logo

07 Ağustos 2017

SİGARA, CEP TELEFONU, TV ve KADIN CİNAYETLERİ


Coşkun Özdemir
prof.coskunozdemir@gmail.com

Sigaranın zararlarını anlatmaya gerek var mı? Artık çok iyi biliniyor. İçen iki kişiden biri bu yüzden ölüyor. Buna karşılık Türkiye halkı tüketimde şampiyonlar arasında.

Yıllar önce çalıştığım yerlerde (Tıp Fakültesi, Cumhuriyet Gazetesi, Kas Hastalıkları Derneği) sigara bırakmayı teşvik etmeğe çalıştım. Bırakabilenlere sembolik hediyeler aldım. Çok geçmeden bu çabamın sonuç vermediğini , bırakanların yeniden başladığını gördüm. Yıllar geçti, şimdi yine her adımda sigara tiryakilerine rastlıyorum. Bu defa “devam edin arkadaşlar ,bari bu dünya birinciliğini koruyalım” diye şakalaşıyorum. Onlarla birlikte başka birinciliklerimizi gözden geçiriyoruz. Galiba cep telefonu kullanımında da en önlerdeyiz. TV seyircisi olarak da öyle. En çok MR çektiren, en çok antibiyotik kullanan bir millet, trafik kazalarında önlerde yer aldığımız kuşku götürmez. Sanırım kadın cinayetlerinde rakipsiziz. Övüneceğimiz bir şeyler bulabilsek keşke. Bir ara olimpiyat atletizm şampiyonlarımız var sandık. Meğer onlar da dopingli imiş.

Bizim halkımız merak etmez, neden aramaktan hoşlanmaz. Acaba neden diye sormaz. Büyük çoğunluğun öğrenme ihtiyacı yoktur. Bir bilene sormak aklına gelmez Düşünerek değil biyolojik yaşar halkımız. Eğitim düzeyinin yükselmesi ile de bu konuda belirgin bir artış olmuyor. Oysa nasıl bir kargaşa yaşıyoruz bu memlekette. Nasıl bir kaos? Müfredata dinsel dogmaları koyuyor iktidar. Çocuklara cihat öğretilecek. Biyolojinin temel bilimsel gerçeği EVRİM üzerinde tartışmalar süregeliyor. Türbanlı Merve Kavakçı büyük elçi. Yaz aylarında kuran kursları faaliyette, kara çarşaflı öğretmenler kuran öğretiyor. Dekolte kızlarımıza saldırı devam ediyor. Saldırıcılara ve destekçilerine göre Allah böyle kadınlar görürseniz tekme atın, tartaklayın diyor. Erkek hocanızın elini sıkmayın diyor. Bir vatan kurtarıcısı bir milli kahraman Atatürk heykelleri puttur vurun kırın diyor. Ünlü(!) bir tarihçi 10 Kasımlarda Anıtkabir’e gideceğinize kenefe gidin, kurtuluş savaşını Yunan kazansaydı iyi olacaktı diyor. Müftülere nikah yetkisi veriliyor. Gerçek o ki bu halk dinini, İslam’ı doğru öğrenmiyor. Daha çok hurafe öğreniyor. Bilim neredeyse ona ulaş, önerisi yerine, deve sidiğindeki şifayı, kız erkek idrarlarındaki farkı öğreniyor. Yurdunu sevmesini de bilmiyor halkın çoğunluğu. Öğrenilmesi gereken bir şeydir yurt sevgisi Lafla olmaz. Saygı ile andığım Yaşar Nuri bunları ne kadar güzel anlatırdı. Bizim İslamcılar neden büyük İslam felsefecileri İbni Sina, İbn-i Haldun, İbn-Rüşt, Farabiyi ve onların görüşlerini dile getirmezler ..Gerçeği söylemekten çekinmeyelim Doğan Kuban gibi Özdemir İnce gibi, CEHALET‘in egemenliği söz konusudur bu ülkede. Laik çağdaş bir eğitimin önü toprak ağaları ve dinbaz politikacılar tarafından kesilmiştir. 1940’lardan başlayarak. En büyük darbedir bu. Köy enstitüleri ve halkevlerini çok yazdım.

