logo

SUNA KIRAÇ’IN ARDINDAN…


Coşkun Özdemir
prof.coskunozdemir@gmail.com

Kısaca ALS diye anılan bir hastalığa yakalanıp da “Ömrümden Uzun İdeallerim Var” adlı bir kitap yayımlamasaydı, benim gibi birçok kimse Suna Kıraç adını bilecek ama onu yakından tanıma fırsatını bulamayacaktı.

40 yılı aşan bir süreden beri çok ilgi duyduğum bir hastalığın, çok yetenekli ve birikimli bir hastanın ağzından hikâyesini içeren bu kitabın benim için elbette büyük bir çekiciliği olacaktı ve öyle oldu. İki gün önce aramızdan ayrılan Suna Kıraç’ın kitabını büyük bir ilgi ile okumuş ve yakın zamanda gerçekleşen uluslararası bir kongrede de kendisinden ve eserinden bahsetmiştim.

BİR DİRENİŞ HİKÂYESİ

Suna Kıraç’ın kitabı ve hayatı, tam bir direniş hikâyesi. Hastalığa konulan tanıdan doktorların tutumuna, çeşitli tedavi denemelerinden hastalığın Suna Hanım’ın çevresine yansımasına kadar her detay ilgi çekici.

Hem bir nörolog hem de yazar olarak, Suna Kıraç’ın aziz hatırasına saygı olarak kitabından ve kendisinden bahsetmek istiyorum.

Suna Kıraç, mensubu olduğu aileden ve sahip olduğu imkânlardan bağımsız olarak da başlı başına dikkat çekici, saygın ve önemli bir değer. İş dünyası içinde Türk devrimini en çok içselleştiren kişilerin başında gelmekteydi. Cumhuriyet değerleri ile o kadar barışıktı ki bambaşka bir ailenin üyesi olarak dünyaya gelseydi de bir şekilde yine insanların hayatına dokunacak bir hikâyeye sahip olurdu.

Elindeki imkânlarla çok daha başka, bohem bir hayat sürme fırsatı varken o, bu yolu tercih etmeyip kendi yolunu seçiyor. Kültüre, müziğe, sanata ilgi duyan bir kişilik Suna Kıraç. Çocukluğunda oturduğu apartmandaki komşuları, eski Başbakan Şükrü Sarac-oğlu ve eski Bakan Saffet Arıkan. Bu iki saygın kişinin mütevazı yaşamı, Suna Kıraç’ı derinden etkiliyor.

Etrafındaki bir kesimin isteğinin aksine, aktif bir hayatı tercih ediyor. Kendisini, ileride Koç topluluğu içinde önemli bir rol oynamak üzere hazırlıyor. Çok geçmeden de akıllı, iradeli ve ilkeli yapısıyla topluluğu çekip çevreleyen kişi oluyor. Topluluğun aile şirketi olmaktan çıkıp kurumsallaşması için büyük çaba sarf ediyor. Bu konuda aile bireyleri ile yer yer zıtlaşmaktan kaçınmadığı gibi, düşüncelerini babası Vehbi Koç’a bildirmekten de çekinmiyor. Ancak onun sürekli haklı çıkması, birçok sorunun çözümünü de kendiliğinden getiriyor.

Cem Kıraç, onu “aile bireyleri arasında bağ kurmayı en iyi beceren, ama aynı zamanda profesyonel kadronun haklarını savunan ve holdingde büyük güven yaratan kişi” olarak tanımlıyor.

Suna Kıraç’ın bir diğer özelliği ise içinde bulunduğu her konuda Türk ulusunun çıkarlarını savunması ve her zaman Cumhuriyet kazanımlarından yana tavır alması, bu kapsamda da hiçbir adımı atmaktan çekinmiyor oluşudur.

BÜYÜK KAYIP

Bu duyarlılığının göstergelerinden birisi de kurucusu olduğu Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı’dır. Eşi İnan Kıraç ile birlikte birçok kültürel faaliyetin destekleyicisi olduğu gibi aynı zamanda da bu etkinlikleri öneren, projelendiren kişidir.

Tüm bunları, bu kadar ağır bir hastalığa rağmen başaran bir Cumhuriyet kadınını kaybetmenin üzüntüsü tarifsiz. Suna Kıraç, her daim mücadelesi, ilkeleri ve yaptıklarıyla hatırlanacaktır.

PROF. DR. COŞKUN ÖZDEMİR

Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi 

Etiketler: » » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Para Hırsı Gözümüzü Kör Etmiş

    09 Mayıs 2021 Köşe Yazıları

    Son zamanlarda gündemi en çok meşgul eden konulardan birisidir dolandırıcılık. Geçmişine baktığınızda ta Osmanlı ve belki daha öncelerinde de dayandığını görebiliriz. Kısa yoldan para kazanma gözümüzü öyle kör etmiş ki dün gördüğümüz kötü örneğe bile aldırış etmeden yenisine kapılıyoruz. İnsanlar yasal olan yollardan kolay para kazanamadıkları için zaman zaman yasal olmayan çeşitli teşekküllere ya da kişilere yakalarını kaptırırlar. Önce tatlı gelsin diye ağızlara bir miktar bal çalarlar sonrasında gelsin sirkeler. Alıştırılınca kimse...
  • Emekli Amirallerin Açıklaması

    08 Mayıs 2021 Köşe Yazıları

    Montrö ve laiklik konusunda 104 emekli amiralin açıklaması, iktidar çevrelerinde büyük yankı yapınca, İsmet İnönü’nün TBMM kürsüsünden Demokrat Partililere yaptığı şu eleştiriyi hatırladım: “Suçluluğun telaşı içindesiniz”. İktidarın, açıklamayı bu kadar ürkütücü bulması beklenmezdi. Yandaşlarla birlikte büyük gürültü kopardılar. Olayı büyütmek istediler. Her zaman yaptıkları gibi, açıklamada darbe iması olduğu yönünde algı yaratmaya çalıştılar. Nerede bu darbe iması? Bulan olmadı. 104 emekli amiralin Montrö konusunda duyarlı ...
  • 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü

    01 Mayıs 2021 Köşe Yazıları

    1 Mayıs Anadolu kültüründe doğanın canlanması diye de adlandırılan ve eski deyimiyle Bahar Bayramı yapılan bir gündü. En azından bizim çocukluk dönemlerimizde böyleydi. -İşte bahar demek değişim demek. Ancak, insanlarda gerekmedikçe fazla da değişim olmasın. Zaten değişebilmek için bir neden de bulamıyorum. Hatta insanlar kolay kolay da değişmemelidir, sadece fikirleri gelişmelidir, diye düşünüyorum. Gereksinimler hariç tabi ki! Örneğin, kendimizi günün gereklerine uyarlamak, teknolojik değişimlere ayak uydurmak gibi. -Benim için en büyük işç...
  • Milli Egemenlik ve Çocuk

    25 Nisan 2021 Köşe Yazıları

    Ulusça yaşamsal önemi olan bir günü kutlamaya hazırlandığımız ancak, yasal kısıtlamalardan dolayı çoklu katılımla kutlayamayacağımız bir bayramı daha uzaktan programlarla kutlamaya çalışacağız. Ancak, Türk milleti olarak, her ne kadar bedenimiz bir yerde olmasa da ruhumuz ve fikrimizin orada olduğu bilinciyle kalbimizde bile kutlayacağımız bir bayramdır 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı!       Bu bayram öyle bir bayram ki, adeta damarlarımıza nüfuz etmiş, her ne kadar son damlasına kadar çekilmek istense de kendini yenileyen ve...