logo

30 Temmuz 2018

Hüşü’nün civcivleri…


Hülya Sezgin
hulyasezgin@hotmail.com

“Çocukluğu ana yurdudur” demişler insanın… Bu lafı canlı yaşayan biriyim ben de… Yıllardır resim yapıyorum ya aşkla… Şevkle… Çalışmalarımı görenler bilirler. Genelde geçmişimizi, Anadolu yaşantımızı, eski evlerimizi, artık yok olmaya başlayan kültürümüzü konu ediyorum. Yani eski bizi bize resimlerimle anlatıyorum. İstiyorum ki gelecek kuşak çocuklarımıza, torunlarımıza armağan olsun… Eskiden nasıldı yaşam… Ne güzellikler olurdu, nasıl yaşardık görsünler, bilsinler. Unutulmasın… Doğal yaşamı gördüklerinde belki özenirler de geçmişlerine sahip çıkarlar diye umuyorum…

Böyle konusu olan bir resme başlarken uzun uzun düşünüyorum. Çocukluğum, evlerimiz, yaz tatillerinde gittiğimiz kirazları ile ünlü Çankırı’nın Eldivan’ı… Mümin ağabeyimin düveni sürerken beni üstüne bindirip “Haydi bir türkü söyle bakalım sarı kız” demesiyle sanki heyecanla bu sözü bekler gibi hemen “Hastane öönündeee iiincir ağaacıııı” diye yanık yanık söylemem… Henüz ilk okula gidiyorum… Ne acı gördüysem artık!..

O zamanlar İzmir’de Halil Rıfat Paşa caddesinde avlulu tek katlı bir evde oturuyoruz. Dördüncü sınıftan beşe geçip de karnemi getirince babam beş lira vererek beni ödüllendirmişti. Bakkala koşup şeker veya başka bir şey almak yerine, pazara koşup iki civciv almıştım. Sarı mı sarı… şeker mi şeker… Kutuya koydum. Her gün yemini suyunu veriyorum. Cik cik cik… Dedikçe onlar, mest oluyorum. Büyümeye başladılar. Kutuya sığacak gibi değiller. Rahmetli babam baktı olmayacak, pazardan beş civciv daha aldı geldi. Evimizin arkasında da diğer evle aramızda iki metreye on metre uzunluğunda bir boş alan var. Dip tarafına bir kümes yaptı. Hepsini oraya koyduk. Artık civcivlerimiz var ve tüm bakım sorumluluğu da bana ait. Küçücük çelimsiz bir kızım ama onların bakımını asla ihmal etmiyorum. Her gün orayı yıkıyor, yemini suyunu veriyorum. Çocuklarımıza her şeyi hazır sunmak, sorumluluk vermemek bence onlara yaptığımız en büyük kötülük!..

Derken büyüdüler biri yakışıklı mı yakışıklı bir horozum ve her gün yumurtlayan altı tavuğum var artık. Horoz da horoz ama… Sanırsın dokuz köyün ağası… Öyle kabara kabara geziyor, Denizli horozu gibi ötüyor. Arada bir yumurta almaya gittiğimde tavuklarını kıskanıp bana bile efeleniyor…

Neyse… Yine daldım anılara… Efendim konumuza dönelim. Bu anılardan yola çıkarak resmimin kompozisyonunu oluşturmaya başlıyorum. Bu kez de öyle oldu…

O günlerden yola çıkarak bir ev yapmak istedim. Duvarının köşesine kışlık odunlarının yığılı olduğu bahçesindeki asmanın gölgesine kıtık yastıklı bir divan kondurdum. Ki orada koşuşturmaları arasında yorulan anne otursun, soluklansın… Arada bir komşularını çağırıp, keyifli sohbetle çaylarını yudumlasınlar…

Annemiz tavukları da yemlesin… Yakışıklı horozumuz gözdesi tavukla birlikte haremine sahip çıksın, korusun kollasın onları yemlerini yerken… Onlardan önce koşup yemesin… Bir baba gibi… Evin erkeği gibi gözetsin… Mevsim sonbahar gibi… Asmanın yaprakları sarıya, kırmızıya çalarken annemiz sırtına kendi ördüğü yün yeleğini geçirmiş olsun… İçine de artan yünlerden şerit şerit ördüğü kazağını giyiversin… Ne de olsa hava serinlemiş… Üşütmesin… İş yaparken dağılmasın, yemeğin-hamurun içine düşmesin diye beyaz tülbendi ile saçlarını örtmüş olsun…

Böyle düşüne düşüne resmimi yapıyorum… Dert, tasa, oram ağrıyor, buram sızlıyor demiyorum… Kimin başına ne gelmiş, kim kiminle ne yapmış bana ne… İlgilenmiyorum… Yardımım dokunacaksa o başka!.. Hele bir de değecek biri ise hemen bir abla, ana oluyorum… Yoksa bana ne!..

