logo

Baba gözlerimi kapat, gözlerimi kapat!..


Hülya Sezgin
hulyasezgin@hotmail.com

Yıllar öncesiydi… Kızım Senem Ankara Şerefli Koçhisar’daki üniversiteyi kazanmıştı. İzmir nere… Koçhisar nere… O zamana kadar anasının dizinin dibinden ayrılmamış canım yavrum otobüsle on saatlik yol uzaklığında okulda okuyacak… nasıl olacaktı…
Günlerce düşündük babasıyla… Geceler boyu uyumadık… Çözüm yoktu… Herkesin çocuğu nasıl gidip uzaklarda okuyorsa benim kızım da elbet yapabilirdi…
Okula kaydını yaptırdık… İyi güzel de nerede kalacak bu çocuk… Öğrenci yurdunda elbet…
Bu arada şu an yazımı yazarken sabah haberlerinde iç acıtıcı bir haber:
Erzurum Muratçayırı mahallesinde dört kızı olan bir baba çocuklarının okumasını istiyor. Ancak okula gitmesi için köprüsü olmayan bir çayı geçmek zorunda… dizinden yukarı boyda gürül gürül akan suda paçalarını sıvayıp teker teker sırtladığı kızlarını karşıya geçiriyor. Hırçın akan sudan korkan küçük kızı haykırıyor “Baba gözlerimi kapat, gözlerimi kapat!..”
Çocuk okutmak zor bu memlekette.  Öyle ya da böyle…
Neyse dönelim bizim meseleye…
Öğrenci yurduna başvurduk… yedeklerde sıra çıktı. Okula telefon ettim… “Bu ne demek?”
Yanıt geldi… “Efendim kaydını yaptırmaktan, ya da yurtta kalmaktan vaz geçen olursa boşalan yeri verebiliriz demek”
“Peki… ya kimse vazgeçmezse!”
Yanıt “……….”
Senem’i de aldığımız gibi bindik arabaya, düştük yola… önce kayıt yaptırmak için Aksaray’a gittik. Daha kayıt aşamasında türbanlı genç genç hanımlar sardı çevremizi. Sordular nerede kalacak diye… “Bilmiyoruz” dedik. Başladılar bir bir sıralamaya…
Dörder katlı kaloriferli, konforlu,  sıcak sulu yurtları varmış. Her öğrenci grubunun sorumlu olduğu ablaları varmış. Bu ablalar onların her şeyi, her ihtiyacı ile ilgileneceklermiş… anlattıkça anlatıyorlar… Bir de tatlı dilliler.
“Biz hele bir oraya gidelim, belki çözüm buluruz.” dememize rağmen ısrarla telefon numaramızı istiyorlar, kartlarını veriyorlar. Karşı koymak imkansız.  Kırmamak adına bir şey diyemiyoruz. En sonunda yanlış bir numara verdim de kurtulduk…
Yeniden düştük yola, vardık Koçhisar’a…
Okulun tam karşısı eski köy… Yeni yerleşim bir kaç km. uzakta, apartmanlar var. Köyde eski köy evleri…
Bakkallar herkesi tanır, her şeyi bilir dedik vardık köy bakkalına. Derdimizi anlattık.
Bakkal dedi “Burası köy, burda herkes kendi evinde oturur. Burda kiralık ev olmaz “
Kolumuz, kanadımız kırılmıştı…
Orada bulunan genç bir adam “Sizin durumunuza çok üzüldüm. Aynı bahçe içinde sırtsırta iki evin birinde biz, diğerinde babam yaşıyordu. Altı ay önce babam öldü. Eşyası da var. Eşime bir sorayım…” dedi, gitti…
Az sonra geldi. Eşi kabul etmiş.
“Bizim de üç çocuğumuz var.Onların duası bize yeter.” demiş. Bizi de aldığı gibi evine götürdü. Pırıl pırıl tertemiz yüzlü insanlar.  Eşi bize çay yaptı,  börek eşliğinde karnımızı doyurdu… Evi gösterdiler… daha iyisi Şam’da kayısı…
Üç yıl boyunca kızıma anne- baba oldular. Hâlâ selamlaşırız arada… Her aklımıza geldiğinde dilimizden “Allah razı olsun” u da eksik etmeyiz…
Biz şanslıydık, böyle vicdanlı iyi insanlara denk gelmiştik… ya ablalara emanet etseydik…
Onbeş Temmuz’da gördük sonuçlarını…
Siz okulu açar da, yurt sorununu çözmezseniz çocukları öyle cemaatin kucağına atmış olursunuz işte!…
Sonuçta demiştim ya:
“Çocuk okutmak zor bu memlekette.  Öyle ya da böyle…”
#hulyasezgin

