logo

07 Mart 2018

Kapadokya’da bir Karlık Evi


Hülya Sezgin
hulyasezgin@hotmail.com

Sanırım altı ya da yedi yıl öncesiydi. Ankara Çağsav’da İzmir başkanı olduğum dernek adına stant tutarak resim sergisi açmıştık. Her gün heyecanla sanat merkezine geliyor, sanatçı arkadaşlarla oturup sanat, siyaset ve pek çok konu üzerine sohbetler ediyorduk. Ara ara da standları geziyor, yeni sanatçı dostlar ediniyordum. Bu on gün zarfında hâlâ dostluğumu sürdürdüğüm pek çok değerli arkadaşım oldu. Kimileri ile ise fcebookta arkadaş olup da henüz tanışmamışsak orada tanışıyorduk. Karlık Evi sahibi Abdullah Şen’de onlardan biri idi. Otelinde yaptığı resim çalıştayı sonrası yapılan resimleri sergiliyordu standında. Dostça, kardeşçe, sıcacık bir gülümseme sonrası başlayan keyifli sohbetimizden bir kaç saat sonra bey’li, hanım’lı hitap şekli “kardeşim” ve “ablam”a dönüşmüştü bile…

Aradan bir yıl geçti. Nevşehir Üniversitesi’nden “At resimleri” sergisi için davet almıştım. Üç gün üniversitenin davetlisi olacak, çevreyi gezecektik. Abdullah’a telefon edip geleceğimi, eğer zaman bulabilirse görüşebileceğimizi bildirdim. “Nerede kalacaksınız ablam?” diye sordu… “Üniversitenin misafirhanesinde” dedim. “Kaç kişisiniz?” İki arkadaşımla daha birlikte gidecektik. “Üç” diye yanıtladım. Karşıdan hiddetli bir ses “Benim otelim olacak ve benim ablam gelip misafirhanede kalacak haaa!… Gelir gelmez beni arıyorsun ve ben gelip sizi alıyorum” diye gürledi… “Peki!..” diyebildim…

Üç harika gün ve anı ile döndüm İzmir’e…

Onu uzun anlatmaya çalışıyorum çünkü benim sevgili kardeşim kendini anlatmayı pek sevmez. Gerçi uzun uzun anlatmaya zamanı da olmaz. Hep bir koşuşturma içindedir…

“Karlık Evi” Uçhisar’da Kapodakya’yı kuşbakışı gören otelinin adı. Otantik, kayaların içine oyulmuş gibi, ince zevkli mimarinin ürünü bir butik hotel. Büyükçe bahçesinde organik tarımın yapıldığı, gelen konukların kahvaltısında yiyeceği yumurtasını kümesten kendinin aldığı, bahçedeki kirazı dalından koparıp yediği, aynı zamanda sabah beşte eşsiz gün doğumu manzarasını seyrederken balkondan el değecek gibi yakın geçen balondakilere el sallayabileceği bir hotel. Canınız isteyince zaman zaman çalıştay için davetli gelen ressamlarla birlikte resim çalışabileceğiniz bir yer. Ayrıca sosyal projelere de kucak açan bir güzel yürek bu hotelin sahibi Abdullah Şen…

1-Abdullah Şen kimdir? Biraz tanıyabilir miyiz?.

Eczacıyım. Aynı zamanda Kapadokya’da ilk özel kolejin kurucusuyum. Kapadokya’yı çok seven bir Kapadokya aşığıyım.

2-Eczacısınız, aynı zamanda bir de eğitim kurumunuz var. Bütün bunlarla uğraşırken hotel işletmeciliği fikri nasıl doğdu ve adını neden “Karlık Evi” koydunuz, bir anlamı var mı?

Otel fikri Anadolu kültürünü konuklara yaşatmak ve Kapadokya’yı tanıtmak için yola çıkılan bir proje. “Karlık” bulunduğumuz Uçhisar kasabasının mahallesinin adı. Beldenin kuzey cephesi olduğu için bizim buralardan kar hiç eksik olmaz.

3-Karlık Evi’nin kuruluş amacı ve hizmet ilkeleri, beklentileriniz hakkında neler söylersiniz?

Anadolu Kültürünü ve misafirperverliğini sanat ile iç içe yaşatmak. Kültürlerin beşiği Kapadokya’yı dünyaya tanıtmak.

4-Pek çok sosyal proje ve pek çok üzücü hastalık türü var. Sizin kanseri, LÖSEV’i ve kanserli çocukları seçmenizin özel bir nedeni var mı?

Sadece onların tedavi süreçlerinde çorbada bir çimdik tuzum bulunsun misali…

5-Peki ya kanserli çocuklarla sanatı bir araya getirmek ve çocuklara ressamlarla resim yaptırmak fikri nasıl doğdu?