İşte böyle… Haaa neden mi “Hüşü’nün civcivleri ” dedim. Yıllar önce elimizde büyüyen sevdiğim komşularımın kızı Elif’im de civcivler almış, böyle anısı olmuştu ve bana “Hüşü’m” diyordu… Oradan aklıma geldi…

Etiketler: » » » »
Share
470 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SAYGI, MİNNET VE ÖZLEMLE 80 YIL

    10 Kasım 2018 Yazarlar

         Tam elli üç yıl önceydi Mustafa Kemal Atatürk’le gıyabında tanışmamız. Yıl 1965 ben ilkokula başlamıştım. Aslında daha da önceydi, O’nu tanımam. Çünkü kocaman bir taş kaidenin üzerinde ki heykeli duruyordu, işyerimizin tam karşısındaki ilçe meydanında. Tanıyordum ama çocukluğumdan kaynaklı anlayamamıştım kim ve ne olduğunu! Okula başladığımda sınıfa ilk girdiğimde meşhur kara tahta üzerinde duran resmini görünce biraz da şaşırmıştım doğrusu. ‘’Caddedeki bu adamın ne işi var burada’’ der gibi. Sonra her gün okul bahçesinde okuduğumuz öğrenc...
  • Avakado çekirdeği…

    08 Kasım 2018 Yazarlar

    Pazardan aldığım avakadoyu soğanların yanına koydum ki soğanların çıkardığı gaz ile çabucak yumuşasın... Yumuşasın ki yenilecek kıvama gelsin... İki gün sonra yumuşamış avakadoyu ortadan ikiye böldüm. Yumuşak yeşil meyveyi sıyırdım. Dövülmüş bir diş sarımsak limon ve zeytinyağı ile karıştırdım. Kahvaltıda ekmeğin üstüne sürüp sürüp yiyeceğiz. Çünkü çok faydalı. Pek çok vitamin ve mineral barındırıyor içinde. E tadını da seviyoruz... Ortasından kocaman bir çekirdek çıktı. Dışı yağlı... Önce yüzüme sürdüm. En iyi doğal kremmiş. Cilde iyi ge...
  • Yerel Seçimde Ataşehir’i Yönetmeye Aday Olanlar

    21 Ekim 2018 Yazarlar

    Yaklaşan takvimi işleyen 31 Mart 2019 Yerel Seçiminde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nde adaylık başvuruları başladı. Şu ana kadar 5 aday İlçe Başkanlığına başvurarak adaylığını duyurdu. Recep Kenan/itvhaber.com CHP Genel Merkezi tarafından açıklanan takvime göre aday adaylık başvurusunun son gününde 19 Ekim 2019 Cuma günü CHP Ataşehir İlçe Başkanlığı’na gelerek, İlçe Başkanı Hakı Altınkaynaka dilekçesini veren geçici olarak görevden uzaklaştırılan mevcut Ataşehir Belediye Başkanı Battal İgezdi, Ataşehir Belediye Başkanlığı aday adaylığı b...
  • SOSYAL TRAVMA

    26 Eylül 2018 Yazarlar

    Sosyal sarsıntı derken aklımıza çeşitli sorunlar gelebiliyor. Bu nedenle konuyu biraz daha fazla açmak ve irdelemek gerekiyor. Öncelikle de travma (sarsıntı) kavramını açıklamak gerek diye düşünüyorum. Travma, canlıların üzerinde ruh ve beden sağlığı açısından önemli ve etkili yaralanma belirtileri bırakan yaşantı biçimi, şeklinde bir kelime anlamı vardır. Tabi ki ruh ve beden dediğimiz de çok geniş alanları kapsar. Ruhsal bozukluklar ve bedensel bozuklar diye ikiye ayırarak değerlendirebiliriz. Ben bu yazımda daha çok ruhsal bozuntular üzerin...