logo

10 Ağustos 2018

KIR ÇİÇEKLERİ VE SARIPAPATYA


Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com

Mevsim ilkbaharın sonları, güneş aydınlık yüzünü göstermiş, çiçekler birbiriyle adeta dans ediyorlar. Tam ortada tek başına duran sarıpapatya dikkat çekiyor. İlgimi çeken sarıpapatyaya yöneliyorum. Sanki hayata küsmüş, bir anlamda hayattan kopmuş bir hali vardı. Ama o kadar narin o kadar zarif o kadar çekingen ve bir o kadar da utangaç bir hali vardı.

Duygu yüklü gözlerle sanki bakışır gibiydik. Hatta beni bu lavanta kokusunun muhteşem yoğunluğundan ayırma der gibiydi. Fakat bir o kadar da o muhteşem kır çiçeklerinin arasındaki yalnızlığından beni kurtar der gibi bir hali vardı. Dayanamayıp yaklaştım, gururunu okşar gibi incitmeden yapraklarını düşürmemeye çalışarak okşamaya onun yalnızlığını arkadaşça dostça gidermeye çalıştım. Sanki define bulmuş bir korsan gibi gözleri fal taşı kadar açık ama bir o kadar da masumane bir yaklaşım içerisinde parmaklarım arasında kaymaya başladı.

Ona o kadar alışmıştım ki bulunduğum ortamda bir tek canlının bile bir yaprağını koparmasına asla izin vermeyecektim. Ama onu görmeden de edemiyordum. Acaba bu bir yaz aşkı mıydı? Doğa aşkı mıydı? Bilmiyorum. Her gün neredeyse onunla bakışabilmek, konuşup dertleşebilmek ve özlem giderebilmek için hep aynı yerdeydim. O güzelim parktaydım. Yanında olamadığım zamanlarda acaba birisi üzerine bastımı ya da zamanı geldiği için bahçıvan onu da biçti mi diye merak ederdim. Hatta o parkta çalışan bahçıvanın verdiği can suyunu dahi izlemekten büyük bir keyif alıyordum. Keyif almanın yanında bir o kadar da üzerinden geçip ezecek diye endişe duyuyordum.

O nazenin, o narin ve o güzelim sarı kır papatyası belki de artık yaşamımın bir parçası olacaktı. Nede olsa o da bir canlıydı. O da insana huzur ve mutluluk veren bir nesneydi. Zaten hep öyle olmamış mıdır? Hayat sevdiklerinizle güzelleşir ve anlam kazanır. İşte o Sarı Papatya’nın da benim için anlamı öyle olmuştur.

Canlıların dostluğu sadece kendi cinsleriyle oluşmaz ki. İnsanlar hem insanlarla hem hayvanlarla hem bitkilerle dostluk kurabilirler. Birlikte yaşayabilirler. Kimileri birbirlerinden uzak olsalar da mutluluğu doyasıya yaşayabiliyorlar. Özellikle de günümüzde insanların çeşitli hayvan türleriyle yaşamlarını sürdürüyor olmalarını gözlemlemekteyiz. Hatta benim sarıpapatyaya olan aşkım gibi birçok insanın evinde yetiştirdiği bitkilerle konuşarak anlaşabilmelerine ve kendilerini onlara adayarak yaşamalarına da tanık olmaktayız.

Ne mutlu biz insanlara ki tüm canlı türleriyle dostluk ve arkadaşlık bağları kurabilmekte ve onlarla bir arada mutlu yaşayabilmekteyiz. Düşünsenize bir kere insanlar birbirlerini mutlu edebilmek için bile o güzelim çiçeklere (papatya, karanfil, gül vb.) ihtiyaç duyuyorlar. İşte bazen ben de o kır çiçeği olan sarıpapatyaya ihtiyaç duyuyorum. Onu görünce mutlu oluyorum. O bir aşk kaynağı, o bir huzur kaynağı ve o bir mutluluk kaynağı oluveriyor hayatımın bir tarafında.

Doğadan beklentim, bu gibi güzellikleri, bu gibi mutluluk kaynaklarını, bu gibi yaşam anlamlarını hayatımızdan eksik etmesin. Etmesin ki hiç kimse yaşamında eksik bir şey yaşamasın. Tüm canlılar istedikleri gibi mutlu ve huzur dolu bir yaşam sürdürebilsinler.

