logo

27 Eylül 2017

ÇOCUĞUN BİRİ YUMURTA ÇALMIŞ!..


Hülya Sezgin
hulyasezgin@hotmail.com

Haberlerde izlemişsinizdir. Çanakkale’de bir ilköğretim okulunda çocuğun biri oyun oynamak için okulun diz üstü bilgisayarını almış, eve götürmüş. Bilgisayarın yok olduğu görülünce kamera kayıtlarından çocuk teşhis edilmiş ve yapılan tören sırasında okulun müdürü 10 yaşındaki çocuğu “hırsız” diye teşhir ederek “Bu arkadaşınızı cezalandırarak konuşmayın” demiş… Çocuğun babası da okul müdüründen şikayetçi olmuş ve müdür hakkında soruşturma başlatılmış. Televizyonda haberlerde baba kameralar karşısında müdürden şikayetini dile getiriyordu!..

Bu gün ise sosyal medyada olayla ilgili haberler paylaşılıyor ve pek çok arkadaşım müdüre ağzına geleni söylüyorlar. Haklılar da… Asla müdürü onaylamıyorum. Yapılan büyük yanlış… Çocuğun yaşadığı travma korkunç… Belki yıllarca üzerinden atamayacak… Belki okuldan soğuyacak… Belki de içine kapanacak. Eğitim veren bir ilköğretim müdürünün çocuk psikolojisi hakkında bir şey bilmediğinin de kanıtı bu… Allah’ım çocuklarımız kimlerin elinde!..

Ancak şöyle elimizi vicdanımıza koyalım ve madalyonun bir de tersine bakalım. Bu olayda tek suçlu müdür mü sizce?..

Babanın işi otobüslerde muavinlik yapmak imiş ve aradan bir süre geçtikten sonra eve gelmiş. Çocuğun anlatması ile de ilk işi adli makamlara başvurarak şikayet etmek olmuş. Babaya pek bir şey diyemiyorum. Peki ya anneye ne demeli?.. Akşam eve elinde bil bilgisayarla gelen çocuğuna o anne neden hesap sormaz… Neden çocuğu ile birlikte bilgisayarı da alarak sabah ilk iş okula gidip çocuğuna özür diletmez?.. Neden yaptığının yanlış olduğunu anlatmaz?.. Demek ki annenin de hoşuna gitti!.. “Devletin malı deniz” dedi!.. Sevindi…

Rahmetli babamın anlattığı bir fıkra bu duruma “cuk”  oturdu… Size de anlatayım:

Zamanın birinde çok azılı bir hırsız varmış. Öyle ki adamın gözünden sürmeyi çekermiş!.. Bir türlü de yakalanmazmış… Ancak çekirge bir sıçrar, iki sıçrar hesabı bir gün yakayı ele vermiş. Eh o kadar azılı, büyük küçük pek çok kişinin canını yakan hırsızın da cezası idammış…

İdam günü gelmiş çatmış. Meydana kurmuşlar darağacını. Sormuşlar  hırsıza “Son dileğin nedir?” diye… “Bana annemi getirin. Onu görmek isterim” demiş. Getirmişler annesini. Hırsız annesine “Anne çıkar şu dilini de bir öpeyim” demiş. Annesi dilini çıkartınca da ısırmış, koparıp atmış. Hemen annesini uzaklaştırmışlar yanından. Ancak herkes şaşkın. Bir nedeni olmalı!.. Sormuşlar “Neden?” diye…

Demiş ki “Ben küçücük çocukken komşunun kümesinden bir gün bir yumurta çaldım. Götürüp anneme verdim. Tavuklarımız olmadığı halde annem bana sormadı “Nereden buldun?” diye. Pişirip önüme koydu. Yedim… Ertesi gün… daha ertesi gün hep çalıp getirdim. Annem de mutlu oldukça ben daha çok seviniyordum. Zamanla işi büyüttüm, bu duruma geldim. Annem bana bunun kötü bir şey olduğunu söylese idi ben de yapmazdım!..”

Galiba ahlak anlayışımız, değerlerimiz bir bir yok oluyor… Gemisini yürüten kaptan olmak öğretiliyor kimi ailelerde artık!…

Eğitim çökmüş durumda ama sanırım aileler de fire vermekte!..

