logo

HIRSIZIN HİÇ Mİ SUÇU YOK?

cafer-yazar

Uzun  süren anlaşmalı suskunluk  evresi sonrasında  7 Haziran genel seçimlerinin ardından,  gizli bir elin düğmeye basmasıyla artan terör olayları ülkenin doğusunu, kan ve göz yaşı deryasına çevirdi. Ülke içinde yaşanan büyük çaplı terör saldırıları ( Ankara ve Suruç Katliamı ) tehlikenin nedenli büyük olduğunu gözler önüne serdi. Bunu bastırmak isteyen iktidar erkinin,  terörle mücadelede ki  tutum ve hareket tarzı,  mücadeleye kısmi  ve noksan olarak yaklaştığını açıkça ortaya koymakta. Son zamanlarda ki yapılan mücadele girişimlerine bakıldığında ortaya çıkan fotoğraf, mevcut terör tehlikesinin sadece PKK örgütünden ibaret olduğunu yansıtmakta fakat orta doğuyu bataklığa çeviren ve Türkiye’nin hemen hemen her noktasına yerleşen IŞİD terör örgütünü ise hiçbir şekilde fotoğrafın içine dahil etmemekte.

Çözüm süreci yada barış süreci olarak adlandırılan zaman içerisinde çeşitli isim değişiklikleriyle halk nazarında şirin gösterilmeye çalışılan bu zaman diliminin başlangıcı 2009 yılında Oslo da yapılan görüşmeler olarak bilinmektedir. Yaklaşık altı yıl süren bu süreç içerisinde çeşitli söylemler yapılmış ve bir çok adım atılmış gibi görünse de kimi çevrelerce bunun samimiyetsiz olduğu, sürecin AKP tarafından kullanıldığı da dile getirilmiştir. Altı yıllık zaman dilimini kısaca hatırlamaya çalışırsak kim ne söylemiş hangi adımlar atılmış hatırlamakta fayda olacaktır.

11 Mart 2009 günü açıklama yapan dönemin Cumhur Başkanı Abdullah Gül, Kürt sorunuyla ilgili ilerleyen günlerde çok iyi şeylerin olacağını dile getiriyor.  Bir süre sonra 19 Ekim de Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla 34 PKK üyesi Habur Sınır Kapısı’ndan içeri girerek teslim oluyor.

11 Aralık 2009 da Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla DTP kapatılıyor, Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un milletvekillikleri düşürülüyor.

24 Haziran 2009 günü PKK yöneticisi Duran Kalkan “ Genel af da çıksa silah bırakmayız” diyerek at, avrat, silah bağlamındaki silaha olan tutkusunu dile getiriyor, iyi günde ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta silahın olabileceğine dair sinyali veriyor.

8 Haziran 2010 günü AKP genel başkan yardımcısı Hüseyin Çelik süreçle ilgili görüşlerini dile getirirken “ya biz bu meseleyi çözeriz, ya bu mesele bizi çözer” şeklinde açıklama yaparak sürecin nasıl bir bilinmeze doğru sürüklendiğini istemeyerekte dile getiriyor.

18 Haziran 2010 Habur Sınır Kapısı’ndan giren 34 kişiden 13’ü hakkında tutuklama kararı çıkıyor ve BDP’li Bengi Yıldız bu tutuklamalarla açılımın bittiğini dile getiriyor.

13 Mayıs 2011 günü Abdullah Öcalan, “15 Haziran’dan sonra süreç ya büyük bir anlaşmaya, ya da büyük bir savaşa evrilecektir. Eğer büyük bir savaş çıkarsa hükümet 3 ay bile dayanamaz” şeklinde görüşlerini beyan ederken aba altından sopayı da göstermeyi ihmal etmiyor.  Murat Karayılan ise ( 19 Haziran 2013 ) daha sonra “Devletin süreci sabote ettiğini bu yüzden sürece dair ciddi kaygılarının olduğunu” söylüyor.  KCK yürütme konseyi eş başkanı Cemil Bayık takriben sürecin başlangıcından dört yıl sonra ( 25 Eylül 2013 ) görüşmelerin diyalog aşamasından müzakere aşamasına geçilmemesi durumunda süreci bitireceklerini dile getirerek göz dağı vermeye devam ediyor.

