logo

17 Eylül 2017

Manastır’ın ortasında var bir havuz… Makedonya…


Hülya Sezgin
hulyasezgin@hotmail.com

Balkanlarda pek çok ülkeye resim festivali ve çalıştayı için davetli gitmiş, gezmiş, oraları görmüştüm. Ancak Makedonya’ya kısmet olmamıştı ve çok merak ediyordum. Nihayet bu yıl Kavadarci

Resim Festivali’nden davet geldi…
Pek çok ülkeden katılan değerli ressamların yanı sıra Türkiye’den katılımcı olarak bu kez yalnız olmayacaktım. Tekirdağ’dan Vahit Akan, Bursa’dan Şaban Okan, Çanakkale’den Vahid Novruzov, Mersin’den Olga Eren ile Gülçin Öntaş, Bodrum’dan Yusuf Tarım, İzmir’den Zeynep Salman, Şefkat İşlegen ve ben…

Olga ile İstanbul’da buluştuk ve ver elini Üsküp. Üsküp havaalanında bizi karşıladılar. Bizimle aynı uçakta gelen Vahid Novruzov ve eşi Sadegül hanımı da alarak aynı araçla Kavadarci’ye geldik… Otelin girişinde Vlademir bey güler yüzü ile karşıladı bizi. Olga dil bildiği için sıkıntı çekmiyorum. Sağ olsun tercümanlık yapıyor. Olga ile dostluğumuz ( artık dostluktan öte ana-kız… abla-kardeş gibi) on yıllık. O benim canım… Harika bir insan, iyi bir ressam, müthiş bir anne ve eş…
Kavadarci Üsküp’e 110 km. uzaklıkta bir il. Şarapçılık çok ileri olduğundan bağları ile ünlü. Bizi davet eden ve her yıl bu çalıştayı düzenleyen Vlademir Temkov da ressam. Köklü bir aile Temkov’lar… Otelleri, restoranları, bağları var… Eh sanatı da sevince yirmi yılı aşkındır dünyanın pek çok yerinden ressamları ağırlıyorlar…
Sabah erken uyanıp Olga ile yürüyüşe çıkıyoruz. Etraf yemyeşil… ceviz ağaçları, böğürtlenler, elmalar ve bağlarda iri kara üzümler… Yukarıda bir bağ kulübesi görüp fotoğrafını çekiyorum ve sonra resimliyorum… İkinci tablo olarak da bir salkım üzüm yapıyorum… Vlademir bey mutlu oluyor.Tuvalimin başında resim yaparken elimi öperek teşekkür ediyor…
Herkes kendi tarzında, konusunda, tekniği ile çalışıyor. Sık sık dolaşıp çalışmaları inceliyorum. Dünya resim sanatı nerede?.. Nasıl çalışıyorlar öğrenmeye çalışıyorum.
Olga beş yaşındaki yeğenini elmayı ısırırken, bir de kediciğini resmediyor. Bir şirin oldu ki sormayın… Vahid Novruzov iyi bir portre ressamı… kimseyi kıramıyor.. bir kaç portre yaptı. Şaban Okan’da farklı tarzı ile harika çalışıyor… Herkes kendi dalında iyi ressam… Yusuf iki gün geç geldi. Büyük tuval kalmamış. Küçük çalışmak hoşuna gitmiyor. Ellerinde bir büyük tuval var ama o da çok büyük… 200×150 cm. “… olsun çalışırım” diyor. Ama o boy tuval ne şovaleye sığar , ne de  başka yere… havuzun kenarında duvara dayadı… Önünde sardunyaları ile muhteşem penceresini boyalarını attıra attıra resmettikçe herkes merakla ve hayranlıkla izledi….

