logo

17 Şubat 2018

VAHŞİ-ZM


Cafer Kayadibi
cafer.kayadibi@gmail.com

Karakolun kapısına yanaşan mavi renkli jandarma aracının arka kapıları açıldığında iki jandarma eri kollarına girerek aşağıya indirdiler takriben 13 yaşlarındaki erkek çocuğu. Karakoldan içeri girdiler ve sorgu odasına alındı çocuk. İçerideki rütbeli kara kuru çocuğun ifadesini alırken kulak misafiri oluyorum olup bitenlere bir yandan da çocuğu süzüyorum göz ucuyla. Adana’dan İzmir’e mandalina toplamak için gelen işçi kafilesiyle beraber gelmiş çocuk. Kimlik bilgilerini aldıktan sonra soruyor nöbetçi subay, başını öne eğmiş yaptıklarını aklayacak hiçbir tümce kuramayaraktan. Sonra kafama balyoz gibi inen gerçekle karşılaşıyorum, odanın duvarları üzerime üzerime geliyor nefesim daralıyor ve ifadeyi alan nöbetçi subayın “Çavuş, çocuğa çay ver” diyen sesiyle irkiliyorum. 5 yaşındaki erkek çocuğuna tecavüz eden bu kara kuru minyatür sapığın yaptıkları karşısında kuduruyorum, bir çay bardağına dolduruyorum bütün kinimi nefretimi ama yetmiyor taşıyor sığdıramıyorum.

* * *

Kadıköy de ki kursumdan çıkıp eve varmak için otobüse biniyorum. Kulağımda kulaklık müzik dinliyor bir yandan da kitap okumakla meşgulüm. Ne kadar yol geldiğimizin ayırdında olmadığım bir vakit hemen arkamda duran koltukta oturan bayanın sesiyle dönüp bakıyorum geriye. Kadın iri kıyım bir erkeğe yumruklar sallayıp tekmeler vururken bir yandan da küfrediyor. Bir otobüs dolusu insan ne olduğunu anlamaya çalışırken kadının bağrışmalarından çözümlemeye çalışıyoruz sorunu. “senin anan yok mu? Aynısını annene yapsalar ne yaparsın?” diye feryat figan ortalığı inletmekte. Ve öğreniyoruz ki o iri kıyım dış görünüşü erkek fakat özünde zerresini taşımayan mahlûkat, otobüsün kalabalık olmasından faydalanarak fermuarından çıkardığı cinsel organını koltukta oturmakta olan kadının çeşitli yerlerine sürterek kendince bir hayali gerçekleştirmekte.

Bunlar benim şahit olduklarımın sadece bir kaçı. Peki ya bunları bizzat yaşayan kadınlarımız, kızlarımız onların anlatacakları sığar mı sanıyorsunuz sayfalara. Her birinin yaşadıkları bir birinden üzücü bir birbirinden acı ve bu artık Türkiye’nin yüz karası bir durum oldu, olmaya da devam etmekte. Özgecan Aslan, Münevver Karabulut, Sarai Sierra, cocuk yaşta gelin edilenler ve niceleri.

Peki, neden bu sonlarla karşılaşıyor kadınlarımız, kızlarımız, çocuklarımız. Bu vahim olayların fitilini kimler ateşliyor, kimler hazırlıyorlar bu sonu. Nasıl bir düzen oluşturuldu bunları sorgulamak gerekmez mi. Mesela; İki karısını öldüren adamı, reyting uğruna evlilik yarışmalarına çıkartıp ahkâm kesenlerin hiç mi suçu yok ya da İslamiyet’i dört kadınla evlenmek olarak algılayanların, el ele tutuşmayı günahkar bulan Diyanet İşleri’nin. Annesinin eteği dizinin üstündeyse bundan tahrik olacağını söyleyenlerin; ve onlara hadlerini bildirmeyenlerin; 8-9 yaşında kız çocuklarının kendilerine yaklaşmasını istemeyenlerin; hamilelerin sokaklarda dolaşmasından rahatsız olanların hiç mi suçu yok. Amerika da her iki dakikada bir tecavüz oluyor abartmayın diyerek tecavüzü meşrulaştıranların bunda hiç mi payı yok. Arkadaşını eşine tavsiye eden kadın, tecavüzcü çocuğa çay söyleyen nöbetçi subay çok mu masum bu gidişatta. NÇ ye tecavüz eden 26 kişi için, NÇ’nin rızasıyla olmuştur kararı veren yargı bu sapkınlığın ayyuka çıkmasında baş aktör olmamış mıdır? Eğitim sistemini kız öğrencinin etek boyunda gören öğretmenin, “Tecavüze uğrayan doğursun gerekirse devlet bakar” diyen bakanın hiç mi suçu yok. Şiddet gördüğü için koruma talep eden kadın öğretmeni kaderine terk eden, kaç çocuk doğrulacağına karar veren devlet bu hazin sonun neresinde. Tekrar tekrar düşünmeye hiç gerek yok. Bu ve bunun gibi sonuçlar kadınlara uygulanan terörün en merkezindedir. Ve oluşturulan bu sistemin adı da ne yazık ki VAHŞİ-İZM dir…