5 Kasım 2013 günü İç İşleri Bakanı Beşir Atalay çözüm sürecinin bir al ver süreci olmadığını açıklıyor ve taviz verilmeden sürecin devam edeceğini dile getiriyor. ( bu açıklamayı aklımızda tutalım ve bekleyip görelim sonra neler olacak. )

5 Ağustos 2014 tarihinde Abdullah Öcalan Avukatıyla  görüşmesinde müzakerelere geçilmemesinden rahatsızlık duyduğunu ve artık sabır taşının çatlamaya başladığını açıklıyor. Sonrasında ( 6 Ekim 2014 )ise yeni adımlar atılması için 15 Ekim 2014 e kadar zaman tanıyor.

11 Ekim 2014 da Cemil Bayık, Kobani ve Türkiye’de vuku bulan olaylardan dolayı hükümeti sorumlu tutuyor, 2 Ekim 2014 te Meclisten geçen Suriye-Irak tezkeserinin bir savaş ilanı olduğunu  buna karşılık çekilmiş olan bütün birliklerin tekrar Türkiye ye gönderildiğini dile getiriyor.  Hükümet sözcüsü Bülent Arınç ise beş yıl sonra çözüm sürecine mecbur ve mahkum olmadıklarını açıklıyor. ( 27 Ekim 2014 )

Sert geçen seçim kampanyasının ardından 7 Haziran genel seçimlerinde HDP, parti olarak %13 oy oranıyla barajı aşarken AKP, %41 oy almasına rağmen tek başına iktidar olamamış, bu sonuçlar Türkiye de uzun zamandır süre gelen çözüm aldatmacasının aslında bir çözülme süreci olduğunu ortaya koymuştur. İktidar erkini elinde bulunduranların siyasi bekaları uğruna uzlaşmadan uzak tavırları şiddeti tırmandırmış, kan ve göz yaşını orta doğu bataklığından ülkemize taşımıştır. Ülkede artan kanlı terör eylemleri şehir merkezlerini tehdit eder duruma gelmiş, kanlı eylemler sonrasında Cumhur başkanı Erdoğan’ın “Bunlar (PKK) çözüm sürecini silah stoklama süreci olarak değerlendirdi. Çok ciddi bir silah stoklaması yaptılar.” Şeklinde yapmış olduğu açıklama aslında sürecin nasıl işlediğini gözler önüne sermiştir.

Dönemin Cumhur Başkanı Abdullah Gül “güzel şeyler olacak” diye umut vaat edip, İç işleri bakanı Beşir Atalay  “Taviz verilmeden süreç devam edecek” şeklinde garantörlük yaparken ve bu silahların stoklanmasına kimler göz yumdu? Ülkenin  Doğusunda yol kesilip kimlik sorgulaması yapıldığında taviz kelimesinin tercümesi neydi? Uludere de 35 kişinin üzerine F-16 ile bombardıman yapılıp, silah stoklaması yapanlara göz yumulması çok mu anlaşılır bir durum. Bu gün şehir merkezlerine hendekler kazılıp eylemler yapılıyorsa süreç içerisindeki demeçler bu günün habercisi değil midir? Aba altından sopa gösterilirken silah stoklamasına göz yummak hangi siyasi hesabın uğrunadır?

Velhasıl kelam netice itibariyle kıssadan hisse vermek gerekirse;

Nasreddin Hoca’ nın evine gece hırsız girer, evde ne var ne yok götürür. Sabahleyin komşuları toplanır, Hocaya sorular ile yüklenirler.

– Hocam kapıyı açık mı bıraktın yoksa?

– Hocam şu eski pencereleri değiştir diye sana kaç defa söyledik.

– Bir köpek alsaydın, böyle olur muydu?

– Hocam o kadar sesi duymayacak kadar nasıl derin uyudun?

Nihayet Hoca dayanamaz ve  “Yahu tamam, iyi güzel de kabahatin tümü benim mi? Hırsızın hiç mi suçu yok?” der.

Kabahat sadece silah stoklayan örgütte mi buna göz yumanların hiç mi suçu yok?

Cafer KAYADİBİ
cafer.kayadibi@gmail.com

Etiketler: » » » »
Share
1485 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