Etiketler: » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BİR YUDUM MUTLULUK

    28 Eylül 2021 Köşe Yazıları

    Mutluluk, canlılara özel bir durumdur. Bu duyguyu insanlar, hayvanlar ve bitkilerin hepsi yaşarlar. Bir gramlık bir iyi niyet bile onları mutlu etmeye yeter de artar bile.       Mutluluk, canlıları iyi bir durum karşısında kendilerini iyi hissettikleri bir duygu patlamasıdır. Bu durum kendilerini iyi hissetmelerinin yanında, yükseklere uçmalarına, olağanüstü davranmalarına da yol açar. Mutsuzluk ise, bu saydıklarımın tam tersini ifade eder.       Bir garibanı, bir sokak yaşayanını düşünün neredeyse her şeye muhtaçtır. Ama bir dilim ekmek...
  • Baba gözlerimi kapat, gözlerimi kapat!..

    20 Eylül 2021 Köşe Yazıları

    Yıllar öncesiydi... Kızım Senem Ankara Şerefli Koçhisar'daki üniversiteyi kazanmıştı. İzmir nere... Koçhisar nere... O zamana kadar anasının dizinin dibinden ayrılmamış canım yavrum otobüsle on saatlik yol uzaklığında okulda okuyacak... nasıl olacaktı...Günlerce düşündük babasıyla... Geceler boyu uyumadık... Çözüm yoktu... Herkesin çocuğu nasıl gidip uzaklarda okuyorsa benim kızım da elbet yapabilirdi...Okula kaydını yaptırdık... İyi güzel de nerede kalacak bu çocuk... Öğrenci yurdunda elbet...Bu arada şu an yazımı yazarken sabah haberlerinde ...
  • KONUMUZ: AŞI

    13 Eylül 2021 Köşe Yazıları

    Küresel ölçekli Covid-19 pandemisi kasırgası içerisinde birçok çevrenin de aynı görüşte birleştiği gibi ben de inanıyorum ki bu Covid-19 virüsü bir laboratuvar üretimi sentetik bir virüstür. Malum iki yıldan beridir küresel ölçekli bir Covid-19 pandemisi kasırgası içerisinde debelenip duruyoruz. Evet, birçok çevrenin de aynı görüşte birleştiği gibi ben de inanıyorum ki bu Covid-19 virüsü bir laboratuvar üretimi sentetik bir virüstür. Bunu birçok bilim insanı da artık açık açık dile getirmektedir. Bunda anlaşılamayacak bir durum yok. Şu...
  • Emperyalizmin demokrasi anlayışı

    06 Eylül 2021 Köşe Yazıları

    ABD ve işbirlikçi diğer devler yani kısaca emperyalist devletler dünyanın neresinde bir miktar maden, petrol vb. kaynak görseler hemen oraya çullanırlar, günümüzdeki tabiriyle oraya çökerler. Bunu neredeyse yüz yıllardır yaparlar. Çünkü emperyalizmin, kapitalizmin ilkesi budur. Güçlü olup güçsüz ve gelişme gayreti içerisinde olan ülkeleri önce karıştırıp, bölüp sonra da parçalayacak. Daha sonra da kendine göre oluşturduğu kukla devlet yönetim modelleriyle yönetecekler. Artık bu tezi bilmeyen bir dünya ülkesi yoktur. Dünyanın tüm ülkeleri bu...