logo

15 Eylül 2017

7 Kardeşler dondurmacılı eski günler…


Hülya Sezgin
hulyasezgin@hotmail.com

Bu günlerde yaz yavaş yavaş yerini sonbahara terk ederken, çok sevdiğim dondurma ile olan anılarım canlandı.

Yıl 1970’ler. On bir-on iki yaşlarındayım. O zamanlar, İzmir Halilrıfatpaşa’da doksanbeşin kahvenin orada oturuyoruz. Her gün saat 12.00 ile 13.00 arası triportör ile gelen 7 Kardeşler Dondurmacısı’nı bekliyorum.
Yalnız ben değil, tüm aile ve bütün komşular. Büyük küçük herkes. O dönemler tek kanal radyo var yayın yapan. Adı bile TRT değil daha o zamanlar ve yalnız türkü ve Türk Sanat Müziği çalıyor.
Herkesin evinde pikap da (plak-çalar) yok, teyp de. Hatta daha kaset bile icat edilmemiş ki teyp olsun! Ancak o zamanlardaki adıyla pek çok fantezi müzik ve aranjman çıkıyor piyasaya. Çok hoşumuza gidiyor. Ama düğmesini çevirip dinleme imkanımız yok. Çünkü radyoda çalmıyor…

Biz de ne yapıyoruz. Haftada iki kere sinemaya gidiyoruz.
Bir de her gün 7 Kardeşler Dondurmacısını bekliyoruz. Çünkü o üç tekerli kasalı motorun üstünü kapatarak dondurma kazanını koymuş, bir de pikap almış ve her türden yeni müzikler ve aranjmanlardan oluşan plaklar çalıyor gezerken.
Pikabın sesi hoparlörle yükseltilmiş, sonuna kadar açılmış. Ajda Pekkan, Gönül ve Kamuran Akkor, Emel Sayın, Neşe Karaböcek, Erol Büyükburç dönemin bütün popüler sanatçılarının plağını çalıyor. Daha gürültü kirliliği gibi bir illet başımıza dert olmadığı için, bas bas bağırarak şarkı çalınması çok hoşumuza gidiyor !
Yedikardeşler’den Ahmet abi gelirdi bizim oraya dondurma satmaya. O zamanlar çok genç. Komşumuzun kızına da pek bir yanık olduğundan, bizim orada en güzel şarkıları çalar, daha fazla oyalanır, şarkı bitmeden gitmez ve elbet bize de komşu hatırı daha fazla dondurma verirdi…
Yukarıdaki semt Eşrefpaşa’da ise hem açık hava, hem de kapalı kışlık “Şenocak Sineması” vardı.. Annem rahmetli üç kardeş bizi alır, diğer komşularla birlikte çiğdem(ayçekirdeği), altımıza minder (çünkü tahta sandalyelerde bir yanlarımız ağrırdı), serin olursa diye de yün ceket alır , “tam teşekküllü Cevat Kelle” gibi giderdik sinemaya. İki film bir arada olurdu.
Film başlamadan önce gelecek hafta oynayacak film tanıtımlarının reklamları yapılır, tanıtılırken de “Filmi izlerken gözyaşlarına boğulacaksınız, yanınızda çarşaf getirmeyi unutmayın” falan diye filmin ne kadar acıklı olduğu anlatılırdı…
Bizi ne kadar çok ağlatırsa, o film o kadar iyi idi ve mutlaka gelinmesi gerektiğinden hemen oracıkta gelmek için sözleşilirdi komşularla…
Filmin beş dakika aralarında gene müzik çalar, böylece hem müzik ziyafeti çeker, hem de yeni çıkan parçaları bu şekilde takip eder, öğrenirdik. Arada bir de “gala gecesi” olurdu. Yani filmin başrol sanatçılarından biri veya birkaçı gelir, filmin yarısında aniden film kesilerek ışıklar yanınca hepimiz heyecandan ölürdük. Çünkü hayranı olduğumuz artistimiz şimdi canlı canlı karşımıza çıkacak, bizimle konuşacaktı.
Pek çok sanatçıyı bu yolla görmüştüm. Beni en çok heyecanlandıranı ise Rüştü Asyalı idi. Çünkü “Keloğlan” filmlerinin müdavimi olup, bayıla bayıla seyrederdim. Yıllar sonra emekli olduğum bankamın Balçova şubesinde çalışırken 7 Kardeşler müşterimiz, eşi Neşe hanım da sevdiğim bir arkadaşım olmuştu.
Bir bayram tatilinde o zamanlar Balçova’da butik sahibi arkadaşım Sevim hanımlarla birlikte Karaburun’a Neşe’lerin yakınında bir pansiyona tatile gittik. Hep birlikte eğlenerek geçirdiğimiz bu tatil sonucu, pek sevdiğim bu yerlerden ben de bir yazlık ev almaya karar vermiştim. Hatta eşim Hikmet, bir ara biz denize girerken daha önce satılacağını duyduğu, şimdiki evimin arsasını görmeye gitmiş, sonra beğenerek almıştık. Yani şimdi Mordoğan’da bir ev sahibi olmamda da 7 Kardeşlerin bir parça tuzu var. Şimdilerde ise o kalitede olan Narlıdere’de Nil Pastanesi’nin dondurmasını yiyorum yazları…
Ne güzel, ne neşeli günlerdi onlar… Şimdi de eskisi kadar olmasa da güzel, şimdi de zaman zaman neşeli. Ama o zamanlar çocuktum. Her şey daha saf, daha temiz, daha kaygısız, daha güzeldi…
Hülya Sezgin / hulyasezgin@hotmail.com

