, Peygamber’e biat etmiş Ebû Eyyûb’un…

Nine bir yandan duasını bitirip torununun elinden tutarak yürümeye çalışıyordu. Türbenin içi çok kalabalıktı. Ziyaret etmek için içeri girmek isteyenler mi dersin; içerinin manevi havasından ayrılmak istemeyenler mi dersin…

Eyyûb Sultan Türbesi’nin avlusunda gelinle damat buradaki huzurdan nasiplenmek için el ele gidiyordu. Çocuğunun elinden tutmuş bir başka anne ne beklentiler içindeydi kim bilir… Dilinde dualarla yürüyen insanların önünde kümeleşmiş güvercinler anlaşmışçasına hep bir anda havalanıyordu. Gökle yer arasındaki çetin sıratta yürüyenler hep o makamı ziyaret etmek istiyordu. Keza Eyyûb Sultan Türbesi serden geçmenin, gönülden inanmanın tezahürüydü. Türbede huzur, insanı iliklerine kadar sarmaya başlıyordu. İçeri girince manevi iklimin etkisiyle geçmiş yıllara yolculuk, çıkınca ise özlem kaygısı başlıyordu.

Bugün hadisleri hafife almak, ümmetin gözünden düşürmek için gayret edenlere inat, hadisin hayatta nasıl uygulanacağı konusunda mükemmel bir örnekti Eyyûb Sultan.

İstanbul’da kendi ismiyle müsemma ‘Eyüpsultan’ semtinde medfun bu mübarek zat bizlere ve bütün ümmete ilahî bir aşk, bir cihat heyecanı, bir dava şuuru vermekteydi. Mekânın manevi huzuru yemeklere katılan tuz misali, herkesin kalp sofrasına ekiliyordu.

Asırlardır türbenin önündeki ulu çınarın gölgesinde kimler ellerini semaya açmamıştı ki… Hepsi bir bir tarih oldu.

Allah’ım yeraltı odacığına giderken bizleri Sevgili Resûl’ün şefaati, Hz. Ebû Eyyûb’un dualarıyla teslim olmayı nasip eyle…

Âmin!

ŞÜKRÜ ALTIN

(Araştırmacı – Tarihçi Yazar)

 

(Diyanet Vakfı Yayınlarından çıkan HZ. EYÜP SULTAN kitabından…)

Etiketler: » » » »
Share
519 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kimse senin yerini tutmuyor baba!..

    18 Haziran 2018 Yazarlar

    Kimse senin yerini tutmuyor baba!.. Aklıma geliveren olur olmaz saçma sapan soruları bile sana sorardım. Sen sabırla benim anlayacağım dilde bana anlatmaya çalışırken ben “Benim kızım ne kadar akıllı” diye düşündüğünü düşünür ve kendimle gurur duyardım... Benim kızım şahin derdin. Neden dediğimde “Şahin kol üstünde taşınır da ondan. Benim kızım da kol üstünde yukarılarda olacak her zaman” diye de eklerdin. Hani beni bir kilo soğan zarı toplayana verecektin? Bir kilo soğan zarını ne yapalım, ne işimize yarar?” dediğimde “Bir kilo soğan za...
  • HER ŞEYİ GÖRDÜM!

    11 Haziran 2018 Yazarlar

    Evet, gördüm her şeyi gördüm. İnsan yaşamı koskocaman, upuzun bir zaman dilimi. Tabi ki uzunca yaşayabilenler, ömrü uzun olanlar için. Daha bebekken, çocukken, gençken, orta yaştayken, biraz yaşlanmışken ve artık gücü takati kalmamışken, hatta Allah’ım bana ve bakanlarıma ızdırap çektirme diye ölümü bile kurtuluş sayanları da gördüm. Onlar için yaşam da çok kısa. Ahlaklı insanları da ahlaksızları da gördüm. Aptalları da akıllıları da gördüm. İnsan olanları da; hayvana hakaret olur diye hayvan adı dahi anılamayacak olanları da gördüm...
  • İki devlet, bir millet kardeş Nahçıvan…

    02 Haziran 2018 Yazarlar

    "Bu kez benim yerime bir başkası görsün o güzel yurdu" diye düşünsem de davet gelir gelmez dayanamayıp hemen biletimi alıyorum... Nahçıvan'dan söz ediyorum. O güzel yurttan... iki devlet-bir millet kardeş ülkeden... Daha önce iki kere daha gitmiştim ve hem Nahçıvan'ı hem de Nahçıvanlı kardeşlerimizi çok sevmiştim. Dayanamayıp koşa koşa bilet almam da işte o yüzden... Bu kez festivalin adı "Umummilli Lider Haydar Aliyev'in 95. yaş günü ile ilgili "Nahçıvan-beşeriyetin beşiği IV. uluslararası Resim Festivali" Nahçıvan'ı önceleri Azerbaycan'...
  • HZ. EYÜP SULTAN

    27 Mayıs 2018 Yazarlar

    ÂŞIKLARIN TÜRBESİ Sükût ettiler. Tefekkür ettiler. Aşkın makam-ı cemalini sürekli ziyaret ettiler. Deniz kuşları hep üzerinden uçtu. Âdem’ce gözyaşı, Yunus’ça zikir, İsmail’ce teslimiyetle padişahlar atının dizginlerini hep o tarafa çekti. Bazen tebdil-i kıyafetle gidip türbesinin önünde diz çöküp Kur’an okudular. Her padişahın oraya eli değdi. Mübarek mekâna ilaveler yaparak bir hediye bıraktılar. Sevgili Nebi’yi evinde misafir eden, saçının bir teline zarar gelmesin diye çırpınan, O’nun canının emniyeti için can vermeye yemin ede...