logo

Ekran Bağımlılığına Okullarda Okuma Aşısı Sürüyor

Ekran Bağımlılığına Okullarda Okuma Aşısı Sürüyor

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkent’ince desteklenmeye değer görülen on yılda bin (1000)den fazla (1021) okula  ulaşan Okuyan Toplum Projesi okullarda onuncu yılını tamamladı.

ÇAĞIN VEBASI, DİJİTAL SALGIN EKRAN BAĞIMLILIĞINA OKULLARDA OKUMA AŞISI SÜRÜYOR.

OKUYAN TOPLUM PROJESİ’NDEN VELİ AKADEMİLERİYLE,ÇAĞIN VEBASI, DİJİTAL SALGINA KARŞI OKULLARDA OKUMA AŞISI…

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkent’ince desteklenmeye değer görülen Okuyan Toplum Projesi okullarda onuncu yılını tamamladı. On yılda bin (1000)den fazla (1021) okula  ulaşan proje, Medya Okuryazarlığı ve Okumaya Güdüleme Programı  üzerinden öğrenciler yanında velilere de bir anlamda çağ hastalığı ekran bağımlılığına karşı okuma aşısı yaptı.

Önceki gün, Projenin yürütücüsü Eğitimci Yazar Ferhat Özen,  Beylikdüzü’nde Veli Akademileri kapsamında Emine Çuadaroğlu Ortaokulu’ndaydı. Ferhat Özen, velilere, “Çağın Vebası Dijital Salgından Nasıl Korunmalıyız?” başlığıyla geçekleştirdiği  sunumu  büyük ilgi gördü.

Mersin ve Muğla İl Milli Eğitim Müdürlükleri’nden izin alamadığını belirten Özen, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, Veli Akademileri’ne kabul edilmesi nedeniyle teşekkür ediyor.

Sunumunda, dünyayı değiştiren 12 hastalık olduğunu söyleyen (Dünyamızı Değiştiren On İki Hastalık-Irwin W. Sherman, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Ferhat Özen, bugün dünyanın 13. Büyük hastalığı yaşadığına vurgu yaptı. 13. Büyük çağ  hastalığının  dijital bağımlılık olduğunu söyleyen Özen,  son derece bulaşıcı olan ekran bağımlılığının en çok ve en  kolay aileden bulaştığını  vurgulayarak velileri uyardı. Elektronik medyaların eğitimi yeniden yapılandırdığını, öğrencilerin bile okuma hakkını elinden aldığını (NeilPostman, Televizyon Öldüren Eğlence) söyleyenEğitimci Yazar, Okuma Kültürü Araştırmacısı Ferhat Özen’in uyarıları şöyle :

  • Bebeklere 2 yaşına dek ekran yok, bebeğin odasında da bebeğin geldiği, bulunduğu oda da ekran açılmayacak.
  • 2 yaşından başlayarak ekran 15’er dakikadan başlayarak, 3 yaşına dek yarım saate çıkarılabilir, ancak o da bebek kanalları olmak ve görselller üzerinde  anne babanın bebekle konuşması koşuluyla…
  • Anne kesinlikle bu yaşlarda ekranları, bazı annelerin yaptığı gibi, dijital emzik ya da elektronik dadı gibi görmemeli, çocuklarını ekranlara emanet etmemeli. (Çocuklarını fişte unutmamalı, ‘Çocuğumu Fişte Unuttum!’ Marie Winn)
  • Bebekler doğduğu günden başlayarak, çevresinde mutlaka anne babalarını kitap okurken görmeli.  Bir yaşından başlayarak oyuncak kitapları tanımalı, yaşına göre, anne, baba ona kitap  okumalı, masallar anlatmalı kitaplar  üzerinden onunla konuşmalı.
  • Anne – baba altı yaşına kadar   çocuğunun kahramanıdır.  Bu yaşlar altın fırsat olarak değerlendirilmeli ve çocuğa doğru rol model olmalı.
  • Çocuğuna ‘Oku’, demek yerine, anne baba kendisi (okuyan) rol model olmalı. Çünkü çocuklar annenin ne dediğine değil, ne yaptığına bakar.
  • Anne babalar çocuklarına kanat germemeli, onları kanatlandırmalı.  Unutmamalı ki kitaplar, bize kanat takar. (ABD, Kongre Kütüphanesi)
  • Öte yandan anne babalar çocuklarının her durumda yardımına koşan değil, onların kendi başarılarına izin veren  bilinçli yardımcılar olmalıdır. Koruyucu aileler son derece yanlış rolde olup bilmeden çocuklarının kanatlarını yolmaktadır. (Örnekse, yerine göre, 1- 2-3 yaşında,   düştüğü yerden kendisinin kalkmasına;  5-6 yaşında bir çocuğun kendi ayakkabısını kendisinin bağlamasına anne baba izin vermeli, onun ödevlerini yapmak yerine  yol gösterici olmalı)

KİTAPLA BARIŞMA SÖYLEŞİLERİ

Ferhat Özen,  öğrencilerle yaptığı tiyatral sunumuyla da bir anlamda onları okumaya kışkırttı.Kitap okuyan ve okumayan beyni bir çizim üzerinde  göstermesi  de yine etkiyi arttırdı.

