Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

Eğitim ve Sağlık

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
Eğitim ve Sağlık

Ülkemizin iki önemli sorununa değinmek istiyorum. Birincisi eğitim ikincisi sağlık sorunu. Şimdi sırasıyla bunları biraz irdelemek isterim:

EĞİTİM ÇİLESİ BİTMİYOR

MEB Sayın Yusuf TEKİN MEB Bürokratlığından gelme tecrübeli bir isimdir. Ancak, o da her gelen bakan gibi aynı söylemleri dillendiriyor. Evet, böyle bir usul ya da yasal uygulama zaten yok. Ama gayri resmi uygulamada sınır yok.

Bu ve bunun gibi söylem ve uygulamaların önüne geçebilmek için:

MEB öncelikle tüm okullara yeterli miktarda ödenek verecek.

Temizlik malzemeleri verecek.

Çalışan hizmetlileri kadrolu atayacak.

Okullara memurları kadrolu atayacak.

Kendi beyanlarına göre okullarda açık bulunan altmış sekiz bin öğretmeni atayacak.

Okulların kırtasiye ve evraklarını verecek.

Okulların teknik donanımlarını sağlayacak.

Sonra da para almayın diyecekler.

Ödenek yok, malzeme yok, para yok, çalışan yok, güvenlik görevlisi yok.

“Para almayın ama okulları idare edin demek kolay.”

Okul idarecileri de okul aile birlikleri aracılığıyla velilere yükleniyor.

O zaman okul aile birliklerini kapatın bakalım, okulların ekonomilerini nasıl yöneteceksiniz görelim.

MEB bir inceleme yapsın bakalım, okullara nerelerden servisler geliyor, kimler okullara servislerle taşınıyor?

Servislerle taşınan çocuğun velisi okula kaç lira bağış yapmış?

Bağış yapmadan uzak bölgelerden okullara gelen kaç öğrenci var?

Şimdi, bağış yasal diyeceksiniz ve haklısınız ama gönüllü bağış yapan kaç insan var? Bağışlar Okul Aile Birlikleri eliyle şartlar zorlanarak toplanıyor.

Ayrıca kurulan 147’li hattında bir anlamı yok. Çünkü, insanlar geçmişte de o hattı farklı kullandılar. Hatta aldığımız bilgilere göre meslektaşlar bile birbirini şikâyet etmede kullandılar. Çözüm hatlar falan değil. Çözüm, sorunu devlet eliyle çözmek ve veliyle okul idareci ve öğretmenlerini karşı karşıya getirmemektir.

Bir yandan da öğretmenlik mesleği sorgulanmaya başlandı. Bilal Erdoğan bile itiraf etti ki ülkemizde idealist öğretmen yok. Memur olmak ve para kazanmak isteyen insanlar var. Bence çok da doğru söylüyor. Artık idealist öğretmenlik kavramı silinmiş vaziyette. Peki bu “idealist öğretmen” yapısı ne zaman bozuldu? Öncelikle bunun araştırılmasının yapılması gerek. Ayrıca, öğretmenlik mesleğinin acilen idealist bir yapıya dönüşmesine olanak sağlamak lazım. Öğretmenlerle ve okullarla fazla oynamamak lazım.

SAĞLIK ÇİLESİ BİTMİYOR

Ülkemizin ve insanlarımızın en önemli sorunlarından birisi de ne yazık ki sağlık sorunudur. Sağlık sistemimizin bu haliyle sağlıklı bireylerin bile en azından psikolojilerinin bozulduğunu ve dert sahibi olduklarını söylemekte yarar vardır.

Sağlığı bozulan insanlarımızın önemli bir bölümü -istediği doktora gitmek için randevu bulamıyor ve bir nevi ölüme terk ediliyor- diye söylersek yanlış söylemiş olmayız. Herhangi bir bölüme randevu alabilmek için günlerce, haftalarca hatta aylarca beklemek gerekiyor. Özellikle MR çekimleri gibi önemli işlerin yapılamadığı çok açık.

Bir diş tedavisi için bile randevu bulmakta zorlanıp, üniversite hastanelerinin yolunu tutuyoruz. Hatta biraz maddi gücü olanlar özel hastanelere yönelmekteler. Bir emekli vatandaş hangi özel hastaneye gidebilir? Gidemediği gibi tedavisini de olamıyor. Sağlıksız bireyler olarak toplumda geziyorlar.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bile kendisi itiraf etti ki bazı bölümlerde randevu bulunamıyor. 

İlaç sıkıntısı dersen artık konuşacak laf bile bulunamıyor. SMA lı bebekler, kanser hastaları ayrı bir sorun.

Yani özetle ülke insanının hayati öneme sahip iki kurumunun Sağlık ve Eğitim acilen düzeltilmesi gerek.

Yaşar GELER

Etiketler: » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...