logo

09 Nisan 2018

OKUMUYORUZ!


Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com

OKUMUYORUZ!
Okumuyoruz! Okumuyoruz! O-ku-mu-yo-ruz!
Okumadığımız için anlamıyoruz. Anlamadığımız için yorumlayamıyoruz. Yorumlayamadığımız için de eğriyi-doğruyu, iyiyi-kötüyü vb… bulamıyoruz. Sonuçta kulaktan dolma ve sürü misali her söylenene kanıyor, körü körüne birilerinin arkasından koşturmaya devam ediyoruz.

Zaman bilişim çağı. Özelliklede sosyal ağlarla iç içeyiz. Zamanımızın % 60’ ı neredeyse sanal sosyal ortamlarda geçiyor. Gerek telefon, gerekse bilgisayar başında onlarca zaman geçirmemize rağmen kayda değer bir gelişmemiz de yok. Sanal Sosyal Ortamlar almış başını gidiyor. Etkin kullanıldığında neler yapabileceği de ortada. Nüfusun neredeyse % 80’ i zamanının büyük bir bölümünü bu ortamlarda geçiriyor. Ancak eğitim, öğretim, gelişim, kültür ve iletişim alanında ilgili ya da mesleki anlamda ilgili olan oran sanıyorum ki % 10-15 civarında. Çünkü okumuyoruz.

Sosyal paylaşım ortamlarını inceliyorum, neredeyse % 30 civarında Sosyal paylaşım-iletişim gurupları mevcut. Bu guruplarda ki paylaşımları inceliyorum, yapılan paylaşımlar hep kes-kopyala-yapıştır türünden. Aynı anda onlarca paylaşım arka arkaya… Gören, bilen, duyan, okuyan ya da anlayana aşk olsun. Gurupları geçin, kişisel sayfalarda da durum pek farklı değil. Bir paylaşım yaparsın on saniye içerisinde onlarca hatta yüzlerce beğeni. Bu sizi mutlu eder. Mutlu eder etmesine de, anlam ifade eder mi? Orası muamma! Ha bu beğenilerde genellikle görsellerde(resim-fotoğraf) . Yorum, neredeyse sıfır. Yazı, makale, şiir vb. paylaşımlarda beğeni ya da yorum neredeyse hiç yok. Neden? Çünkü okumuyoruz. Okumayı sevmiyoruz. Okumaya zaman ayırmıyoruz. Okursak, düşünmek zorunda kalırız. Düşünmeye başlarsak yorum yapma ihtiyacımız doğar. Sonra fikir üretimi vs… oooo dünyanın yolu kim ister bunu, hazırcılık ve kolaycılık varken. Hatta başkasının aklıyla hareket etmek varken, değil mi? Bunun gibi önemli bir duruma kim zaman ve emek harcasın. Bir fotoğraf görüp, bir tıkla beğeni varken.

Sağlıklı düşünceler, sağlıklı beyinlerde gelişir. Okur, anlar, analiz-sentez yapar, yorumlar ve fikir üretir. Düşünür ve üretmeye başlar. Böylece yanlışı-doğruyu fark eder. İyiyle- kötüyü ayırt edebilir. Kimseye kul-köle olmak istemez ve olmaz. Hatta kendi ürettiğini satmaya çalışır. Toplumun bir kesimi kendi fikirlerinden yararlansın ister. Toplum için çalışayım, toplum benden yararlansın, fikirlerimden yararlansın umar. Bundan önce de birkaç defa buna benzer yazılar yazdım. Bu konuyu (okuma konusunu) anlatmaya çalıştım ama nafile. Olmuyor, yapamıyorum, başaramıyorum! Ama ben inatla bu okuma konusu üzerinde durmaya devam edeceğim. Okulda bile okuttuğum, yetiştirmeye çalıştığım öğrencilerime özellikle okuma alışkanlığı kazandırmaya özen gösteriyorum. Küçük yaş guruplarında bunu rahatlıkla başarabildiğimizi düşünüyorum. Ama ne hikmetse otra okul, lise, üniversite ve meslek yaşamlarında bu oran kronolojik olarak düşmeye başlıyor.

Her yazar-çizer gibi ben de isterim ki, yazdığım ve yayınladığım bir yazımı okur kitlesi okusun, yorumlasın, eleştiri ve kritik yapsın. Yapsın ki, ben de kendime çeki düzen vereyim. Eksiğimi fark edeyim. Hatalarımı ve yanlışlarımı göreyim ve doğruyu yakalayayım. Kişiler beğenilmese de, fikirleri benimsenmese de okunmalı bence. Okunmalı ki, farklı düşünceleri tahlil edebilme şansın olsun. Bunun için, mutlaka ama mutlaka o-ku-ma-lı-yız!
Sosyal ağ ya da sosyal ortamın anlamı veya amacı, sosyalleşme, geniş çevre edinme ve geniş kitlelerle iletişim kurmaktır. Zaman zaman sosyal paylaşımların ne kadar önemli ve etkili bir araç olduğunu bilmekteyiz. Ama bir o kadar da sanal sosyal ortamlarda kaybolduğumuzu, yapayalnız kaldığımızı, toplumdan soyutlanmış olduğumuzu ve asosyal bir insan kitlesi oluşturduğumuzu da bilmemizde yarar var. Tanrının ilk emri de ‘’OKU!’’ değil mi? O halde okuyalım arkadaşlar. Mutlaka okuyalım. Okuyalım ki, kültürümüz genişlesin. Rahatlıkla konuşabilelim, yazabilelim. Kelime dağarcığı az olan bireyle ne konuşabilirler ne de yazabilirler. Kendimizi rahatlıkla ifade edebilmenin, anlatabilmenin yolu okumaktan geçiyor. Sınır yok, kimi, neyi istersen onu oku. Ama illa ki oku. Umarım ki bu yazımı sonuna kadar okursunuz.