Bunu bir  iki  örnek tümce üzerinden kendilerine, denemeyle göstermesi  öğrenci üzerinde çok etkileyiciydi.

Özen’in  anlatımını böyle saydam gösteri eşliğinde tiyatral biçimde sunması öğrencilerin ilgisinin dağılmasını engelliyor,  sunum sonuna dek ilgiyi canlı tutmayı başarıyordu.

Tarihten ve Atatürk’ten verdiği örnekler de sunumda alkış topladı. Fatih Sultan Mehmet’in, çok  okuyan bir padişah olduğunu ve ama bugün yaşasa  İstanbul’u aldığına pişman olacağını söyleyen  Özen, Fatih’in bir şehri şehir yapan üç şeyi sayarken en başta kütüphaneyi saymasına vurgu yaptı.

Özen, Fatih’in ardından,  dünyanın en çok kitap  okuyan devlet adamını perdeye yansıtınca, kitap okuyan Atatürk, büyük alkış aldı. Yarısı savaşlarda geçen 57 yıllık kısacık  ömrüne 3994  kitap sığdıran Atatürk…Savaşı yönettiği cephede Çalıkuşu romanını okuyan Atatürk… Savaş sonrası, yabancı basınla yaptığı söyleşide, bir soru üzerine “Çocukken ailem yoksuldu, 30 kuruş elime geçse, 20 kuruşunu kitaba verirdim”  diyen Atatürk…

Bu örnekleri öğrencileri okumaya güdülemek, onları okumaya kışkırtmak  için verdiğini söyleyen Özen, görsel bir şakayla, önce öğrencileri şaşırttı.  Kitap okuyan bir köpek fotoğrafı sonrası, perdeye “İnsan okur” tümcesini yansıttı.  Özen böyle sözel  ve görsel olarak  gerçekleşen sunumuyla  öğrencilerin büyük ilgisini topladı.

Özen  yaptığı açıklamada şunları söyledi  :

“Yalnızca metin tabanlı öğrenme materyalleriyle çalışan eski okul, günümüzün doğar doğmaz teknolojiyle tanışan öğrencilerinin öğrenmeden ve öğretmenden beklentilerini karşılayamıyor. Öğrenme devrimi yaşanan günümüzde, çevrim içi öğrenme ortamları eğitimi yeniden yapılandırmıştır. Teknolojik zehirlenmeye uğramadan elektronik (e) ya da basılı (b) kitap üzerinden okuma kültürüyle buluşmak için, görsel algıya seslenen ekranlar üzerinden beynin hücre yıkımına uğramaması ve düşünme becerileri yönünden gerilememesi için, okullarda okuma aşısı artık zorunlu olmuştur. Çünkü NielPostman’ın dediği gibi TV’ler artık en gözde uyuşturucudur. (Televizyon, Öldüren Eğlence) Ekranlar üzerinden bir topluma, istenen bir kültür şırınga edilerek hipnotize edilebilir. (Mac Luhana)

Okuyan Toplum Projesi, ‘Öğrencilerde Okumaya İstek Uyandırma Programı’yla, yeni bir disiplin olan Okuma Araştırmasının kriterlerine ve MEB, ‘Yapılandırmacı Eğitim’ yaklaşımına göre çalışan bir proje… Bir anlamda ‘yapılandırmacıeğitim’n kültür derslerine bir uygulanması olarak, ‘okuma ve okutma’yı eğitimin merkezine alan bir çalışma…

Kitaba küs, okumaya gönülsüz gençleri, kültür şokuyla okumaya kışkırtan saydam gösteri ve müzik efektiyle destekli kitapla barışma söyleşileri…

ANNE babalar, çocuklarınıza kanat germeyin, onları kanatlandırın. Kitaplarımız Kanatlarımız.

  1. HASTALIK, DİJİTAL SALGIN // Kitaba küs, okumaya gönülsüz; çağın hastalığı, çağın vebası ekran bağımlılığından kendimizi ancak OKUMA AŞISIyla koruyabiliriz. Yani okuma kültürüyle tanışarak, kitaplarla barışarak koruyabiliriz.

HASTALIĞIN EN ÖNEMLİ BELİRTİLERİ : Okuma iştahsızlığı, ekransız yapamaz olmak… SEYRİ : Kolera, sıtma, frengi, grip, AIDS gibi bulaşıcı hastalıkların yayılımına benzeyen ve en çok aileden bulaşan çağın vebası özelliğinde… İstanbul, İl Milli Eğitim Müdürlüğü Veli Akademisi’yle okullardayım.

Paylaşın:
Etiketler: » » » » » » » » »
#

SENDE YORUM YAZ