Hafriyat kamyonları ardı ardına kazalara yol açıyor bu arada çok sayıda trafik polisinin rüşvet aldığı saptanıyor.15-20 dakikalık bir yağış İstanbul’u felç ediyor. Bodrum’daki depreme dinbaz birileri teşhis koyuyor, faylar filan değil, açık saçık yaşayanlara Allah’ın cezası. 1999 depreminde de bir aklı evvel 7.4 yetmedi mi diye pankart açmıştı. LOZAN zafer mi hezimet miydi atışması devam ediyor. Sakarya Valisi İskender Paşa tekbiri ile görevine başlıyor. Bu ülkenin en başarılı insanlarından biri Yılmaz Büyükerşen saldırıya uğruyor. Uluslararası indekslere göre insani gelişmişlikte, basın özgürlüğünde, kadın erkek eşitliğinde, gelir dağılımı adaletinde en gerilerde yer alıyoruz. Bütün bunlardan yönetim gücünü elinde bulunduran iktidarın büyük kaygı duymasını beklemez misiniz ? Hayır öyle olmuyor. Sayın Cumhurbaşkanı 4 çocuk tavsiyesinde bulunuyor. Nereye hangi topluma doğru büyüyecek bu çocuklar? Bu soru ortada.

Peki bu ortam ve bu koşullar karşısında muhalefet sol muhalefet ne yapıyor? Solcu, Atatürkçü, ulusalcı, liberal solcu, İslamcı solcu? Her zamanki gibi bölünüyor, kutuplaşıyor, birbirini suçluyor. Emperyalizme meydan okuyarak, onu mağlup ederek kurduğumuz bu cumhuriyeti ve onun devrimlerini onun aydınlığını laikliği koruma üzerinde birleşemiyor. Bugünkü yönetim ve yargı üzerinde bile anlaşmazlık süre geliyor.

Atatürk’ün ona inananlarla birlikte kurduğu bu ülke bilime, bilimselliğe dayanmadıkça, bir aydınlanma kültürü ile donatılmadıkça, laikliği benimsemedikçe huzura birliğeçağdaşlığa kavuşamaz.

Yurtsever insanlar yurtseverliğin ne olduğunu anlamış ,öğrenmiş insanlar el birliği ile bu doğrultuda yeni bir kurtuluş için çaba göstermelidirler. İktidar gücünü elinde tutanların da hiç olmazsa bir bölümü ülkenin içine yuvarlandığı çıkmazları görerek bu elbirliğine katılmaları beklenir. Bakın TV’lerde Atatürk’ün büstüne bir çekiçle saldıran insanı görüyoruz. Suç işliyor peki bu suçun tamamı ona mı ait. Asla değil. Onu yöneticilerin dinbazların oluşturduğu bu toprak bu zemin yetiştirdi. Bir ayda 50 kadar kadın cinayeti var. Karısını 28 bıçak darbesi ile öldüren genç adam katil mi doğdu. Böyle bir gen mi var? Hayır. Onu da yetiştiren bu sağlıksız toplum, bu aile, bu ortam. Yüz binlerce FETÖ’cü, aralarında generaller profesörler yargıçlar, mühendisler, öğretmenler var. Sağlıksız toplumun ürünleri bunlar.

Bugünkü gidiş asla bir çıkar yol olamaz, topluca yıkıma doğru sürükleniriz. Ardı ardına patoloji üreten bu toprağa özenle eğilmek gerekiyor.

