logo

LOZAN HEZİMETİ


Cafer Kayadibi
cafer.kayadibi@gmail.com

cafer-kayadibi-yazar-ust

Art arda toprak kaybeden ve Avrupa’nın mali kontrolü altına giren Osmanlı, Rus İmparatoru I. Nikolay tarafından ise (1853)”Kollarımız arasında hasta, ağır hasta bir adam var.” Şeklinde lanse ediliyor, topraklarının bölüşümü için mücadele etmenin gereksiz ve saçma olduğu, zaten yakın zamanda bu hasta adamın can vereceği düşünülüyordu.

Belli ki hasta adamın durumu zamanla ağırlaşmış, yıllar sonra Osmanlı Veliahtı Abdülmecit 25.05.1919 tarihli telgrafında Haşmetli İngiltere Kralına ve Hindistan İmparatorluğuna yalvarırcasına şöyle sesleniyordu.

Türkiye’nin varlığını, bu devleti yok etmeyi emel edinen küçük ulusların kendi çıkarlarını gözeten girişimlerine karşı savunmaları ricasıyla Büyük İngiliz ulusunun hükümdarı majestelerine başvuruyorum. Umarım ki başvurum, majestelerinin soylu vicdanlarında bir yankı bulacak, bu derece eleme uğrayan bu ülke, yüksek müdahalenizle barış ve esenlik, bolluk ve yücelik dönemine girmiş olacak ve majesteleriyle İngiliz halkına Osmanlı ulusunun sonsuz minnet ve şükranını sağlayacaktır.

Çaresizlik içinde son nefesini vermek üzere olan Osmanlı İmparatorluğunun başkenti işgal (16 Mart 1920) , meclisi feshedilmiş durumda. ( 11 Nisan 1920 ) Son hamleyi yapmak üzere kolları sıvayan İtilâf devletleri, Osmanlı hükümetine Sevr’i dayatırlar. 22 Temmuz 1920 de apar topar oluşturulan Saltanat Şurası, Anadolu’nun parsel parsel bölündüğü, lime lime edildiği antlaşmayı kabul etmiştir.  ( Kanuni Esasiye göre antlaşmaların kabulü meclis tarafından onaylanarak yapılmaktadır. Ortada fiili bir meclisin olmamasından dolayı Sevr’in kabulü Osmanlı Anayasasına göre yok hükmündedir. Dolayısı ile Saltanat Şurası ve Sevr’in kabulü Damat Ferit ve yerli iş birlikçilerinin kanun tanımaz uygulamalarından biridir.)

Sevr’in imzalanması aşamasında kurtuluş savaşının devam ediyor olması ve Türk tarafının galibiyetiyle sonuçlanması yeniden masaya oturulmasını ve yeni Türk hükümetinin tanınmasının yollarını açarak 24 Temmuz 1923 de Lozan antlaşmasının imzalanmasına vesile olmuştur.

Kısacası sözün özü şudur. Lozan’ı ölümü görüp sıtmaya razı olmak şeklinde yorumlayanların bilmesi gerekir ki İstanbul hükümeti o ölümü çoktan kabullenmiş durumdadır. Apar topar oluşturulan Saltanat Şurası bunun açık ve net bir örneğidir.

Başka bir deyişle Lozan, Amerikan mandasını, İngiliz himayesini bağımsız Türkiye Cumhuriyetine yeğleyenler için evet bir hezimettir. Sevr ise ihanettir.

Ve ihanetin başka bir boyutunu da son Sadrazam Tevfik Paşa’nın oğlu İsmail Hakkı Okday şöyle anlatır:

“Nihayet Sevr’i kabul edenler ayağa kalksın denildi. Damat Ferit Paşa bu sırada Padişah’ın salonu terk etmesi için işaret verdi. Vahdettin dışarı çıktı, yandaki odaya geçti. Padişah ayağa kalkınca da salondakiler Hünkâr’a bir saygı eseri olarak ayağa kalktılar. Kendisini bu suretle selamladılar. Öyle ki, bu ayağa kalkışın Sevr’in kabulü anlamına mı geldiği, yoksa Padişah’a hürmeten kıyam mı edilmiş olduğu açık olarak belirmedi. Hatta Ayan’dan Topçu Feriki Rıza Paşa, ‘Biz Padişaha hürmeten ayağa kalktık, Sevr’i kabul ettiğimizden değil’ diye haykırarak Damat Ferit’in oyununu açıkça protesto dahi etti.”

