logo

27 Temmuz 2019

İSTİKLAL MARŞI’NI DOĞRU ANLAMAK!


Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Bu vatan için hayatlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet anıyorum. Tabi ki, öncelikle Kurtuluş Mücadelesini başlatan ve bu cennet vatanı bizlere bırakan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, sonra da Cumhuriyetle birlikte ülkemizin Milli Marşı olarak kabul ettiğimiz bu dizelerle düşüncelerini paylaşan Mehmet Akif Ersoy’u anmak gerektiğini düşünüyorum.

-12 Mart 1921. Bu tarih, bir milletin uyanışı sonrası yeni bir devrin başlangıcını anlatan tarihtir.

-Bu tarih küllenmiş bir imparatorluktan kalan bir kıvılcımla yeniden tarih yazılmasını anlatan tarihtir.

-Kahraman bir vatan evladının yeniden verdiği Kurtuluş Savaşı’nın sonucunda özgür bir devlet ve millet olma gururunu yaşattığı tarihi geçmişin belgesinin ortaya çıktığı tarihtir.

İstiklal Marşı demek; hür olmaktır, özgür olmaktır. İstiklal Marşı demek; ulus olmaktır, devlet olmaktır. İstiklal Marşı demek; kutsal değerimiz olan bayrağımızı anlamaktır. İstiklal Marşı demek; bağımsızlığımızın timsali olan şanlı bayrağımıza sahip çıkmaktır.

O dönemde her ne kadar ülkenin dört bir yanı düşman kuvvetleri, emperyal devletler, kapitalist güçler tarafından işgal edilmiş olsa da; her dönemde olduğu gibi ortaya çıkan bir vatan evladının sayesinde yeniden kendini bulmuş ve özgür olmuştur.

İşte 1921 öncesinde de Türk halkına bu özgürlüğü tattıran Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları sayesinde ve de ülkemin Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Abaza, Yerli, Terekeme, Karapapak vb. halk guruplarıyla birlikte omuz omuza, neredeyse dünya milletlerine karşın verilen bir mücadele sonucu özgür Türkiye Cumhuriyeti yaratılmıştır.

Türk mücadelesini ve uğrunda hala ölebilen vatan evlatlarının bulunduğu vatanımızın o kuşatmadan sonra bulunduğu durumu en iyi anlatan, yine başka bir vatanseverin Mehmet Akif’ in kaleminden çıkan Kahramanlık Destanı da kabul gördüğü gündür 12 Mart 1921 tarihi.

Akif, o zaman şöyle demiyor muydu?
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Günümüzde her ne kadar uğruna kan dökülmüş Şanlı bayrağımızı indirmeye, Vatan topraklarımızı parçalamaya, okullarımızdan Andımızı bile kaldırmaya çalışanlar olsa da bu vatanın aziz evlatlarının bunlara izin vermeyeceği ve göğsünü siper edeceği bilinmelidir. Atatürk ve diğer önemli şahsiyetlerimizi, değerlerimiz silmeye çalışsalar da bunlara kimsenin gücü yetmeyecektir.

Rahmeti Akif’ in de dediği gibi:
Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Şanlı bayrağımızı dalgalandırabilmek için, devlet olarak kalabilmek için, hür ve bağımsız olabilmek için geçmişte şehitlerimizin kanlarıyla yaratılan şanlı bayrağımız için de yine şöyle haykırıyordu Akif;

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

İşte 12 Mart 1921 öncesinde verilen mücadele sonrası, her türlü gerici ve bağnaz kesimlerin her türlü engellemelerine karşın ve kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Mehmet Akif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi’nin ısrarı üzerine,

İstiklal Harbi’nin özellikle hangi ruh ve ideolojik çerçeve içerisinde verilebileceğini Türklere göstermek amacıyla, Ankara’daki TaceddinDergahı’nda yazdığı ve İstiklal Harbi’ni verecek olan Türk Ordusu’na ithaf ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, Mehmet Akif’in yazdığı İstiklal Marşı kabul edilmiştir. Mecliste İstiklal Marşı’nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur.

