logo

08 Haziran 2017

Zeytinyağlı yiyemem amaaaan…


Hülya Sezgin
hulyasezgin@hotmail.com

Bu yazımı 2003 yılında yazmışım ve anlıyorum ki bu ülkenin yararına her şey başkalarını rahatsız ediyor. ..
Sanırım beş ya da altı yaşlarındayım. Kabarık kloş etekli elbisemi giydim. Saçlarımı atkuyruğu yaptı annem, ucuna da kırmızı bir kurdele bağladı gene açmış gül gibi kabarığından. Ayağımda kırmızı rugan pabuçlarım. Kelebek gibiyim. Sevinçten uçuyorum. Elinden tuttum annemin, düğüne gidiyoruz. Çankırı’da o zamanlar düğün açıkhava sinemasında olurdu.  Yalnız kadınlar gelirdi düğüne. “Kör Hasan” lakaplı görme engelli bir şarkıcı amca çağırılırdı çalgıcı olarak. Bu amca elinde udu ön taraflara oturur, hem çalar, hem söylerdi. Görmüyor ya! Kadınlar rahat…

O günlerde moda bir türkü söylenirdi. İşte gene çalgıcı amca onu söylemeye başladı gittiğimiz düğünde de.

“Zeytinyağlı yiyemem amaaaan… basma da fistaaan giyemeeem aamaaaan…
Senin gibiii zaaaliiimeeeee… ben efendiiiim diyemeeeem aamaaan…”

Hasan amca udunun tellerine vurdukça vuruyor, kadınlar şakkıdı şakkıdı bir güzel oynuyor. Ben keyiften dört köşe… Az sonra üstümüze avuç avuç şeker atacaklar çünkü. Sandalyelerin arasından toplayacağım çokça. Hatta bazı teyzeler de kaptıkları şekerlerden bana verecekler. Ceplerimi tıka basa dolduracağım. E daha ne olsun o yaştaki çocuk için. Mutluluk bu!..

Benim öyle olur hep zaten. Bir şarkı dilime dolandı mı bütün gün onu söyler dururum. Hatta eski Türk filimlerinde de filmi seyrederken elimde kağıt kalem karanlıkta acele ile şarkı sözlerini yazardım. Sonra eve dönünce hep söylerdim. Elbet yazamadığım atladığım yerleri de kendime göre uydururdum…

Gene öyle oldu şarkıyı söylüyorum ama bu kez sözlerini anlamaya çalışıyorum
“Zeytinyağlı yiyemem…”
Hııımmm demek ki zeytinyağı iyi bir şey değil. Annem zeytinyağlı pişirirse yemiyorum.

“Basma da fistan giyemem amaaan…”
Rahmetli babam Sümerbank’tan çiçek desenli bir top basma alır annem ondan babanneme, kendisine, ablama ve bana elbise dikerdi. Kızılay dağıtmış gibi hepimiz bir örnek giyerdik elbiselerimizi. Sonra ablam isyan etti de babam farklı kumaşlardan ayrı ayrı kestirmişti elbiselik basmamızı. Hayatta artık basma elbiseyi giymem.Türküdeki kadın giymiyor ya! İyi bir şey olsa o giyerdi. Jarseler ne güzel… parlak parlak… ipek gibi kayıyor… Ondan isterim…

Aaah ah!.. Çocuk aklı işte… inanırdım… Oysa basma pamuklu, teri emer, sağlıklı… Jarse öyle mi ya! Ter emmez, üstelik terletir, sağlıksız naylon…

Geçtiğimiz günlerde okudum. Türkünün hikâyesini Prof.Dr. Kenan Demirkol ne güzel yazmış. Meğer işin içinde iş varmış. Buyurun okuyun:

“Marshal yardımının koşullarından biri Türkiye’nin ABD’den mısırözü yağı almasıdır.
Yine aynı dönemde yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek bir katliam yapılır.
Türk insanı zeytinyağından soğutularak mısırözü yağına ve margarine alıştırılır.
Bursa yöresine ait bu türkü 2 Kasım 1954 tarihinde İhsan Kaplayan’ dan kaynak gösterilerek Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiştir (THM Repertuar numarası 1133).

Marshall Planı 2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir.
Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı almıştır (wikipedia). ABD geçmişten beri dünyanın en büyük mısır üretici ülkesidir.
ABD birikmiş olan mısır dağlarını eritmenin bir yolu olarak mısırözü yağı ihracaatını keşfetmiştir.

Marshal yardımının koşullarından biri Türkiye’nin ABD’den mısırözü yağı almasıdır (Yeni Sömürgecilik Açısından Gıda Emperyalizmi, Osman Nuri Koçtürk, Toplum Yayınları, 1966).
Buna koşut olarak Türkiye’de ilk margarin fabrikası kurulur.

Yine aynı dönemde yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek bir katliam yapılır. Kalan zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağının büyük bölümü ABD tarafından Dolar karşılığı alınır ve mısırözü yağı TL karşılığı satılır.

