logo

26 Temmuz 2017

Haydi Faceden para kazanalım!..


Hülya Sezgin
hulyasezgin@hotmail.com

Facebook ya da başka sosyal ağlar yaşantımıza gireli sanırım on yıl kadar oluyor… Kimimiz siyasi açıdan doğru paylaşımları takip ederek bilgimizi genişlettik, kimimiz aynı şeylerden keyif alan arkadaşlar olarak gruplarda birleştik, kimimiz ise kırk yıllık okul arkadaşlarımıza, akrabamıza kavuştuk onun aracılığı ile… Öyle bir hâl aldı ki artık küçücük çocuktan babaannelere, dedelere kadar herkesin bir facebook hesabı var günümüzde.

Eee hâl böyle olunca da bu kadar büyük bir paylaşım alanına pazarlamacılar, reklamcılar haklı olarak göz dikti… Ve bundan pay almak için çalışmaya başladılar… Bu ağların asıl oyuncuları da sayfa sahipleri olduğuna göre işin içine onları da katmaları gerekirdi ki reklam yapabilsinler diye değil mi? …Ki ürünleri paylaşılsın, satılsın…

Böylece herkesin ulaşabildiği ve sınırsız bir ulaşım aracı olan facebooktan hesap sahiplerinin de para kazanabileceğini duyurdular. Bunun için öyle sermaye koymak, hizmet satın almak vs… de yok… Yalnızca belli bir konu seçeceksiniz, o konu ile ilgili facebook hesabı açacaksınız, her gün ilginç linkler, görseller ve güncellemeler paylaşacaksınız. Şimdi gerisini ben anlatmayayım. Dileyenler çok bilen google amcaya sorarak yolunu, yordamını öğrenebilirler…

Ancak paylaşımınız ne kadar çok kişiye ulaştı, ne kadar çok kişi tıkladı o kadar reklam alabiliyorsunuz bunu söyleyeyim… Bunun için de elbet paylaşımınız ilgi çekmeli ki çok tıklansın, çok kişiye ulaşsın… bunun için polemik yaratanlar mı ararsın, hedef kitlesi dinci kesim ise dini paylaşım, ya da Atatürkçü kesim ise Atatürkçü paylaşım yapanlar mı?.. Eğer köylü ise “Sen köylüsün, seni beğenmezler… ” diyenler mi… yoksa “Şehitlerin fotoğrafını paylaşarak beğenin rekor olsun” diye gaza getirenler mi ne ararsan var. Sanki şehidimiz fotosu çok paylaşışınca daha bir huzurlu yatacak!..

Bu olay yalnızca bize özgü değil… tüm dünya bu furyadan nemalanmaya çalışıyor… Dolayısı ile de yabancı içerikli paylaşımlar da görüyoruz zaman zaman. Bunlar daha çok tepki çekecek, karikatür gibi kurgulanmış şeyler. Örneğin geçenlerde benim de paylaşım yaptığım otuzlu yaşlardaki bir genç erkek ile altmışlı yaşlarda kadın kılığında bir erkeğin gelin damat görüntüsü… Kimi olayı algılayıp gülerken, kimileri ise olayı fazla ciddiye alıp insanlık boyutuna taşıyarak paylaşımla eğlenenleri ayıplıyor… Elbet biz böyle tıkladıkça, yorum yazdıkça asıl paylaşımcı “gelsin paralaarrr” diye seviniyor!

Bir de özel mesajları soktular devreye bu günlerde… “Bir milyon Atatürkçü arıyoruz…” ” Filanca kişi hacker, arkadaşlık isteğini kabul etmeyiniz” gibi… Her gün onlarca mesaj… tıkla tıkla sil sil… yoruldum. En son bu sabah isyan ettim… “Arkadaşlarım benim Atatürk sevdam rakamlarla ölçülemeyecek büyüklükte, ne olur bana acıyın yollamayın…” dedim… Şimdi bu özel mesaj konusu sanırım deneme aşamasında… test ediyorlar. Ona göre taktik geliştirecekler… O yüzden de ha bire özel mesaj metni oluşturup yolluyorlar…

Benim iyi niyetli arkadaşlarım… Ne olur gaza gelmeyelim… Bu insanlara inanmayalım… Fazla ciddiye almayalım. Facebooku dostluk, arkadaşlık, bilgi, güzellik ve sanat paylaşımı için kullanalım…

