logo

02 Nisan 2017

Bir kızı olmalı insanın…


Hülya Sezgin
hulyasezgin@hotmail.com

yazar-ust-hulya-sezgin

İnsan evlenince çoluk çocuğa karışmak istiyor… Biz de evlendikten bir süre sonra bebeğimiz olsun istedik Hikmet’le… Nur topu gibi bir oğlumuz oldu. Adını Serter koyduk… Hikmet ben daha hastanede iken (O zaman arabamız yoktu) babasının motorsikletine atladığı gibi bütün akrabasını tek tek gezmiş “Oğlum oldu” diye müjdeyi vermişti…

Serter büyüdü… Arkadaşlarının hep kardeşleri var, bizimkinin yok!.. Üzülüyor… eksikleniyor… İlle de kardeşi olsun istiyor. Her akşam bankadan geldiğimde başımın etini yiyor… Üç yaşında falan.. En sonunda geçiştirmek için bir gün “Tamam annem” dedim. Nerden bilirdim az sonra pencere demirlerine tırmanıp karşıda kardeşi olduğu için kıskandığı yaşıtı Emre’ye “Emreeee… biliyomusuuuun… annem de bana kardeş doooracak!..” diye muştulayacağını… Duymamla koşup onu yakaladığım gibi pencereyi kapatmam bir olmuştu…

Bizim beyefendi geldi yedi yaşına… Hâlâ aklında… hiç unutmadı ki!.. yalnız o söyleye söyleye benim de aklıma sokmuştu kardeş meselesini. Ancak babamız istemiyordu… “Bunu zor büyüttük kreşlerde, hem oğlumuz da oldu, yeter!..” diyordu… Oysa ben artık bir kızım olsun istiyordum… Kıvırcık saçları tepesinde palmiye gibi süslü kurdele ile tutturulmuş; bir elinde bebeği, diğer eli annesinin elini tutmuş… annesinin yanında pıtı pıtı koşturan şirin bir kız…

O istemezse istemesin… kadın isterse yapar… hamileyim… Ancak Hiko gene oğlan bekliyor… Ben kız…

Son doktor kontrollümüzde doktorum Birsen hanım “Hülya’cığım üzgünüm ama bu da oğlan” demesi ile bütün hayallerim yıkılmış, moralim bozulmuş, ayaklarımı sürüyerek eve dönmüştüm. O an söküp atmak geldi içimden… ne yani ben bunca sıkıntıyı ikinci bir oğlan için mi çekmiştim… sonra tövbe ettim. “Allah’ım hayırlı, sağlıklı evlat ver” diye dua ettim.
Oysa nereden bilebilirdik ki bizimkinin ayak baş parmağının ultrason da bedenine ek gibi görününce doktorumun onu oğlan sanacağını… Ya da ikinci seçenek o kadar üzüldüğümü gören yaradanım bana acımış son dakikada onu kıza çevirmiş, ancak ruhunu tam olarak kıza çevirecek zamanı olmamıştı… Çünkü hep babayiğit bir kız oldu. Güzelbahçe’ye yeni taşındığımızda bir komşumuz karısına “İlerideki komşumuzun bir kızı var, aynı Zeyna gibi” demişti.

Rahmetli annem derdi ki “Kızı olan kumam yok diye sevinmesin!..” vallahi doğru… billahi doğru… Neden mi?.. Düşünün bir yere gideceksiniz… hazırlanıyorsunuz… otobüsü kaçırırsanız ikincisi yarım saat sonra ve kaçırırsanız gideceğiniz yere geç kalırsınız… Akşamdan giymeyi planladığınız kırmızı kazağı arıyorsunuz… yok!… koşa koşa üst katta kızınızın odasına çıkıyorsunuz. Orada… giyilmiş… kirlenmiş… köşeye çıkartıldığı gibi konulmuş!.. Aşağı iniyorsunuz başka şeyler giyiyorsunuz… Sıra geldi makyaja… bordo dudak kalemim nerde… nerde… neerdeeee!.. koşarak yukarı çıkıyorsunuz ve alıp aşağı iniyorsunuz. Tamamsınız çantanızı alıp durağa koşma zamanı… çantam?.. çantam?.. yok!.. gene yukarı koş… çantanı bul… içini boşalt… seninkileri koy… nefes nefese durağa geldiniz ama geç… otobüs uzaklaşıyor… kendi saçınızı başınızı mı, kızınızın saçını başını mı yolasınız var?..

anakizElbet her şey de olduğu gibi bunun da azı karar çoğu zarar… Bir kız yeter!.. Ablam Süheyla ile biz iki kız kardeş fırsat buldukça kavga ederdik… şimdi canciğer kuzu sarması olduğumuza bakmayın… haydi kibarlığı bırakayım doğrusu resmen dövüşürdük… Hatta ablam bana öfkelendiğinde hırsını alamaz, beni yakaladığı gibi yere yatırır ve kafamı kemirirdi!.. Her akşam annem babama “Bunlar gene dövüştüler” diye bizi şikayet ederdi. Rahmetli babam da öfke ile derdi ki  “İki kızım olacağına bir dam domuzum olaydı, daha az başım ağrırdı…”

