logo

DİJİTALİZM/UYUMSAMA ve ETKİLERİ


Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com

Dijitalizm, bana göre dijital dünyaya açılan bir penceredir. Yani yeni bir öğreti tekniğidir. Bir doktrindir. Yine bana göre kapitalizmin yeni bir sömürü biçimidir. Bu sömürüde özellikle çocuklar ve gençler hedef kitledir.

Sokakta gördüğünüz her dört gençten hemen hepsinin elinde bir telefon bulunduğunu, her gördüğünüz çocuktan dörtte üçünün elinde de yine bir telefon bulunduğunu, büyüklerden de hemen hepsinin elinde bir telefon olduğunu gözlemlemekteyiz. Telefon dışında da hemen her evde en az bir tablet ya da bilgisayar olduğunu bilmekteyiz. Telefon, tablet ve bilgisayar olan her evde ve her kişide mutlaka internet ağı da vardır.

Zaten öyle bir zincir kurulmuş/kurgulanmış ki biri olmadan diğerinin olması neredeyse anlamsız ve imkânsız hale gelmiştir. Bana göre bu durum, küresel ve kapitalist bir akımdır. Yani teknolojinin tüm nimetlerinden çıkarsal olarak yararlanmadır. Uyumsama ise, toplumun ya da kişinin ortaya çıkan duruma uyum sağlamasıdır. Geçmişte görmediğimiz ya da bilmediğimiz yeni bir akıma kendimizi inandırma ve o akımı kabullenmedir. Kabullenme gerçekleştiği an zaten uyumsamış yani uyum sağlamışız demektir. Kabullenme aslında zor bir durum değişikliğidir. Yani insanlar ya da toplumlar geleneklerinden kolay kurtulamazlar. Gelenekleri yıkmanın yolu da çok ama çok cazip gelebilecek alternatif durumlar ortaya koyarak gerçekleşebilir. Belki değişim biraz uzun sürer ama illa ki değişim gerçekleşir. Değişim mutlak olması gereken en önemli olgudur.

Ustaların dediği gibi “değişmeyen tek şey değişimin kendisidir”. O halde değişimlerin olması normaldir. Dijitalleşme de uyumsama da normaldir. Geçmişe bakacak olursak, örneğin insanlar önce ateşle haberleşme, davul, güvercin, uşaklar, telgraf, telefon, teleks, faks, televizyon, internet vb çeşitli araçlar sırasıyla yaşamımıza girmiştir. Ancak öyle bir hızlı gelişim ve değişim sağlanıyor ki, hızına yetişmek bile mümkün olmuyor. Ama bu duruma baktığımızda genellikle geri kalmış ülkelerde ya da az gelişmiş ülkelerde bu hız daha yüksek oranda seyrediyor. Yani gelişmiş ülkelerde bu dijital sistemler öyle düzenli kullanılıyor ki, geri kalmış ülkeler ya da az gelişmiş ülkeler o ülkelerin önünde gitmeye başladı. Belki hiçbir ülkede bizim kadar telefon ve internet bağımlılığı yoktur. Hele ki şu Covid 19 Pandemisinde neredeyse her kurumun uzaktan iş yapmaya başladığı, okulların bile uzaktan eğitim yaptığı düşünüldüğünde ortaya çıkan durumun kapitalist sistemin, bir sömürü ve çıkarsal ortama zemin hazırlanmış olduğunu düşünmekten edemiyoruz.

Okullar üzerinden gidecek olursak, okullarda teknolojik gelişim yeni bir olay değildir. Örneğin, kırk elli yıl öncesinde bile okullarda tepegöz dediğimiz materyalleri sonrasında projeksiyon aletini, bilgisayarları, interneti eğitim yaşamımıza soktuk. Yani teknoloji zaten uzun zamandır var. Ancak günümüzde çok daha fazla dijital ortamlarla iç içeyiz. Zorunlu bir teknoloji bağımlılığına doğru gidiyoruz.

Teknolojik gelişim ve değişimlerin olumlu olduğu kadar, olumsuz yan etkileri de çevremizi kasıp kavuruyor. Psikolojik etkilerinin yanı sıra ekonomik ve bağımlı kılma etkileri ise insanları ve toplumları daha çok olumsuz etkilemektedir. Özellikle çocuklu aileleri ve özelinde çocukları daha fazla etkilemektedir. Şimdi biraz da çocuklar ve aileler üzerindeki etkilerini inceleyelim. Yaklaşık bir yıla yakın zamandan beri yaşamımızı etkileyen pandemi sürecinde özellikle çocuklarda sosyal ortam eksikliği, birebir ilişkiler sekteye uğramış, ebeveyn bağımlılığından da kaynaklı asosyal bir değişime doğru gidiş yoluna girilmiştir.

Özellikle kontrolsüz internet kullanımı çocuklarımızı ve gençlerimizi çeşitli duygu bozukluklarına ve olumsuz davranış değişikliklerine itmektedir. Bununla birlikte, ailelerde çocuklara karşı tahammülsüzlük, kendilerini öğretmen rolüne sokma gibi yanlış rol model olma durumuna sokmuştur. Ailelere etkisi de özel hayatın gizliliğine dayalı bir durumdan dolayı aile içi çatışmalar, eşler arası olumsuzluklar gibi durumların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Bunların geneli yanlış teknoloji ve internet kullanımının olumsuz etkileridir diyebiliriz.