                                             * * *

Hadi bakalım gündemi bu şekilde değiştirdik, peki biz bunlarla oyalanırken, birilerine tarihi malumat hakkında açıklama yaparken perdenin arkasında hangi oyunlar oynanmaya devam ediyor yada hangi gün yüzüne çıkmış, deşifre olmuş konulara kılıf uyduruluyor…

lozan-antlasmasi-imza

Etiketler: » » » »
Share
1943 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

#

LOZAN HEZİMETİ” için 1 yorum

  1. recep : diyor ki:

    LOZAN HEZİMETİ
    AYRNTI YAZARIN MAKALESİNDE, TIKLAYINIZ
    https://www.itvhaber.com/?p=101676
    #LozanAntlaşması #SevrAntlaşması #Atatürk #LozanHezimeti #Sevr #Lozan #Osmanlı #Türkiye #İhanet #Sevrİhanet

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Adana efsaneleri ve sanat…

    06 Şubat 2019 Yazarlar

    Sabahın altısı, hava karanlık. Sağ olsun eşim Hikmet havaalanına götürüyor beni yine. Hakkını yiyemem şimdi. Her gidiş gelişlerimde uğurlar ve karşılar. E Allah razı olsun... Üçüncü Uluslararası Türk Dünyası Sanat Çalıştayı için Adana Büyükşehir Belediyesi'nin davetlisiyim. Belediye başkanı Hüseyin Sözlü ve zarif eşi Zeynep Sözlü'nün desteklediği, 21 ülkeden yetmiş sanatçının katıldığı çalıştayın küratörlüğünü sevgili arkadaşlarım Prof. Dr. Birsen Çeken ve Doç. Dr. Gültekin Akengin üstlenmiş. Binlerce yıldır çok farklı medeniyetleri bünye...
  • Fethiyeli kız Gülistan…

    04 Ocak 2019 Yazarlar

    "Kız Gülistan ben otobüsteyim de bi pırasa çorbası yapar mısın? Hasan bilemez, sen mandalinanın altından topla, o kalın olanlarından. Kökünü yap, yaprağını koma. Ben yaprağını sevmiyom da. Ben gelince yaprağını tepsi böreği ederiz." "Havuç pirinç koyarım." "Yok Gülistan'ım havuç ko, yok salça malca koma." "Tamam abam, ben internete bakar yaparım." "Yok Gülistan'ım... Biliyo musun aslında çok kolay. Soğan gibi kavur; pirinç, su koy. Üstüne de nane... tamam..." "Tamam abam tamam... ederim. Haydi kapat..." "Gız Gülistan Allah iyi...
  • GURBETTEKİLER

    09 Aralık 2018 Yazarlar

          Gurbet, insanın doğup büyüdüğü, aile ocağının bulunduğu yerden uzak yer, yabancı yer. Sanırım sözlük anlamından başlayarak gurbet ve gurbettekileri anlatmak en doğru yolsa gerek. Şu anda ülkemizde yaşayan insanların sanırım yüzde altmış kadarı bu kavramla iç içe yaşıyor. Hatta bu kavramla değil, bu GURBET gerçeğiyle yaşıyor. Köylerin ya da daha doğru tabirle kırsalın, yerinde yerleşik olan nüfusunun en az beş katı kadarı kentlerde yerleşik durumdadır. İşte buradan yola çıkarsak, gurbet sözcüğü daha da bir anlam kazanmaktadır. Gurbet’in an...
  • SAYGI, MİNNET VE ÖZLEMLE 80 YIL

    10 Kasım 2018 Yazarlar

         Tam elli üç yıl önceydi Mustafa Kemal Atatürk’le gıyabında tanışmamız. Yıl 1965 ben ilkokula başlamıştım. Aslında daha da önceydi, O’nu tanımam. Çünkü kocaman bir taş kaidenin üzerinde ki heykeli duruyordu, işyerimizin tam karşısındaki ilçe meydanında. Tanıyordum ama çocukluğumdan kaynaklı anlayamamıştım kim ve ne olduğunu! Okula başladığımda sınıfa ilk girdiğimde meşhur kara tahta üzerinde duran resmini görünce biraz da şaşırmıştım doğrusu. ‘’Caddedeki bu adamın ne işi var burada’’ der gibi. Sonra her gün okul bahçesinde okuduğumuz öğrenc...