Balkanların en büyük şarap fabrikası bizde de ürünleri satılan Tikveşli şarap fabrikası davet ediyor bizi. Otelimize pek uzak değil… biz yürüyerek gidiyoruz. Yollar ağaçlık, yeşillik… bağlar var… girişte pek çok römorkör ile kasa kasa üzümler sıralanmış… fabrika 1800 lü yıllardan kalma taş bina. Büyük yeşillik alanı var. İçinde mermer heykeller, kocaman tahta şarap fıçıları… Bir yetkili tek tek anlatıyor, bilgilendiriyor. İçerde koca koca tanklarla şaraplar fermante oluşumuna bırakılmış. Yetkililer tek tek açıp ölçüm ve tadım yapıyor, raporluyor. Mahzende binlerce ahşap fıçıda şaraplar yıllanmaya bırakılmış. Taş bir salona geçiyoruz. Kokteyl masaları hazırlanmış… Beyaz, pembe, kırmızı şaraplar tadılmak üzere hazırlanmış…

Şaraplık kara üzüm üç öğün soframıza konuluyor. Lezzetli ve mis gibi de kokulu… bol bol yiyoruz…
Üçüncü gün Şaban beyin eşi Ferişte hanım ile Vahid beyin eşi Sadegül hanım ressam olmadıkları için sıkılıyorlar ve mutfağa geçtikleri gibi bize tepsi tepsi su böreği yapıyorlar. Börek kapışanın elinde kaldı… Bu iki güzel aile ile kaynaşıyoruz. Birbirimizi kardeş belleyip karşılıklı davet ediyoruz. Beylerin ikisi de mükemmel insanlığın yanı sıra harika ressam, hanımlar da öyle çok iyiler, kafa dengi… Bu çalıştayda en büyük kazançlarımdan biri de onlarla tanışmam…
Akşam uluslararası folklor festivaline gidiyoruz. Harika bir görsel şölen… Olga telefonu ile facebook üzerinden naklen yayın yapıyor… Teknoloji pek çok şeye imkan veriyor artık. Kimi arkadaşlarımız da Türkiye’den izlediler bizimle birlikte… Sonraki günlerde müzeye bir resim, bir de fotoğraf sergisine daha gittik…

Buraya kadar gelmişken Manastır’ı ve dillere destan Ohrid’i görmeden olur mu?
Sağ olsun Tekirdağ’dan aracı ile gelen Vahit Akan ağabeyim bizi gezdirmeyi teklif etti. O buraları iyi biliyor, sık geliyor. Vlademir beyle de samimi. Seviniyoruz. Olga, Yusuf ve ben haşlanmış yumurta, peynir, börek ayran, su, üzüm gibi yiyecekleri torbamıza yüklendiğimiz gibi aracımızla sabah erken çıkıyoruz yola…
Vahid ağabeyim koyuyor bir de teybine Türk Sanat Müziği CD.sini… şarkı söyleye söyleye ver elini Manastır. Rumeli türkülerine konu Manastır’ın ortasındaki havuzu görüyoruz. Her yer çiçeklerle bezenmiş. Çarşısını geziyoruz. Burada eskiden çok Türk yaşarmış. Zaman içinde göç etmişler.Kimi Osmanlı eserleri de yıkılmış, tahrip edilmiş. Osmanlı eserlerinden kalma bir saat kulesi var… zaman içinde tepesine haç dikmişler…
Yolun ortasında su birikmiş. Bir köpek susamış, kana kana içiyor. Bütün araçlar durdu… köpek çekilene kadar bekledi… Hayvana duyulan saygı çok hoşuma gitti. Derken birden bir davul sesi ile irkildim. Harmandalı çalıyordu… Havuz başına uzak olduğu için ne olduğunu anlayamadım…
Oradan Atatürk’ümüzün askeri okuluna gidiyoruz. Gezerken tüylerim diken diken… Hayatı ve yaptıkları büyükçe ekranda anlatılıyor bir bir… Türkiye’den pek çok tur gezginleri de bizimle… rehberleri anlatıyor. Biz de dinliyoruz. Gözlerim dolu dolu… sık sık tavanlara bakıyorum akmasınlar diye…
En son anı defterine şöyle yazıyorum:
“Büyük Ata’m, bu günlerde yurdumda kendini bilmezler senin heykellerine, şahsiyetine saldırdığı için şu an manevi huzurunda utanç duysam da bir Atatürk kızı olarak son nefesime kadar ilke ve inkilaplarına sahip çıkacağıma ant içerim- Hülya SEZGİN/İzmir-TURKEY”
Atatürk sevgisi saygısı işte böyle bir şey. .. Bugün düşman esaretinde olmayıp özgürlüğümüzü borçlu olduğumuz adama duyulan minnettir…