Geçmişte bir arkadaşımla ilgili bir yazımı paylaşmıştım. O arkadaşım, başından bir paragraf sonundan bir cümle okumuş ve beğeni yapmış. Sonra itiraf etti ki yazıyı sadece başlığıyla değerlendirmiş. Yazımı tam olarak okudun mu? Ve yazının içeriği ile ilgili bir şeyler sorduğumda okumadığını ifade etti. Ama hakkını yemeyeyim beğeni butonunu kullanmıştı arkadaşım. Lütfen bunu yapmayalım arkadaşlar. Bir yazının okunması en fazla beş dakika zamanınızı alır. Mutlaka okuyalım hatta kritik yapalım, sonra da yorumlayalım.

Yaşar GELER
Uz. Eğitimci-Yazar

Etiketler: » » » »
Share
584 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Fethiyeli kız Gülistan…

    04 Ocak 2019 Yazarlar

    "Kız Gülistan ben otobüsteyim de bi pırasa çorbası yapar mısın? Hasan bilemez, sen mandalinanın altından topla, o kalın olanlarından. Kökünü yap, yaprağını koma. Ben yaprağını sevmiyom da. Ben gelince yaprağını tepsi böreği ederiz." "Havuç pirinç koyarım." "Yok Gülistan'ım havuç ko, yok salça malca koma." "Tamam abam, ben internete bakar yaparım." "Yok Gülistan'ım... Biliyo musun aslında çok kolay. Soğan gibi kavur; pirinç, su koy. Üstüne de nane... tamam..." "Tamam abam tamam... ederim. Haydi kapat..." "Gız Gülistan Allah iyi...
  • GURBETTEKİLER

    09 Aralık 2018 Yazarlar

          Gurbet, insanın doğup büyüdüğü, aile ocağının bulunduğu yerden uzak yer, yabancı yer. Sanırım sözlük anlamından başlayarak gurbet ve gurbettekileri anlatmak en doğru yolsa gerek. Şu anda ülkemizde yaşayan insanların sanırım yüzde altmış kadarı bu kavramla iç içe yaşıyor. Hatta bu kavramla değil, bu GURBET gerçeğiyle yaşıyor. Köylerin ya da daha doğru tabirle kırsalın, yerinde yerleşik olan nüfusunun en az beş katı kadarı kentlerde yerleşik durumdadır. İşte buradan yola çıkarsak, gurbet sözcüğü daha da bir anlam kazanmaktadır. Gurbet’in an...
  • SAYGI, MİNNET VE ÖZLEMLE 80 YIL

    10 Kasım 2018 Yazarlar

         Tam elli üç yıl önceydi Mustafa Kemal Atatürk’le gıyabında tanışmamız. Yıl 1965 ben ilkokula başlamıştım. Aslında daha da önceydi, O’nu tanımam. Çünkü kocaman bir taş kaidenin üzerinde ki heykeli duruyordu, işyerimizin tam karşısındaki ilçe meydanında. Tanıyordum ama çocukluğumdan kaynaklı anlayamamıştım kim ve ne olduğunu! Okula başladığımda sınıfa ilk girdiğimde meşhur kara tahta üzerinde duran resmini görünce biraz da şaşırmıştım doğrusu. ‘’Caddedeki bu adamın ne işi var burada’’ der gibi. Sonra her gün okul bahçesinde okuduğumuz öğrenc...
  • Avakado çekirdeği…

    08 Kasım 2018 Yazarlar

    Pazardan aldığım avakadoyu soğanların yanına koydum ki soğanların çıkardığı gaz ile çabucak yumuşasın... Yumuşasın ki yenilecek kıvama gelsin... İki gün sonra yumuşamış avakadoyu ortadan ikiye böldüm. Yumuşak yeşil meyveyi sıyırdım. Dövülmüş bir diş sarımsak limon ve zeytinyağı ile karıştırdım. Kahvaltıda ekmeğin üstüne sürüp sürüp yiyeceğiz. Çünkü çok faydalı. Pek çok vitamin ve mineral barındırıyor içinde. E tadını da seviyoruz... Ortasından kocaman bir çekirdek çıktı. Dışı yağlı... Önce yüzüme sürdüm. En iyi doğal kremmiş. Cilde iyi ge...