Etiketler: » » » »
Share
878 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

#

7 Kardeşler dondurmacılı eski günler…” için 1 yorum

  1. recep : diyor ki:

    7 Kardeşler dondurmacılı eski günler
    https://www.itvhaber.com/7-kardesler-dondurmacili-eski-gunler.html#.Wbwo_vMXnTQ.twitter
    #1970er #7KardeşlerDondurmacısı #İzmir #TRT #TürkSanatMüziği #TSM #HülyaSezgin

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İBB Tahsisli Saha Yurt Oluyor, Sırada Hangi Saha Var?

    15 Haziran 2019 Yazarlar

    Yüzlerce Ataşehirli gencin spor yaptığı, amatör sporcuların kullanabildiği az sayıda sahalardan biri daha gençlerin spor yapabildikleri yerler arasından çıkıyor. Recep Kenan/itvhaber.com Mahalle aralarında çok sayıda olan uluslar arası ünü yakalayan sporcuların bir çoğunun kaynağı olan arsa ve bahçeler bir bir yok oldu. Bir elin parmaklarını bile bulmayan sayıda kalan az sayıda spor alanları da bir bir amatör sporun kullanımından alınıyor. 1990'lı yıllardan bu güne İstanbul Site Spor'un kullanımında olan amatör spora hizmet veren spor ...
  • OTOPARK MI, CADDE PARK MI/SOKAKPARK MI?

    09 Haziran 2019 Yazarlar

    Otopark, kelime anlamıyla insanların otomobillerini vb. her türlü araçlarını kullanmadıkları zaman koydukları güvenli alanlardır. Park yerleridir. Bu güvenli alanlar, kimi yerlerde kişiler, kimi yerlerde ise kamu kurumları ve kuruluşları tarafından yapılır ve işletilir. Yıllar öncesinde bu park alanları çeşitli gayri resmi güç odakları aracılığıyla işletilirdi. Çok da sorunlar ve olaylar yaşanırdı. Yer işgali yüzünden çıkan olaylarda birçok insan yaşamını da kaybetmişti. Gerçi şimdide otoparkların ne kadar güvenli oldukları da ayrıca bir tar...
  • Noktalı virgül…

    31 Mayıs 2019 Yazarlar

    Elim kolum kalkmıyor, kolum kanadım kırılmış gibi... Ne yapacağımı, ne düşüneceğimi kestiremiyorum. Bildiğim tek şey var, o da çok üzgünüm. O duysaydı hemen öfkelenirdi ve derdi ki "Üzülmenin azı çoğu olmaz... üzülmek tekdir..." Ben de hemen karşı çıkardım "Fakat ben her şeye aynı oranda üzülmüyorum ki!" Ama artık o yok ve ben ona çok üzülüyorum. Gerçi bir yıla yakın zamandır da yok sayılırdı. Çünkü yoğun bakımda hastanede idi... Duayen gazeteci-yazar... hemşehrim, ağabeyim, Türkçe'nin efendisi, köşedaşım, bana Türkçeyi  iyi kullanmayı...
  • Noktal Virgül…

    30 Mayıs 2019 Yazarlar

    Elim kolum kalkmıyor, kolum kanadım kırılmış gibi... Ne yapacağımı, ne düşüneceğimi kestiremiyorum. Bildiğim tek şey var, o da çok üzgünüm. O duysaydı hemen öfkelenirdi ve derdi ki "Üzülmenin azı çoğu olmaz... Üzülmek tekdir... "Ben de hemen karşı çıkardım "Fakat ben her şeye aynı oranda üzülmüyorum ki!" Ama artık o yok ve ben ona çok üzülüyorum. Gerçi bir yıla yakın zamandır da yok sayılırdı. Çünkü yoğun bakımda hastanede idi... Duayen gazeteci-yazar... hemşehrim, ağabeyim, Türkçe'nin efendisi, köşedaşım, bana Türkçeyi iyi kullanmayı,...