Oradan geçiyoruz Ohrid’e… büyük bir göl… yemyeşil bir alan… Kayıklar, tekneler… Elbet güzel ama benim Mordoğan’ımın, Güzelbahçe’min doğal güzelliğinden pek de fazla değil diye düşünüyorum. Ohrid incileri ile meşhur. Çarşıda kuyumcular… çeşit çeşit takılar. Ancak artık kültür incisi pek çok ülkede üretiliyor. Alacağım inci gerçek mi çiftlik mi ayırt etmem imkansız. Gerçek mi bilmediğim ve İzmir’de 15-20 liraya alabileceğim inciye para vermek istemiyorum. Kızıma sedef bir kolye ucu alıyorum…
Oradan kaleye çıktık. Eski Osmanlı mimarisi evler var yer yer… Balkonlarda biber kuruları asılı. Bir baskı resim ve sanatsal resimler satış dükkanını geziyoruz. Atatürk resimlerini görünce duygulanıyoruz.Yol boyu gene her yer yeşil… ağaçlık… tepeden Ohrid manzarasını doyasıya seyrediyoruz…

Artık akşam oluyor. Yola düşüyoruz. Zaman kaybetmeyelim, daha çok gezelim diye yemek yememiştik. Zaten torbada yiyeceklerimiz de vardı. Ama artık acıkmıştık. Şehir dışında ağaçlık bir alana oturduk, piknik yapıyoruz. Aman ne tatlı geliyor o domates, peynir, börek, sosis… Hâlimize bakıp bakıp kahkahalarla gülüyoruz…
Dönüş yolunda yön tabelası pek yok… bocalıyoruz… arada gördükçe de Vahit ağabey “Ben tabela çok severim” diyor. Gülüyoruz. Haklı… Mısır, tütün, karalahana tarlaları yol boyunca… derken otelimize ulaştık…
Akşam güzel bir restoranda yemek yedik.Folklorcu gurup da bizimle idi. Yemek faslı bitince salona girmekte olan ve “Güüüm” diye kuvvetlice vuran davulun sesi hepimizi korkuttu. Ona zurna, akordiyon da eklendi. Çalan parçalarla folklorcular kalabalık bir gurup halay benzeri oynamaya başladılar. Kimi çalan şarkılar Makedonca olsa da bize pek yabancı değildi… “Kalenin bedenleri… şinanay yavrum şinanay…” arkadan “Dondurmam var kaymaklı” idi bal gibi de çalan şarkılar. Ben de neşelendim, onlarla birlikte Türkçe sözlerle söyledim… Bizden kimi arkadaşlar da onlarla oynadılar…
Olga kediciklerini sayıklıyor, özlemiş… herkese fotoğraflarını gösteriyor tek tek …

Sabah erken dönüş yolculuğu… evime varınca ilk işim çaydanlığı ocağa sürmek olacak. Divana uzun oturmuş, burnumda buram buram tüten mis gibi demli çayımı keyifle yudumlarken güzel anılarımı anlatacağım sevgili eşim Hikmet’e…

Mutluluk, huzur, aynı dili (sanat) konuştuğumuz sevdiklerimizle (yerli-yabancı) keyifli sohbetler. .. yeni dostluklar… kardeşlikler… sanatta daha ilerleme, öğrenme… pek çok dertten arınma, zihin boşalması, benim için çalıştayın anlamı…

