logo

22 Kasım 2017

İHTİYAÇ MI, SÜSLEME Mİ?


Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
İnsanların yaşamlarında çeşitli şekillerde ihtiyaçları olur. Bu ihtiyaçların bir bölümü yani olmazsa olmazı olan doğal ihtiyaçlar, bir bölümü de şartları uygun olduğunda keyfe keder yapılan harcamalarla karşılanan ihtiyaçlardır. Aslında bu ikincisine ihtiyaç demek te doğru değildir.
Toplumun mihenk taşı olan aile, ailelerin oluşturduğu küçük sosyal guruplar- sosyal topluluklar, mahalleler, köyler, ilçeler, iller ve ülkeler biçiminde genişler. Aileden başlamak kaydıyla tüm toplumların ya da sosyal gurupların her birinin ayrı ayrı olmak üzere değişik doğal ihtiyaçları vardır. Doğal ihtiyaçlar bütçelerin elverdiği ölçüde zorunlu ve öncelikli ihtiyaçlar şeklinde sıralanır. Yani doğal ihtiyaç ta olsa öncelik sırası olur bu ihtiyaçların. Mesela; yeme-içme en öncelikli, giyinme-örtünme ikinci öncelikli, barınma üçüncü öncelikli vb. şekilde devam eder öncelikler. Yani aç olan bir insana bisiklet vermek onun için hiçbir anlam ifade etmez. Ya da susuz kalmış bir canlıya ev vermek te bir şey ifade etmez. Doğal ihtiyaçlar karşılandıktan sonra da arta kalan ekonomiyle zevk alacağınız veya mutlu olacağınız bir takım şeyleri yapabilir ya da alabilirsiniz. Bu anlatımlardan sonra ben şuraya gelmek istiyorum. Toplumların ve toplumu yöneten kişi veya kurumların da öncelikleri olmalı diye düşünüyorum. Yani her işin bir planlaması olmalı. Bu planları uygularken de ekonomisine ve önceliklerine uygun davranmaları gerekmektedir. Örneğin; bir kentin ve o kentte yaşayan toplumun ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlarda da öncelikleri olmalıdır. Mesela su doğal bir ihtiyaçtır ve su şebekesinin o şehrin ihtiyacını karşılayacak boyutta olması gerekmektedir.
Atık su, kanalizasyon sistemleri, yağmur sularını toplama kanalları o kentin en öncelikli sorunu olmalı. Olmalı ki, bir yağmur yağdığında şehir ortasında seller oluşmamalı, kanalizasyonlar taşmamalı, taşıp evleri ve işyerlerini doldurmamalı. Elektrik, doğalgaz, toplu taşıma vb. en doğal ihtiyaçlar öncelikli olarak karşılanmalı. Bu ve buna benzer doğal ihtiyaçlar karşılandıktan sonra da kalan ekonomiyle değişik alanlara yatırımlar yapılmalı. Toplumun ortaklaşa yararlanabileceği parklar, bahçeler, spor ve oyun alanları inşa edilmeli.
Yukarıda saydığım tüm bu yatırımlar ve ihtiyaçlar neyle veya nereden karşılanıyor? Tabi ki halkın verdiği vergilerden. Peki benim verdiğim vergi ile benim tüm doğal ihtiyaçlarım karşılandı mı ki yine ben ve benim gibi vergi veren milyonlarca insanın paraları yol kenarlarına süs olarak harcanıyor. Bir kentin temiz, düzenli, güzel ve estetik görünümü her insanın ya da her her toplumun istediği ve arzu ettiği bir durumdur. Ancak bu gibi güzellik ve estetik olayı halkın parasını çarçur etmeden, boşa harcamadan anlamlı ve güzel projelere kullanılmalı. Burada sözüm tabi ki belediyeleredir. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ nin uygulamasını hiç mi hiç doğru bulmuyorum. Benim gibi olarca insanın olduğunu da biliyorum. Özellikle E-5 ya da D-100 diye adlandırılan karayolunun kenarlarında ya genişletme ya da yan yol yapımı sonrasında oluşan toprak alanlar önce betonla kaplanıyor, sonra demir ağlarla örülüyor daha sonra üzerine tahta, plastik, taş, çim, ağaç vs. malzemelerle kaplamalar yapılarak sözüm ona süslemeler yapılıyor. E güzel de be kardeşim o toprak alanları daha basit ve daha ucuz malzemelerle hatta daha doğal malzemelerle yeşillendirme yapamaz mısınız? Elbette ve bal gibi de yaparsınız. Ama bu kez milyarlarca lira harcamazsınız. Hem vatandaşın parası da çöp olmaz. Bence buralara sırf birilerine iş çıkarmak, ekonomik fayda sağlamak yerine her şiddetli yağmurda taşan dereleri, kanalları, kanalizasyon kanallarını, atık su ve yağmur suyu sistemlerini, mazgalları vb. gibi sorunları giderecek olan yerlere harcasanız daha güzel olmaz mı? Daha güzel ve de daha yararlı olacağı düşüncesindeyim.
Bence devletimizin önceliği ihtiyaçlar olmalı, süslemeler olmamalı. O süslemeler yerine okul, cami, yurt, pansiyon, lokal, kurs merkezleri, ihtiyaç sahiplerine barınma- sığınma evleri, rehabilitasyon merkezleri, madde bağımlıları için tedavi ve rehabilite merkezleri, kimsesizlere yeme-barınma ya da iş ihtiyaçları karşılanmalı.
Ama şuna inanıyorum ki, devlet planlamasında bu saydıklarım öncelikli olarak sıralanmıştır. Ancak ne hikmetse yerel yönetimler bu tip sorunlara uzak kalıp, keyfe keder yerlere harcama yapıyor. Bu yazdığım yazı aslında sadece E-5 kıyısıyla ilgili değildir. E-5 örnek olsa da keyfe keder harcama yapan parti ayrımsız tüm belediyeleredir. Paralarımızın doğru yerlere harcanması dileğiyle!
Yaşar GELER
Uz. Eğitimci-Yazar