Bu anlamda İstiklal Marşı’mızın yazılmasındacanlarını feda eden ebediyete intikal etmiş tüm şehitlerimizi ve özellikle de Mehmet Akif Ersoy’ u bir kez daha rahmetle anıyorum. İnşallah bir daha bu tür bir Milli Marş yazılma ihtiyacı duyulmayacaktır.

Etiketler: » » » »
Share
712 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Boşaltılan Kışlalar Ne Olmalı?

    18 Ağustos 2019 Yazarlar

    Malumumuz, 15 Temmuz hain ve alçak darbe girişiminde şehir merkezlerinde bulunan darbecilerin hareket merkezleri olan askeri kışlaların şehir dışlarına çıkarılması sonrasında gündeme gelen ve ne olacakları merak edilen kışlalar için naçizane fikrimi beyan etmek istiyorum. Şimdilerde çokça tartışılan ve çeşitli fikirler ortaya atılan fikirlerden bazılarına bakacak olursak şehir parkları vs. gibi istemler her ne kadar mantıklı gelse de ben de başka bir pencereden bakarak ve eğitim ve sağlık adına bir kazanım olacağını düşünerek şu fikri ileri sür...
  • Sosyal Medya

    18 Ağustos 2019 Yazarlar

    Sosyal Medya, hayatımıza yeni giren ve adeta çok kötü bir huylu virüs gibi ülkemizin en ücra köşesine hızla yayılan bir virüs medya türüdür. Adı sosyal ama bireyler sosyal mi? Ya da bireyleri sosyalleştiriyor mu? Yoksa A Sosyal bir topluluk mu oluyoruz? Bilinmez. Aslında etkili ve doğru amaçla kullanıldığında hatta sadece gereksinim anında kullanıldığında gerçekten çok sosyal ve güçlü bir medya türü. Bir tıkla beş saniyede dünyanın en uzak noktasıyla bilgi paylaşımı yapabilme olanağına sahibiz. Bu birincisiydi. İkincisi ise, A Sosyal bir bir...
  • Tuhaf ölümler!..

    15 Ağustos 2019 Yazarlar

    Kurban bayramı ya, bu günlerde ölümü çok düşünür oldum... Bunda elbet pek çok neden var. Birinci sırada memleketimin içler acısı durumuna üzülmekten ve üzüntümü paylaşmaktan başka elimden pek de bir şey gelmiyor ondan... Yani ruh halim sakat... İkincisi ise geçenlerde yaşadığım bir yakınımın kayıbı... Dün sohbet edip, kimi zaman dertlesip, kimi zaman da kahkahalarla gülerken bu gün yok, toprak altında!.. Ruhu nereye gitti? Ya o koca bir kütüphaneye sığmayacak bilgileri nerede, ne oldu? Şimdi beni görüyor mu? Dün birlikte üzüldüğümüz yu...
  • ATATÜRK : GELDİKLERİ GİBİ GİTTİLER

    04 Ağustos 2019 Yazarlar

    30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 97 yılı tüm yurtta. BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI:  Alinur AKTAŞ’a rağmen büyük bir coşkuyla kutlanacak. 97 yıl önce Türk'ü boğmaya ve vatanını istilaya gelmişlerdi. Ölümsüz kahraman asrın dahisi asırlar sonrasını görebilen,Büyük Devlet adamı ATATÜK'ün komutasındaki Türk Ordusu onlara unutamayacakları bir ders verdi. Atatürk'ün dediği gibi ''Türk ulusu kazandığı bu zaferle, açığa vurduğu gücü ve istemiyle, bu belli gerçeği bir kere daha tarihin bağrına çelik kalemle koymuş bulunuyor.' Büyük Önder Mustafa Kema...