Etiketler: » » » »
Share
236 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

#

Manastır’ın ortasında var bir havuz… Makedonya…” için 1 yorum

  1. recep : diyor ki:

    Manastır’ın ortasında var bir havuz… Makedonya…
    http://www.itvhaber.com/manastirin-ortasinda-var-bir-havuz-makedonya.html#.Wb_Q-tKxIuM.twitter
    #Manastır #Makedonya #Havuz #Hülya Sezgin #Makale #itvhaber

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÇOCUĞUN BİRİ YUMURTA ÇALMIŞ!..

    27 Eylül 2017 Yazarlar

    Haberlerde izlemişsinizdir. Çanakkale'de bir ilköğretim okulunda çocuğun biri oyun oynamak için okulun diz üstü bilgisayarını almış, eve götürmüş. Bilgisayarın yok olduğu görülünce kamera kayıtlarından çocuk teşhis edilmiş ve yapılan tören sırasında okulun müdürü 10 yaşındaki çocuğu "hırsız" diye teşhir ederek "Bu arkadaşınızı cezalandırarak konuşmayın" demiş... Çocuğun babası da okul müdüründen şikayetçi olmuş ve müdür hakkında soruşturma başlatılmış. Televizyonda haberlerde baba kameralar karşısında müdürden şikayetini dile getiriyordu!.. ...
  • ATATÜRK DİYOR’Kİ

    25 Eylül 2017 Yazarlar

    - “Çalışmadan ,yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; Önce haysiyetlerini daha sonra hürriyetlerini ve daha sonrada istiklâl ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar” * Kurşunlu Belediye Başkanı Sn. Şakir KAYMAK  Atatürk’ün bu sözünden ilham alarak .. Kurşunlu ilçemizin  “misyon” ve “vizyonunu” belirlemiş ve çalışmalarına başlamıştır. MİSYONU: Kurşunlu ilçe sınırları  içerisinde,Yerel,Ulusal ve Küresel imkanların tümünden faydalanarak; Altyapı ve kurumsal gelişimini tamamlamış, hizmet sunumunda öncü ve lider olmuş bir be...
  • Manastır’ın ortasında var bir havuz… Makedonya…

    17 Eylül 2017 Yazarlar

    Balkanlarda pek çok ülkeye resim festivali ve çalıştayı için davetli gitmiş, gezmiş, oraları görmüştüm. Ancak Makedonya'ya kısmet olmamıştı ve çok merak ediyordum. Nihayet bu yıl Kavadarci Resim Festivali'nden davet geldi... Pek çok ülkeden katılan değerli ressamların yanı sıra Türkiye'den katılımcı olarak bu kez yalnız olmayacaktım. Tekirdağ'dan Vahit Akan, Bursa'dan Şaban Okan, Çanakkale'den Vahid Novruzov, Mersin'den Olga Eren ile Gülçin Öntaş, Bodrum'dan Yusuf Tarım, İzmir'den Zeynep Salman, Şefkat İşlegen ve ben... Olga ile İstanbul...
  • ADİL, OBJEKTİF ÖLÇME SİSTEMİ GELECEKSE; TEOG KALKSIN

    17 Eylül 2017 Yazarlar

    Erdoğan’ın açıklaması ile gündeme gelen TEOG'un kaldırılmasına olumlu bakan eğitimciler, adil ve objektif bir ölçme değerlendirme sisteminin gereğine de işaret ediyor. Recep Kenan/itvhaber.com Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren TEOG’un kaldırılması isteğini dile getirmesi eğitim camiasından tartışmaları ve arayışları da beraberinde getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, TEOG sınavının kaldırılacağını açıkladığı TV programında konuyu Başbakan Binali Yıldırım'la görüşeceğini ifade etmişti. CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN BAŞB...