Etiketler: » » » »
Share
553 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Nuh Peygamber’i şaşırtacak yer Belo Blato…

    05 Temmuz 2018 Yazarlar

    Sanırım Nuh Peygamber oraya gitse idi ilk işi hemen gemisini yapmaya koyulmak olurdu... Neden mi? Orası neresi mi? Sırbistan'da bir belde: Belo Blato... Bu Sırbistan'a ikinci gidişim. İlk kez, Stara Moravica'ya, sanat kolonisine davetli olarak gitmiştim. Şimdi gittiğim yer ise Belo Blato. Belgrad'a araçla bir saatlik uzaklıkta. Koloninin kuratörü benim tatlı kardeşim Julianna Illes Major olan resim çalıştayına davet Belo Blato belediye başkanı ve organizatör Miroslav Markus'tan geldi. Bu kez üç Türk davetliyiz. Tekirdağ Namık Kemal Ünive...
  • Kimse senin yerini tutmuyor baba!..

    18 Haziran 2018 Yazarlar

    Kimse senin yerini tutmuyor baba!.. Aklıma geliveren olur olmaz saçma sapan soruları bile sana sorardım. Sen sabırla benim anlayacağım dilde bana anlatmaya çalışırken ben “Benim kızım ne kadar akıllı” diye düşündüğünü düşünür ve kendimle gurur duyardım... Benim kızım şahin derdin. Neden dediğimde “Şahin kol üstünde taşınır da ondan. Benim kızım da kol üstünde yukarılarda olacak her zaman” diye de eklerdin. Hani beni bir kilo soğan zarı toplayana verecektin? Bir kilo soğan zarını ne yapalım, ne işimize yarar?” dediğimde “Bir kilo soğan za...
  • HER ŞEYİ GÖRDÜM!

    11 Haziran 2018 Yazarlar

    Evet, gördüm her şeyi gördüm. İnsan yaşamı koskocaman, upuzun bir zaman dilimi. Tabi ki uzunca yaşayabilenler, ömrü uzun olanlar için. Daha bebekken, çocukken, gençken, orta yaştayken, biraz yaşlanmışken ve artık gücü takati kalmamışken, hatta Allah’ım bana ve bakanlarıma ızdırap çektirme diye ölümü bile kurtuluş sayanları da gördüm. Onlar için yaşam da çok kısa. Ahlaklı insanları da ahlaksızları da gördüm. Aptalları da akıllıları da gördüm. İnsan olanları da; hayvana hakaret olur diye hayvan adı dahi anılamayacak olanları da gördüm...
  • İki devlet, bir millet kardeş Nahçıvan…

    02 Haziran 2018 Yazarlar

    "Bu kez benim yerime bir başkası görsün o güzel yurdu" diye düşünsem de davet gelir gelmez dayanamayıp hemen biletimi alıyorum... Nahçıvan'dan söz ediyorum. O güzel yurttan... iki devlet-bir millet kardeş ülkeden... Daha önce iki kere daha gitmiştim ve hem Nahçıvan'ı hem de Nahçıvanlı kardeşlerimizi çok sevmiştim. Dayanamayıp koşa koşa bilet almam da işte o yüzden... Bu kez festivalin adı "Umummilli Lider Haydar Aliyev'in 95. yaş günü ile ilgili "Nahçıvan-beşeriyetin beşiği IV. uluslararası Resim Festivali" Nahçıvan'ı önceleri Azerbaycan'...