Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

Nezaketi Kaybettik

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
Nezaketi Kaybettik

Nezaket, kendisinde bir incelik duygusu barındıran, sempatik bir sözcük. Şu sıralar en çok özlemini duyduğumuz bir terim de olsa gerek. Çünkü, ortam öyle bir yere evrildi ki, nezaketin N-sinden eser kalmadı.

Oysa toplum sakinlik, dinginlik, hoşgörü ve nezaket istiyor. Artık insanlar kavga dilinden bıktı, usandılar. Ha bunu benimseyen, özümseyen ve yaşam biçimi haline getirenler yok mu, tabi ki var. Kimlerdir bu kavga dilini benimseyenler; sertlikten, kavgadan, şiddetten nemalananlar. Kavgadan, şiddetten, küfürden ekmek çıkaranlar. Onlar için mükemmel bir fırsat. Bağır, çağır, şiddet uygula, kötü davran ve bu durumdan nemalan.

Oysa ki, toplumun kardeşliğe, dostluğa, sevgiye ve saygıya ihtiyacı var. Toplumun birliğe ve dayanışmaya ihtiyacı var. Toplumun örnek yöneticilere ihtiyacı var. Toplum, kavga ve küfür dilini değil, sevgi, saygı ve nezaket dilini istiyor.

Şimdi dönüp bakıyorsun; TV kanallarında neredeyse tüm diziler ve filmler şiddet içerikli. Dönüp bakıyorsun, siyasiler hem mecliste hem TV ekranlarında hem de sosyal medya ortamlarında şiddet, küfür ve kavga içerikli düşünce ve davranışlarda. Başka bir yere bakıyorsun, illegal örgüt temsilcileri tehditler vs. ile siyaseti ve toplumu dizayn etmeye çalışıyor. Başka bir pencereden bakıyorsun, bir mafya lideri, devlet yetkililerini yerin dibine sokup çıkarıyor, devlet adamlarını aşağılıyor. Bir başka yerden daha bakıyorsun hem kamu yöneticilerinin hem siyasilerin hem özel ve ünlü insanların kaset savaşları ortalara saçılıyor. Geçmiş zamanlarda da buna benzer tansiyonun yüksek olduğu zamanlar olmuştu. Hatta herkesin malumu 12 Eylül 1980 faşist darbesinin mimarları da kendilerince bunları gerekçe göstererek ve durumdan vazife çıkararak belki de ülkenin bugününü hazırlamışlardı. Ne oldu sonuçta koskoca kırk yılımız heba oldu gitti. Gerçi o zamanın siyasileri her ne kadar sert söylemler geliştirmiş olsalar da yine de toplumu bu kadar harap ve bitap düşürmemişlerdi. Neredeyse o yılların siyasetini şimdilerde arar olduk. Çünkü o zamanın siyasileri hem toplum önünde hem de TV ortamlarında daha medenice tartışma ortamlarına girebiliyorlardı. Yani birbirlerine ve topluma karşı daha nazik bir üslup kullanıyorlardı.

Aynı zamanda bir eğitimci olarak düşündüğümde hiçbir eğitimcinin öğrencisine ahlak dersi vermesinin inandırıcılığı kalmayacaktır. Bu toplumun geleceği olan çocuklarımıza bari iyi örnek olalım.

Yetmez mi bu kadar toplumsal gerginlik? Yetmez mi bu kadar kavga ve toplumsal ayrışma? Yetmez mi insanların biri birilerine karşı olumsuz bakışları, birbirlerinden ayrışmış, kutuplaşmış olmaları?

Yetmez mi gençlerin birbirlerine karşı düşmanca davranış göstermeleri?Toplumun huzura, nezakete, saygınlığa ihtiyacı yok mu?

Babanın oğula düşman olması kime ne kazandırır?

Belki siyaseten birilerine geçici kazanımlar sağlar ama gelecek yok olup gitmiyor mu?

Siyasetçiler bunu görmüyorlar mı?

Evet, artık toplumu sakinleştirici davranışlarda bulunmanızı ve nezaketli olmanızı bekliyoruz. Yani, kısaca nezaketli olmanızı istiyoruz, nezaketli!..

Yaşar GELER

Etiketler: » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir Otomobilden Fazlası: Devrim’in Önünde Tarihe Yolculuk

    27 Eylül 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiğimiz Eskişehir gezisi, her sokağıyla, her dokusuyla belleğimizde güzel izler bıraktı. Ancak bu gezinin öyle bir anı vardı ki, orada zamanın akışı da atılan adımlar da durdu. Eskişehir’in tarihi ve kültürel zenginliklerinin ötesinde, göğsümüzü kabartan ve gözlerimizi dolduran asıl nokta; Türkiye’nin sanayi ve mühendislik tarihine kazınan ilk yerli otomobilimiz Devrim’in tam karşısında durduğumuz an oldu. Devrim, sadece metalden, motordan ya da dökümden ibaret bir araç değil. Devrim; Mustafa Kemal Atatür...
  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...