Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

Cafer Kayadibi

Cafer Kayadibi
cafer.kayadibi@gmail.com
Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…
Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu.

Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu.

Şimdi sormak gerekiyor:
Bir ülkenin kurucusunun, eğitimi “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” yetiştirme ülküsüyle emanet ettiği çocukların karnelerinden bu fotoğraf neden kaldırılır?
Bu tercih basit bir tasarım değişikliği midir, yoksa bilinçli bir yönelişin, uzun vadeli bir zihinsel dönüşümün küçük ama anlamlı bir adımı mıdır?

Atatürk’ün karnelerdeki fotoğrafı bir süs değildi.
O fotoğraf, laik ve bilimsel eğitimin; kız çocuklarıyla erkek çocuklarının yan yana, eşit koşullarda okumasının; öğretmenin toplumdaki saygın yerinin sembolüydü.
Onu kaldırmak, sadece bir görseli kaldırmak değildir. Bir hafızayı silmeye, bir değeri görünmez kılmaya çalışmaktır.

Ama tarih şunu defalarca göstermiştir:
Atatürk’ü bir kâğıttan silebilirsiniz, bir duvardan indirebilirsiniz, bir sayfadan kaldırabilirsiniz.
Peki ya onu anlayanların aklından, ona inananların kalbinden, onun izinden yürüyenlerin vicdanından nasıl söküp atacaksınız?

Bir çocuk Atatürk’ü sadece karnesinde görmez.
Onu öğretmeninin duruşunda, bir kız çocuğunun özgürce okula gidişinde, sorgulayan bir akılda, “Neden?” diye sorabilme cesaretinde görür.

Soruyu buraya bırakıyorum:
Bir ülkenin kurucusunu kâğıttan silmek mümkün olabilir.
Ama onu bu ülkenin ortak hafızasından, geleceğe yürüyen çocukların umudundan silmek gerçekten mümkün mü?

Etiketler: » » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...
  • Bir Çuvalın İçine Sığmayan Vicdan

    17 Temmuz 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Bir Kırmızı Kurdele Kadar Masumdu: Narin’in Hikâyesi Tozlu köy yoluna dizilmiş dut ağaçlarının altında, güneş ışığı küçük bir çocuğun gözlerinde yansıyor. Sekiz yaşında bir kız çocuğu adı Narin. Narin’in ayakları çıplak toprağı hissediyor, saçları rüzgârla dans ediyor. Elinde sımsıkı tuttuğu bir defter, göğsüne bastırdığı bir umut var. Okuldan bir kurdeleyle dönüyor yüreği kıpır kıpır. Öğretmeni, matematikteki başarısını ödüllendirmiş. Yakasında kırmızı bir kurdele. Narin, bu kurdeleyi annesine, babasına, abisine göstermek için köy yolun...
  • Zulme Secde Etmeyenlerin Yasıdır Kerbela

    07 Temmuz 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Muharrem ayı, takvimlerin değil kalplerin sustuğu, tarihin en kara yazısının ilmek ilmek işlendiği bir yas mevsimidir. Bu ayda tutulan oruç, aç kalmak değil; zalimin sofrasına oturmamaktır. Bu ayda içilen her yudum su, Fırat'ın kıyısında susuz bırakılmış masumların anısıdır. Bu ay, Hz. Hüseyin’in “Zulme boyun eğmektense baş vermek yeğdir” diyerek yürüdüğü hak yoludur. Kerbela sadece çölde yaşanmış bir trajedi değil, hak ile batılın kıyamete kadar sürecek mücadelesinin adıdır. Bir yanda hırsın, saltanatın, zorbalığın temsilcisi; öte yand...
  • Toplumda Algı Yönetimi

    28 Haziran 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Hiç düşündünüz mü? Bir olay hakkında ne hissettiğimiz, bazen onun gerçekte ne olduğu değil, bize nasıl sunulduğuyla ilgili olabilir. İşte tam da bu noktada algı yönetimi devreye giriyor. Gerçekten Gördüğümüz mü, Göstermek İstedikleri mi? Hiç düşündünüz mü? Bir olay hakkında ne hissettiğimiz, bazen onun gerçekte ne olduğu değil, bize nasıl sunulduğuyla ilgili olabilir. İşte tam da bu noktada algı yönetimi devreye giriyor. Algı yönetimi dediğimiz şey; bireylerin ya da toplumun düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını yönlendirme san...