Etiketler: » » » »
Share
3582 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İBB Tahsisli Saha Yurt Oluyor, Sırada Hangi Saha Var?

    15 Haziran 2019 Yazarlar

    Yüzlerce Ataşehirli gencin spor yaptığı, amatör sporcuların kullanabildiği az sayıda sahalardan biri daha gençlerin spor yapabildikleri yerler arasından çıkıyor. Recep Kenan/itvhaber.com Mahalle aralarında çok sayıda olan uluslar arası ünü yakalayan sporcuların bir çoğunun kaynağı olan arsa ve bahçeler bir bir yok oldu. Bir elin parmaklarını bile bulmayan sayıda kalan az sayıda spor alanları da bir bir amatör sporun kullanımından alınıyor. 1990'lı yıllardan bu güne İstanbul Site Spor'un kullanımında olan amatör spora hizmet veren spor ...
  • OTOPARK MI, CADDE PARK MI/SOKAKPARK MI?

    09 Haziran 2019 Yazarlar

    Otopark, kelime anlamıyla insanların otomobillerini vb. her türlü araçlarını kullanmadıkları zaman koydukları güvenli alanlardır. Park yerleridir. Bu güvenli alanlar, kimi yerlerde kişiler, kimi yerlerde ise kamu kurumları ve kuruluşları tarafından yapılır ve işletilir. Yıllar öncesinde bu park alanları çeşitli gayri resmi güç odakları aracılığıyla işletilirdi. Çok da sorunlar ve olaylar yaşanırdı. Yer işgali yüzünden çıkan olaylarda birçok insan yaşamını da kaybetmişti. Gerçi şimdide otoparkların ne kadar güvenli oldukları da ayrıca bir tar...
  • Noktalı virgül…

    31 Mayıs 2019 Yazarlar

    Elim kolum kalkmıyor, kolum kanadım kırılmış gibi... Ne yapacağımı, ne düşüneceğimi kestiremiyorum. Bildiğim tek şey var, o da çok üzgünüm. O duysaydı hemen öfkelenirdi ve derdi ki "Üzülmenin azı çoğu olmaz... üzülmek tekdir..." Ben de hemen karşı çıkardım "Fakat ben her şeye aynı oranda üzülmüyorum ki!" Ama artık o yok ve ben ona çok üzülüyorum. Gerçi bir yıla yakın zamandır da yok sayılırdı. Çünkü yoğun bakımda hastanede idi... Duayen gazeteci-yazar... hemşehrim, ağabeyim, Türkçe'nin efendisi, köşedaşım, bana Türkçeyi  iyi kullanmayı...
  • Noktal Virgül…

    30 Mayıs 2019 Yazarlar

    Elim kolum kalkmıyor, kolum kanadım kırılmış gibi... Ne yapacağımı, ne düşüneceğimi kestiremiyorum. Bildiğim tek şey var, o da çok üzgünüm. O duysaydı hemen öfkelenirdi ve derdi ki "Üzülmenin azı çoğu olmaz... Üzülmek tekdir... "Ben de hemen karşı çıkardım "Fakat ben her şeye aynı oranda üzülmüyorum ki!" Ama artık o yok ve ben ona çok üzülüyorum. Gerçi bir yıla yakın zamandır da yok sayılırdı. Çünkü yoğun bakımda hastanede idi... Duayen gazeteci-yazar... hemşehrim, ağabeyim, Türkçe'nin efendisi, köşedaşım, bana Türkçeyi iyi kullanmayı,...