Şimdi buradan şöyle bir sonuç çıkıyor: Öyle gözüküyor ki bu pandemi süreci teknolojinin uzun vadede yaşamı eve sığdırmanın, dijital ortamların daha fazla kullanılmasının, toplumun da bu duruma uydurulması provalarının yapıldığını düşünmeden edemiyorum. Sosyal hayatın ekrana indirgenmesi, dokunma yerine teknolojik materyallerle yaşam standardının geliştirilmesi gibi bir algı oluşturuyor. Uzaktan eğitim, yüz yüze eğitimin yerini alabilecek bir eğitim yöntemi değildir ve olmamalıdır. Uzaktan eğitim, yüz yüze eğitimin kesintiye uğradığı zamanlarda destekleyici bir argüman olarak devreye alınan bir mekanizma olmalıdır. Ne yazık ki teknolojiye bağlı olarak, bu sürece denk gelen bir nesli feda ettik.

Bizler, dijitalizme uyum sağlamaya çalıştık ama birçok ailenin çocuğunu sağlık endişeleri ve kaygılarından dolayı eğitimin dışında tuttuğu da ayrı bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Son olarak şunu söyleyebiliriz: Dijitalizm ve teknolojik gelişmeler yaşamımıza girmiş olsa da yavaş yavaş bu duruma uyum sağlamaya çalışıyor olsak da gerçek sosyal yaşamımızdan ve birtakım geleneklerimizden de ödün vermeden geleceğe güvenle bakan, içi dolu beyinler yetiştirmemiz gerekiyor.

Yaşar GELER

Etiketler: » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÇOCUKLAR VE RADYASYON Çocuk nedir?

    01 Mart 2021 Köşe Yazıları

    Her hangi bir insanın, sıfır-on sekiz yaş dönemi arasında geçirdiği süreye çocukluk dönemi deniyor. Bu kişiye de çocuk deniyor. Çocuk, aynı zamanda reşit olmayan yani kendi kararlarını kendi veremeyecek durumda olan insan demektir. O halde bu insanın sağlıklı düşünebilmesi ve sağlıklı karar almasını beklemek te yanlış olur. Gerçi günümüz dünyasında çocuk dediğimiz yaşlarda ki insanların büyük bir bölümünün ileri yaş gruplarındaki insanlardan daha da sağlıklı düşünebildiği ve sağlıklı kararlar verebildiğine de tanıklık ediyoruz. Çünkü bu in...
  • EİNSTEİN VE ATATÜRK

    27 Şubat 2021 Köşe Yazıları

    Einstein’a ''Tanrıya inanıyor musunuz?'' diye soruyorlar. SPİNOZA’nın Tanrısına inanıyorum diye cevaplıyor. Bu tanrı şöyle nasihatler sıralıyor ,”Dua etmeyi bırak, yaşamın tadını çıkar, eğlen, şarkı söyle. Tapınakları boşver, Benim evim, dağ, orman, nehir, göl, plaj ve senin kalbindir. O sefil hayatın için beni suçlama. Sözde kutsal yazı yoktur. Yazı öncesi kitaplarda ben yokum.. Kendine güven. Yargı, ceza yok, emir ve yasaları unut. Verdiğim iradeyi kullan. Seni manipüle eden kurgular var, aklını kullan, özgürsün, ödül yok, ceza yok, kayıt...
  • Memleketten Manzaralar/ YOLSUZLUK, CİNAYET, TERÖR…

    20 Şubat 2021 Köşe Yazıları

    Ülkemizde 4.5 milyon işsiz var. 3.5 milyon vatandaşın evinin elektrik borcunu ödeyemediği açıklandı. Milyonlarca yurttaşın kredi kartı borcu var. Yurdumuzda yılda üç bin kişi intihar ediyor. Aile boyu intihar haberlerini duyuyoruz.  Öte yandan her gün, yürek yakan şehit haberleri alıyoruz. Bin liranın altında emekli maaşı alanlar var. Bir bölümü bin liraya yükseltildi. Yetkililer yanıt vermeli: Bir çayla bir simidi zor ödeyecek bu insanlar, nasıl ve neyle geçinecekler? YOLSUZLUK, CİNAYET, TERÖR... 2350 liraya ...
  • Umut Tacirleri

    16 Şubat 2021 Köşe Yazıları

    Umut, insanların bir yerlere varmak için kurdukları hayaller ve yaşama istekleridir. Bir insan umudu var oldukça yaşar. Umudu tükendiğinde hayatı sekteye uğrar. İnsan; düşünmek, inanmak, sevmek ve sevilmek için vardır. Bunları başarabilmek için de umudu olması gerekir.      Tacir, her hangi bir iş dalını kendisine meslek edinmiş, ticari faaliyette bulunan kimseler ya da kuruluşlardır. Tacir, yaptığı işten nemalanmak ister, kazanmak ister ve yaşamını onunla sürdürür.      Bir de umut tacirleri vardır; para pul kar...