Türk insanı zeytinyağından soğutularak mısırözü yağına ve margarine alıştırılır. Bu amaçla zeytinyağı “ısınırsa kanser yapar” gibi yalanlar uydurmaktan da geri kalınmaz.

Hâlbuki zeytinyağı halk ağzındaki deyişiyle dumanlaşma derecesi en yüksek (en zor yanan) sıvı yağlardan biridir.

Bununla da kalınmaz, kötülemek için tıpkı bugün yapılan halkla ilişkiler endüstrisi çalışmaları gibi “Zeytinyağlı yiyemem aman, basmadan fistan giyemem aman…” diye türkü sipariş edilir ve ülkenin en popüler türküsü yapılır.

Katı yağ/margarine mahkûm edilen halk, 20-30 yılda bir kaşık yağa bile muhtaç hâle getirilir.

Basma giyen kadınlar, plastik giysilerle tanıştırılır…”

İşte böyle ne acı değil mi? Merak ediyorum şimdilerde de HES RES hikayesi ile asırlık zeytin ağaçlarının sökülmesinin arkasından ne çıkacak acaba?

Etiketler: » » » » » » »
Share
334 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

#

Zeytinyağlı yiyemem amaaaan…” için 1 yorum

  1. recep : diyor ki:

    Zeytinyağlı yiyemem amaaaan…
    http://www.itvhaber.com/zeytinyagli-yiyemem-amaaaan.html#.WTmgQbzgOm4.twitter
    #Zeytinyağı #Zeytin #Yazar #Makale #HülyaSezgin #ZeytinAğacı #ZeytinyağlıYiyemem

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Anladın ama yanlış anladın canım arkadaşım!..

    11 Aralık 2017 Yazarlar

    Bir etkinlik sonrası idi... Bir kaç arkadaş verilen koktely masalarından birinin çevresinde toplanmış ikramları atıştırıyor, bir yandan da sohbet ediyorduk. Kimi arkadaşlarım bana övgüler dizmeye başladı "Aman Hülya hanımcım, maşallahınız var... Ne kadar güzel sanat etkinliklerine gidiyorsunuz. Yurt içi, yurt dışı bizi temsil ediyorsunuz. Hem de on parmağınızda on hüner. Ne güzel öyle turşular, zeytinler, tarhanalar, ekmekler yapıyorsunuz" peş peşe sıralanan bu övgüler karşısında hindi gibi kabarayım mı, yoksa mahcup olup kızarayım mı bocalarke...
  • İHTİYAÇ MI, SÜSLEME Mİ?

    22 Kasım 2017 Yazarlar

    İnsanların yaşamlarında çeşitli şekillerde ihtiyaçları olur. Bu ihtiyaçların bir bölümü yani olmazsa olmazı olan doğal ihtiyaçlar, bir bölümü de şartları uygun olduğunda keyfe keder yapılan harcamalarla karşılanan ihtiyaçlardır. Aslında bu ikincisine ihtiyaç demek te doğru değildir. Toplumun mihenk taşı olan aile, ailelerin oluşturduğu küçük sosyal guruplar- sosyal topluluklar, mahalleler, köyler, ilçeler, iller ve ülkeler biçiminde genişler. Aileden başlamak kaydıyla tüm toplumların ya da sosyal gurupların her birinin ayrı ayrı olmak üzere ...
  • Mersin’i sel bastı!..

    18 Kasım 2017 Yazarlar

    Uçaktan indik. Bir soğuk, bir yağmur; perona geçene kadar feleğim şaştı... Halbuki İzmir'de hava günlük güneşlikti... Mersin'i anlatıyorum. USSD (Uluslararası Sanatkarlar ve Sanatçılar Derneği)'nin geçtiğimiz hafta uluslararası bir ressamlar buluşması-resim çalıştayı oldu. Derneğimizin genel başkanı Olga Eren ben ise İzmir temsilcisiyim. Nevin Aytekin, Işıl Kesim ve Kader Damla yönetimde eniştemiz Abdurrahman Aytekin ise canla başla her ihtiyacımız için koşturuyor. Bu üçüncü çalıştayımız. Mersin Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile düzenliyor...
  • “ÇANKIRI’NIN BEY EFENDİSİ SELAMİ KAPLAN”

    13 Kasım 2017 Yazarlar

    Oğuz boylarından Türkmen soyundan, Sultan Alparslan’ın komutanlarından, Emir Karatekin’in feht ettiği , Yaranlar diyarı, havası sert İnsanlarının mert olduğu. 24 oğuz boyundan, Kayıların DODURGA beyliğinin bey efendisi Sn. Selamı KAPLAN 11.kasım .2017 tarihinde Allahın rahmetine kavuşmuştur. **** Osmanlı'da Yeniçeri Bayraktarlarından Âlimlere kadar çeşitli vazifeler ifâ etmiş atalara uzanan bir silsilenin evlâdıydı. Teşvikiye'deki çiftliklerinde ikâmet eden ama İngiliz işgaliyle birlikte, müstevlilere bayrak sallayanlardan iğrenerek, "Gâvur...