Haaa… beni mi merak ediyorsunuz. Elbet sayfa ve gruplarım var benim de ve geçen gün eşim Hikmet’in yetiştirdiği domateslerle olan yayınladığım fotoğraf şu an 9.413 kişiye ulaştı… Genelde de her paylaşımım bir kaç bin kişiye ulaşıyor. Sanırım reklam almak için iyi bir tıklanma sayısı… ama bana göre değil o işler. Benim derdim” ben giderim adım kalır” hesabı iyi, güzel, doğru paylaşımlarla yüreklere iyi gelmek ve doğru bildiklerimi paylaşmak… Gerisi bana göre değil…

Hülya Sezgin/ hulyasezgin@hotmail.com

Etiketler: » » » »
Share
666 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

#

Haydi Faceden para kazanalım!..” için 1 yorum

  1. recep : diyor ki:

    Haydi Faceden para kazanalım!..
    https://www.itvhaber.com/haydi-faceden-para-kazanalim.html#.WXkJMcdDrDQ.twitter
    #Facebook #FacebooktanParaKazanmak #HülyaSezgin #Makale #SosyalAğlar #SosyalMedya #itvhaber

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Adana efsaneleri ve sanat…

    06 Şubat 2019 Yazarlar

    Sabahın altısı, hava karanlık. Sağ olsun eşim Hikmet havaalanına götürüyor beni yine. Hakkını yiyemem şimdi. Her gidiş gelişlerimde uğurlar ve karşılar. E Allah razı olsun... Üçüncü Uluslararası Türk Dünyası Sanat Çalıştayı için Adana Büyükşehir Belediyesi'nin davetlisiyim. Belediye başkanı Hüseyin Sözlü ve zarif eşi Zeynep Sözlü'nün desteklediği, 21 ülkeden yetmiş sanatçının katıldığı çalıştayın küratörlüğünü sevgili arkadaşlarım Prof. Dr. Birsen Çeken ve Doç. Dr. Gültekin Akengin üstlenmiş. Binlerce yıldır çok farklı medeniyetleri bünye...
  • Fethiyeli kız Gülistan…

    04 Ocak 2019 Yazarlar

    "Kız Gülistan ben otobüsteyim de bi pırasa çorbası yapar mısın? Hasan bilemez, sen mandalinanın altından topla, o kalın olanlarından. Kökünü yap, yaprağını koma. Ben yaprağını sevmiyom da. Ben gelince yaprağını tepsi böreği ederiz." "Havuç pirinç koyarım." "Yok Gülistan'ım havuç ko, yok salça malca koma." "Tamam abam, ben internete bakar yaparım." "Yok Gülistan'ım... Biliyo musun aslında çok kolay. Soğan gibi kavur; pirinç, su koy. Üstüne de nane... tamam..." "Tamam abam tamam... ederim. Haydi kapat..." "Gız Gülistan Allah iyi...
  • GURBETTEKİLER

    09 Aralık 2018 Yazarlar

          Gurbet, insanın doğup büyüdüğü, aile ocağının bulunduğu yerden uzak yer, yabancı yer. Sanırım sözlük anlamından başlayarak gurbet ve gurbettekileri anlatmak en doğru yolsa gerek. Şu anda ülkemizde yaşayan insanların sanırım yüzde altmış kadarı bu kavramla iç içe yaşıyor. Hatta bu kavramla değil, bu GURBET gerçeğiyle yaşıyor. Köylerin ya da daha doğru tabirle kırsalın, yerinde yerleşik olan nüfusunun en az beş katı kadarı kentlerde yerleşik durumdadır. İşte buradan yola çıkarsak, gurbet sözcüğü daha da bir anlam kazanmaktadır. Gurbet’in an...
  • SAYGI, MİNNET VE ÖZLEMLE 80 YIL

    10 Kasım 2018 Yazarlar

         Tam elli üç yıl önceydi Mustafa Kemal Atatürk’le gıyabında tanışmamız. Yıl 1965 ben ilkokula başlamıştım. Aslında daha da önceydi, O’nu tanımam. Çünkü kocaman bir taş kaidenin üzerinde ki heykeli duruyordu, işyerimizin tam karşısındaki ilçe meydanında. Tanıyordum ama çocukluğumdan kaynaklı anlayamamıştım kim ve ne olduğunu! Okula başladığımda sınıfa ilk girdiğimde meşhur kara tahta üzerinde duran resmini görünce biraz da şaşırmıştım doğrusu. ‘’Caddedeki bu adamın ne işi var burada’’ der gibi. Sonra her gün okul bahçesinde okuduğumuz öğrenc...