Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

Emekli Amirallerin Açıklaması

Coşkun Özdemir

Coşkun Özdemir
prof.coskunozdemir@gmail.com
Emekli Amirallerin Açıklaması

Montrö ve laiklik konusunda 104 emekli amiralin açıklaması, iktidar çevrelerinde büyük yankı yapınca, İsmet İnönü’nün TBMM kürsüsünden Demokrat Partililere yaptığı şu eleştiriyi hatırladım: “Suçluluğun telaşı içindesiniz”.

İktidarın, açıklamayı bu kadar ürkütücü bulması beklenmezdi. Yandaşlarla birlikte büyük gürültü kopardılar. Olayı büyütmek istediler. Her zaman yaptıkları gibi, açıklamada darbe iması olduğu yönünde algı yaratmaya çalıştılar. Nerede bu darbe iması? Bulan olmadı. 104 emekli amiralin Montrö konusunda duyarlı olmaları çok doğal. Bu konuların yapıcısı, yaratıcısıdır Deniz Kuvvetleri. Tüm yurtseverler gibi Montrö’nün tartışmaya açılmasından kaygılanan emekli amiraller de bunu bir açıklamayla dile getirdiler. Aralarında Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında yıllarca hapis yatan amiraller var. Bu hassasiyetlerini sorgulamamalı, övgüyle anmalıyız.

Çeşitli kurumlar, üniversiteler, emekli amiralleri suçluyor, açılan soruşturmalara destek veriyorlar. Bir üniversiteli olarak utanç duyuyorum. Öğretim üyelerinin bu kınamalara katılmadıklarını ifade edeceklerini umuyorum. Atanmış bir rektör, tüm üniversite adına böyle bir açıklamayı nasıl, hangi hakla yapabilir?

ABD’nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni delmek istediği biliniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ısrarla, inadına yapmak istediği İstanbul Kanalı’nın, ABD’ye bu fırsatı vereceğini iddia eden uzmanlar var. Bunların tartışılması gerekir. Erdoğan; “Montrö bugün gündemimizde değil. Ama ilerde daha iyi bir sözleşme olabilir” diyerek, açık kapı bırakıyor.

Emekli amirallerin gözaltı süreleri uzatılırken, aralarından bazılarının CHP üyesi olduğu yazılıyor. Açıklamanın, yurtdışında etkisi olabilir diye varsayımlar, bahaneler üretiliyor. Yüksek yargı organlarının başkanları, tarafsızlık ilkesini unutup, görüş belirtiyor. Tüm bunlar kaygı veriyor.

İktidar erkini tek adam eliyle kullanmanın, yargıyı baskı altında tutmanın, cumhuriyete, laikliğe karşı bir siyaset izlemenin sonuçlarını yaşıyoruz.
Cumhuriyet’e bağlı yurtsever yurttaşlar olarak büyük endişe duyuyoruz.

Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Etiketler: » » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...