Yazının linki

Etiketler: » » » »
Share
1064 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

#

SİGARA, CEP TELEFONU, TV ve KADIN CİNAYETLERİ” için 1 yorum

  1. recep : diyor ki:

    SİGARA, CEP TELEFONU, TV ve KADIN CİNAYETLERİ
    https://www.itvhaber.com/sigara-cep-telefonu-tv-ve-kadin-cinayetleri.html#.WYiXUeTBsoI.twitter
    #CepTelefonu #CoşkunÖzdemir #Sigara #Türkiye #Tv #KadınCinayeti #itvhaber

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Adana efsaneleri ve sanat…

    06 Şubat 2019 Yazarlar

    Sabahın altısı, hava karanlık. Sağ olsun eşim Hikmet havaalanına götürüyor beni yine. Hakkını yiyemem şimdi. Her gidiş gelişlerimde uğurlar ve karşılar. E Allah razı olsun... Üçüncü Uluslararası Türk Dünyası Sanat Çalıştayı için Adana Büyükşehir Belediyesi'nin davetlisiyim. Belediye başkanı Hüseyin Sözlü ve zarif eşi Zeynep Sözlü'nün desteklediği, 21 ülkeden yetmiş sanatçının katıldığı çalıştayın küratörlüğünü sevgili arkadaşlarım Prof. Dr. Birsen Çeken ve Doç. Dr. Gültekin Akengin üstlenmiş. Binlerce yıldır çok farklı medeniyetleri bünye...
  • Fethiyeli kız Gülistan…

    04 Ocak 2019 Yazarlar

    "Kız Gülistan ben otobüsteyim de bi pırasa çorbası yapar mısın? Hasan bilemez, sen mandalinanın altından topla, o kalın olanlarından. Kökünü yap, yaprağını koma. Ben yaprağını sevmiyom da. Ben gelince yaprağını tepsi böreği ederiz." "Havuç pirinç koyarım." "Yok Gülistan'ım havuç ko, yok salça malca koma." "Tamam abam, ben internete bakar yaparım." "Yok Gülistan'ım... Biliyo musun aslında çok kolay. Soğan gibi kavur; pirinç, su koy. Üstüne de nane... tamam..." "Tamam abam tamam... ederim. Haydi kapat..." "Gız Gülistan Allah iyi...
  • GURBETTEKİLER

    09 Aralık 2018 Yazarlar

          Gurbet, insanın doğup büyüdüğü, aile ocağının bulunduğu yerden uzak yer, yabancı yer. Sanırım sözlük anlamından başlayarak gurbet ve gurbettekileri anlatmak en doğru yolsa gerek. Şu anda ülkemizde yaşayan insanların sanırım yüzde altmış kadarı bu kavramla iç içe yaşıyor. Hatta bu kavramla değil, bu GURBET gerçeğiyle yaşıyor. Köylerin ya da daha doğru tabirle kırsalın, yerinde yerleşik olan nüfusunun en az beş katı kadarı kentlerde yerleşik durumdadır. İşte buradan yola çıkarsak, gurbet sözcüğü daha da bir anlam kazanmaktadır. Gurbet’in an...
  • SAYGI, MİNNET VE ÖZLEMLE 80 YIL

    10 Kasım 2018 Yazarlar

         Tam elli üç yıl önceydi Mustafa Kemal Atatürk’le gıyabında tanışmamız. Yıl 1965 ben ilkokula başlamıştım. Aslında daha da önceydi, O’nu tanımam. Çünkü kocaman bir taş kaidenin üzerinde ki heykeli duruyordu, işyerimizin tam karşısındaki ilçe meydanında. Tanıyordum ama çocukluğumdan kaynaklı anlayamamıştım kim ve ne olduğunu! Okula başladığımda sınıfa ilk girdiğimde meşhur kara tahta üzerinde duran resmini görünce biraz da şaşırmıştım doğrusu. ‘’Caddedeki bu adamın ne işi var burada’’ der gibi. Sonra her gün okul bahçesinde okuduğumuz öğrenc...