İşte doğanın bize sunduğu binlerce çeşit bu güzelim varlıkların değerini bilelim. Onları ait oldukları ya da olmak istedikleri yerden ayırmayalım. Dallarını koparmayalım, kanatlarını kırmayalım. Umutlarını, hayallerini yıkmayalım. Tanrının bütün yarattıklarını sevelim ve koruyalım. Koruyup kollayalım ki onların bize verebileceklerinden de kendimizi alıkoymayalım.

Yaşamımızı renklendiren ve anlamlandıran her şeyi ama her şeyi gözümüz gibi korumalıyız. Yoksa yaşamın ne tadı kalır ne de adı.

Selam olsun Sarı Papatyaya, selam olsun kırlara, selam olsun doğaya, selam olsun sevdiklerimize, selam olsun önemsediklerimize.

Etiketler: » » » »
Share
707 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Fethiyeli kız Gülistan…

    04 Ocak 2019 Yazarlar

    "Kız Gülistan ben otobüsteyim de bi pırasa çorbası yapar mısın? Hasan bilemez, sen mandalinanın altından topla, o kalın olanlarından. Kökünü yap, yaprağını koma. Ben yaprağını sevmiyom da. Ben gelince yaprağını tepsi böreği ederiz." "Havuç pirinç koyarım." "Yok Gülistan'ım havuç ko, yok salça malca koma." "Tamam abam, ben internete bakar yaparım." "Yok Gülistan'ım... Biliyo musun aslında çok kolay. Soğan gibi kavur; pirinç, su koy. Üstüne de nane... tamam..." "Tamam abam tamam... ederim. Haydi kapat..." "Gız Gülistan Allah iyi...
  • GURBETTEKİLER

    09 Aralık 2018 Yazarlar

          Gurbet, insanın doğup büyüdüğü, aile ocağının bulunduğu yerden uzak yer, yabancı yer. Sanırım sözlük anlamından başlayarak gurbet ve gurbettekileri anlatmak en doğru yolsa gerek. Şu anda ülkemizde yaşayan insanların sanırım yüzde altmış kadarı bu kavramla iç içe yaşıyor. Hatta bu kavramla değil, bu GURBET gerçeğiyle yaşıyor. Köylerin ya da daha doğru tabirle kırsalın, yerinde yerleşik olan nüfusunun en az beş katı kadarı kentlerde yerleşik durumdadır. İşte buradan yola çıkarsak, gurbet sözcüğü daha da bir anlam kazanmaktadır. Gurbet’in an...
  • SAYGI, MİNNET VE ÖZLEMLE 80 YIL

    10 Kasım 2018 Yazarlar

         Tam elli üç yıl önceydi Mustafa Kemal Atatürk’le gıyabında tanışmamız. Yıl 1965 ben ilkokula başlamıştım. Aslında daha da önceydi, O’nu tanımam. Çünkü kocaman bir taş kaidenin üzerinde ki heykeli duruyordu, işyerimizin tam karşısındaki ilçe meydanında. Tanıyordum ama çocukluğumdan kaynaklı anlayamamıştım kim ve ne olduğunu! Okula başladığımda sınıfa ilk girdiğimde meşhur kara tahta üzerinde duran resmini görünce biraz da şaşırmıştım doğrusu. ‘’Caddedeki bu adamın ne işi var burada’’ der gibi. Sonra her gün okul bahçesinde okuduğumuz öğrenc...
  • Avakado çekirdeği…

    08 Kasım 2018 Yazarlar

    Pazardan aldığım avakadoyu soğanların yanına koydum ki soğanların çıkardığı gaz ile çabucak yumuşasın... Yumuşasın ki yenilecek kıvama gelsin... İki gün sonra yumuşamış avakadoyu ortadan ikiye böldüm. Yumuşak yeşil meyveyi sıyırdım. Dövülmüş bir diş sarımsak limon ve zeytinyağı ile karıştırdım. Kahvaltıda ekmeğin üstüne sürüp sürüp yiyeceğiz. Çünkü çok faydalı. Pek çok vitamin ve mineral barındırıyor içinde. E tadını da seviyoruz... Ortasından kocaman bir çekirdek çıktı. Dışı yağlı... Önce yüzüme sürdüm. En iyi doğal kremmiş. Cilde iyi ge...