Hülya Sezgin/ hulyasezgin@hotmail.com

Etiketler: » » » » » » » » » »
Share
753 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

#

ÇOCUĞUN BİRİ YUMURTA ÇALMIŞ!..” için 1 yorum

  1. Hülya Sezgin : diyor ki:

    ÇOCUĞUN BİRİ YUMURTA ÇALMIŞ!..
    https://www.itvhaber.com/cocugun-biri-yumurta-calmis.html#.WcvpwJFhIjU.twitter
    #Çanakkale #İlköğretimOkulu #ÇocuğunBiri #DizÜstüBilgisayar #BilgisayarEveGötürmüş #Teşhis #Hırsız #Teşhir #HülyaSezgin #KöşeYazısı #itvhaber

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Çallı efe ve Wiacamp…

    16 Eylül 2018 Yazarlar

    1959 yılının sıcak bir 30 ağustos gününde Denizli'nin Çal ilçesinde bir bebek dünyaya gelmiş. Her zaman anası babası büyük zafer bayramına ve böyle güzel günlere "Atamız bizi kavuşturdu" diye şükrederlermiş ve bu güzel günde doğdu diye oğullarının adını "Şükrü" koymuşlar. Bu Çal kasabası havasından mıdır, suyundan mıdır bilinmez büyük sanatçılar yetiştirmiş. Memleketimizin büyük ressamlarından Türk resim sanatının mihenk taşı olmuş, pek çok önemli ressamımızı atölyesinde yetiştirmiş olan İbrahim Çallı da buralı imiş... Şükrü bebek büyümü...
  • İZMİR’İN DAĞLARINDA ÇIÇEKLER AÇAR

    10 Eylül 2018 Yazarlar

    İzmir’in dağlarında çiçekler açar, Altın güneş orda sırmalar saçar Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar, Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa, Adın yazılacak mücevher taşa. İşte bu marşı söyleten ve söylettiren bir ulusun çocuklarıyız. Ne mutlu bize ki, bu aziz milletin bağrından çıkmışız. Hiçbir zaman esarete boyun eğmemiş, hiçbir milletin kölesi olmamışız, olmayacağız da. Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk Gençliğine dediği gibi; ‘’Vatanın bütün kaleleri işgal edilmiş olabilir, içeri de ve dışarıda düşmanların olabilir, ordularımız dağıtılmış olabilir...
  • Beni heyecanlandıran Türkü ve bir büyük sanatçı Vadout Moazzen…

    25 Ağustos 2018 Yazarlar

    Yakınlarım bilir, ben bir türkü sevdalısıyım. O yüzden sabahtan akşama kadar TRT türkü dinlerim radyomda. Yine bir gün bir yandan resim yapıyorum, diğer yandan kulağım radyoda... Derken kulağıma tanıdık bir ses değdi... Program sunucusuna kulak kesildim... Kerkük'ten... Türk kökenli müzisyenlerden söz ediyor. İran Tebriz'den Dalga Grubu ve solistleri Vadout Moazzen... Öyle güzel sözler söyledi, öyle övdü ki... Birden heyecanlandım... gurur duydum... çünkü o benim arkadaşımdı... Bundan üç yıl öncesiydi onunla ilk tanışmam. Nahçıvan Ressamlar ...
  • KIR ÇİÇEKLERİ VE SARIPAPATYA

    10 Ağustos 2018 Yazarlar

    Mevsim ilkbaharın sonları, güneş aydınlık yüzünü göstermiş, çiçekler birbiriyle adeta dans ediyorlar. Tam ortada tek başına duran sarıpapatya dikkat çekiyor. İlgimi çeken sarıpapatyaya yöneliyorum. Sanki hayata küsmüş, bir anlamda hayattan kopmuş bir hali vardı. Ama o kadar narin o kadar zarif o kadar çekingen ve bir o kadar da utangaç bir hali vardı. Duygu yüklü gözlerle sanki bakışır gibiydik. Hatta beni bu lavanta kokusunun muhteşem yoğunluğundan ayırma der gibiydi. Fakat bir o kadar da o muhteşem kır çiçeklerinin arasındaki yalnızlığında...