“Sanat İle Umuda Uzanan Eller” Lösemi tedavisi gören ya da tedavisi yeni biten çocuklarımızı, gençlerimizi Kapadokya’daki eviniz Karlık Evi’nde 3 gün misafir ediyoruz. Onları gezdiriyor, resim, çanak-çömlek yaptırıyor, hoşça vakit geçirmelerini sağlıyoruz. Kasım/Mart aylarında her ay bir grup 12 çocuğumuzu Kapadokya’da misafir etmekten onur duyuyor ve mutlu oluyoruz…

“LÖSEVE ELİNİ UZAT, HAYAT SANAT İLE YAŞASIN” Karlık Evi Butik Otel “Kapadokyadaki Eviniz” adı altında facebook sayfamızda etkinliklerimizi paylaşıyoruz.

6-Bu etkinliklerin dönüşü nasıl oluyor. Elbet pek çok unutamadığınız anınız vardır. Sizi derinden etkileyen birini anlatabilir misiniz?

Anılarımın hepsi birbirinden değerli olduğu için seçmem zor. Yalnızca şunu söyleyebilirim: Çocukların gözlerinin içindeki parıltıyı görmek beni mutlu ediyor…

7-Bu güne kadar kaç çalıştay yaptınız. Resimleri nasıl değerlendiriyorsunuz. Müze açmayı düşünüyor musunuz?

Bugüne kadar 15 i uluslararası olmak üzere 60 ın üzerinde Çalıştay yapıldı. Anadolu’da çağdaş sanatlar müzesi açmak istiyorum…

8-Sizin bir de bağ eviniz var. Gelen yakın konuklarınızı orada da ağırlıyorsunuz. Biraz anlatabilir misiniz?

Adı “Gönül Bahçesi” ve gönül dostlarını misafir ediyoruz orada. Doğa ile iç içe mutlu oluyoruz… Kendimiz pişiriyor, çalıp söylüyor ve keyifli sohbetler yapıyoruz…

9-Ütopyanız var mı, varsa nedir?

Sanat ve Barış…

Etiketler: » » » »
Share
675 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Nuh Peygamber’i şaşırtacak yer Belo Blato…

    05 Temmuz 2018 Yazarlar

    Sanırım Nuh Peygamber oraya gitse idi ilk işi hemen gemisini yapmaya koyulmak olurdu... Neden mi? Orası neresi mi? Sırbistan'da bir belde: Belo Blato... Bu Sırbistan'a ikinci gidişim. İlk kez, Stara Moravica'ya, sanat kolonisine davetli olarak gitmiştim. Şimdi gittiğim yer ise Belo Blato. Belgrad'a araçla bir saatlik uzaklıkta. Koloninin kuratörü benim tatlı kardeşim Julianna Illes Major olan resim çalıştayına davet Belo Blato belediye başkanı ve organizatör Miroslav Markus'tan geldi. Bu kez üç Türk davetliyiz. Tekirdağ Namık Kemal Ünive...
  • Kimse senin yerini tutmuyor baba!..

    18 Haziran 2018 Yazarlar

    Kimse senin yerini tutmuyor baba!.. Aklıma geliveren olur olmaz saçma sapan soruları bile sana sorardım. Sen sabırla benim anlayacağım dilde bana anlatmaya çalışırken ben “Benim kızım ne kadar akıllı” diye düşündüğünü düşünür ve kendimle gurur duyardım... Benim kızım şahin derdin. Neden dediğimde “Şahin kol üstünde taşınır da ondan. Benim kızım da kol üstünde yukarılarda olacak her zaman” diye de eklerdin. Hani beni bir kilo soğan zarı toplayana verecektin? Bir kilo soğan zarını ne yapalım, ne işimize yarar?” dediğimde “Bir kilo soğan za...
  • HER ŞEYİ GÖRDÜM!

    11 Haziran 2018 Yazarlar

    Evet, gördüm her şeyi gördüm. İnsan yaşamı koskocaman, upuzun bir zaman dilimi. Tabi ki uzunca yaşayabilenler, ömrü uzun olanlar için. Daha bebekken, çocukken, gençken, orta yaştayken, biraz yaşlanmışken ve artık gücü takati kalmamışken, hatta Allah’ım bana ve bakanlarıma ızdırap çektirme diye ölümü bile kurtuluş sayanları da gördüm. Onlar için yaşam da çok kısa. Ahlaklı insanları da ahlaksızları da gördüm. Aptalları da akıllıları da gördüm. İnsan olanları da; hayvana hakaret olur diye hayvan adı dahi anılamayacak olanları da gördüm...
  • İki devlet, bir millet kardeş Nahçıvan…

    02 Haziran 2018 Yazarlar

    "Bu kez benim yerime bir başkası görsün o güzel yurdu" diye düşünsem de davet gelir gelmez dayanamayıp hemen biletimi alıyorum... Nahçıvan'dan söz ediyorum. O güzel yurttan... iki devlet-bir millet kardeş ülkeden... Daha önce iki kere daha gitmiştim ve hem Nahçıvan'ı hem de Nahçıvanlı kardeşlerimizi çok sevmiştim. Dayanamayıp koşa koşa bilet almam da işte o yüzden... Bu kez festivalin adı "Umummilli Lider Haydar Aliyev'in 95. yaş günü ile ilgili "Nahçıvan-beşeriyetin beşiği IV. uluslararası Resim Festivali" Nahçıvan'ı önceleri Azerbaycan'...