Neyse işin şakası bir yana ille de bir kızı olmalı insanın… Çünkü;

Canınızın sıkıldığı an yaptığı şakalarla sizi güldürdüğü için;

Sarılıp öptüğünüzde cennet kokusunu içinize çekmiş gibi olduğunuz için;senem

Yaslanacak bir omuz aradığınızda canınızdan can olduğu için;

Dert ortağınız olduğu için;

Ailece bir çıkmaza girdiğinizde kişisel çıkar, gelecek hesabı yapmadan dört elle çalıştığı için;

Derdinize derman olduğu için… bir kızı olmalı insanın…

Bu gün senin doğum günün canım yavrum, biricik kızım Senem’im… Aradan geçmiş 27 yıl… İyi ki doğurmuşum seni… iyi ki kızım olmuşsun… Dilerim hep birlikte güzel günler görürüz canım yavrum Zeyna’m benim…

Hülya Sezgin / hulyasezgin@hotmail.com

Not: Zeyna: mitolojide geçen savaşçı prenses…

Not:Yalnız oğlu olanlara da kız gibi gelinleri olsun duamla…

Etiketler: » » » »
Share
1914 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

#

Bir kızı olmalı insanın…” için 2 Yorum

  1. recep : diyor ki:

    Bir kızı olmalı insanın
    https://www.itvhaber.com/?p=117632
    #Kız #Çocuk #Evlilik #Yazar #HülyaSezgin #Makale #KızÇocuğu

  2. ASLI : diyor ki:

    rabbim hep güldürsün yüzünüzü. nice saglıklı huzurlu günler geçğrmeniz dileğiyle. kız evlat hem arkadaş hem dost hem sırdaş hemde ömürlük bir can yoldaşı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Adana efsaneleri ve sanat…

    06 Şubat 2019 Yazarlar

    Sabahın altısı, hava karanlık. Sağ olsun eşim Hikmet havaalanına götürüyor beni yine. Hakkını yiyemem şimdi. Her gidiş gelişlerimde uğurlar ve karşılar. E Allah razı olsun... Üçüncü Uluslararası Türk Dünyası Sanat Çalıştayı için Adana Büyükşehir Belediyesi'nin davetlisiyim. Belediye başkanı Hüseyin Sözlü ve zarif eşi Zeynep Sözlü'nün desteklediği, 21 ülkeden yetmiş sanatçının katıldığı çalıştayın küratörlüğünü sevgili arkadaşlarım Prof. Dr. Birsen Çeken ve Doç. Dr. Gültekin Akengin üstlenmiş. Binlerce yıldır çok farklı medeniyetleri bünye...
  • Fethiyeli kız Gülistan…

    04 Ocak 2019 Yazarlar

    "Kız Gülistan ben otobüsteyim de bi pırasa çorbası yapar mısın? Hasan bilemez, sen mandalinanın altından topla, o kalın olanlarından. Kökünü yap, yaprağını koma. Ben yaprağını sevmiyom da. Ben gelince yaprağını tepsi böreği ederiz." "Havuç pirinç koyarım." "Yok Gülistan'ım havuç ko, yok salça malca koma." "Tamam abam, ben internete bakar yaparım." "Yok Gülistan'ım... Biliyo musun aslında çok kolay. Soğan gibi kavur; pirinç, su koy. Üstüne de nane... tamam..." "Tamam abam tamam... ederim. Haydi kapat..." "Gız Gülistan Allah iyi...
  • GURBETTEKİLER

    09 Aralık 2018 Yazarlar

          Gurbet, insanın doğup büyüdüğü, aile ocağının bulunduğu yerden uzak yer, yabancı yer. Sanırım sözlük anlamından başlayarak gurbet ve gurbettekileri anlatmak en doğru yolsa gerek. Şu anda ülkemizde yaşayan insanların sanırım yüzde altmış kadarı bu kavramla iç içe yaşıyor. Hatta bu kavramla değil, bu GURBET gerçeğiyle yaşıyor. Köylerin ya da daha doğru tabirle kırsalın, yerinde yerleşik olan nüfusunun en az beş katı kadarı kentlerde yerleşik durumdadır. İşte buradan yola çıkarsak, gurbet sözcüğü daha da bir anlam kazanmaktadır. Gurbet’in an...
  • SAYGI, MİNNET VE ÖZLEMLE 80 YIL

    10 Kasım 2018 Yazarlar

         Tam elli üç yıl önceydi Mustafa Kemal Atatürk’le gıyabında tanışmamız. Yıl 1965 ben ilkokula başlamıştım. Aslında daha da önceydi, O’nu tanımam. Çünkü kocaman bir taş kaidenin üzerinde ki heykeli duruyordu, işyerimizin tam karşısındaki ilçe meydanında. Tanıyordum ama çocukluğumdan kaynaklı anlayamamıştım kim ve ne olduğunu! Okula başladığımda sınıfa ilk girdiğimde meşhur kara tahta üzerinde duran resmini görünce biraz da şaşırmıştım doğrusu. ‘’Caddedeki bu adamın ne işi var burada’’ der gibi. Sonra her gün okul bahçesinde okuduğumuz öğrenc...