logo

Emekli Amirallerin Açıklaması


Coşkun Özdemir
prof.coskunozdemir@gmail.com

Montrö ve laiklik konusunda 104 emekli amiralin açıklaması, iktidar çevrelerinde büyük yankı yapınca, İsmet İnönü’nün TBMM kürsüsünden Demokrat Partililere yaptığı şu eleştiriyi hatırladım: “Suçluluğun telaşı içindesiniz”.

İktidarın, açıklamayı bu kadar ürkütücü bulması beklenmezdi. Yandaşlarla birlikte büyük gürültü kopardılar. Olayı büyütmek istediler. Her zaman yaptıkları gibi, açıklamada darbe iması olduğu yönünde algı yaratmaya çalıştılar. Nerede bu darbe iması? Bulan olmadı. 104 emekli amiralin Montrö konusunda duyarlı olmaları çok doğal. Bu konuların yapıcısı, yaratıcısıdır Deniz Kuvvetleri. Tüm yurtseverler gibi Montrö’nün tartışmaya açılmasından kaygılanan emekli amiraller de bunu bir açıklamayla dile getirdiler. Aralarında Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında yıllarca hapis yatan amiraller var. Bu hassasiyetlerini sorgulamamalı, övgüyle anmalıyız.

Çeşitli kurumlar, üniversiteler, emekli amiralleri suçluyor, açılan soruşturmalara destek veriyorlar. Bir üniversiteli olarak utanç duyuyorum. Öğretim üyelerinin bu kınamalara katılmadıklarını ifade edeceklerini umuyorum. Atanmış bir rektör, tüm üniversite adına böyle bir açıklamayı nasıl, hangi hakla yapabilir?

ABD’nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni delmek istediği biliniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ısrarla, inadına yapmak istediği İstanbul Kanalı’nın, ABD’ye bu fırsatı vereceğini iddia eden uzmanlar var. Bunların tartışılması gerekir. Erdoğan; “Montrö bugün gündemimizde değil. Ama ilerde daha iyi bir sözleşme olabilir” diyerek, açık kapı bırakıyor.

Emekli amirallerin gözaltı süreleri uzatılırken, aralarından bazılarının CHP üyesi olduğu yazılıyor. Açıklamanın, yurtdışında etkisi olabilir diye varsayımlar, bahaneler üretiliyor. Yüksek yargı organlarının başkanları, tarafsızlık ilkesini unutup, görüş belirtiyor. Tüm bunlar kaygı veriyor.

İktidar erkini tek adam eliyle kullanmanın, yargıyı baskı altında tutmanın, cumhuriyete, laikliğe karşı bir siyaset izlemenin sonuçlarını yaşıyoruz.
Cumhuriyet’e bağlı yurtsever yurttaşlar olarak büyük endişe duyuyoruz.

Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Etiketler: » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 50’Lİ YILLARDAN BUGÜNE NÖROLOJİ

    14 Haziran 2021 Köşe Yazıları

    Asistanlığa 1954′ de başlayan, nöroloji okumaya devam eden Kasder Kurucu Başkanı Prof. Dr. Coşkun Özdemir’in kaleminden 67 yıllık nöroloji anılarını aktarıyoruz. Bizim kuşaktan, bu tıp branşını seçmiş onlar akıl ve sinir hastalıkları uzmanıdırlar. Uzmanlık diplomalarımızda böyle yazar. O yıllarda Nöroloji ve psikiyatri beraberdir. Anadolu’nun ihtiyacı o yıllarda bunu gerektiriyordu. Asistanlığa 1954′ de başladım. Uzmanlıktan sonra ben, 1960’da doçentlik ünvanı  için  nörolojiyi tercih ettim..66 yıldan beri nöroloji okuyor, öğr...
  • CORONA GÖLGESİNDE VEDA

    14 Haziran 2021 Köşe Yazıları

    Yıl bin dokuz yüz yetmiş sekiz, birçoğu henüz yirmisinde memleketin gençliği.  Devlet “Size ihtiyacımız var.” demiş toplamış koymuş bir yüksek okula ve gerekli eğitimi verdikten sonra da: “Anadolu’nun da sizlere ihtiyacı var.” demiş ve dağıtmış yüz binleri Anadolu’nun köy okullarına. O yıllarda sadece üniversitelerde vardı kep atma töreni. Ama o dönemlerde memleketin hali perişan, siyasi kavgalar zirvede olduğu için sanırım hem tedbir amaçlı hem de zaman darlığından kimsenin aklına bile gelmemiştir mezuniyet törenleri yapmak vs.      ...
  • KORONA SÜRECİNİN ÖĞRENCİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

    25 Mayıs 2021 Köşe Yazıları

    Malum yaklaşık bir buçuk yıldır tüm dünyayı kasıp kavuran bir sağlık sorunun/ COVİD-19 salgının etkisindeyiz. Bu etki öyle böyle bir etki değil. Bu etki hemen hemen yeryüzünde yaşayan tüm canlılar için var olmalarına sorun oluşturan bir etki.       Bu etkiyle insanlar hem sağlık hem sosyal hem psikolojik hem yaşayabilmek için mücadele etme hem de ekonomik sorunlarla uğraşma gibi yani kısaca var olma-yaşayabilme mücadelesi veriyorlar. Bu etkiyle bebeklerden tutun, çocuklar, gençler ve yaşlılar çok ama çok olumsuz etkileniyorla...
  • Kaş Yaparken Göz Çıkarmayalım

    14 Mayıs 2021 Köşe Yazıları

    Bu deyimle ilgili olan birkaç konuyu anlatmaya çalışacağım. Öyle ki özellikle iyi niyetle başlanmış ama ilerisi pek de iyi düşünülememiş olaylarla karşılaşıyoruz ne yazık ki! Evet, konuya girmeden önce deyimin nereden ve nasıl çıktığı konusunda var olan bilgiyi yani hikâyesini anlatmak istiyorum. Rivayet odur ki; Bir işi yaparken dikkatli ve tedbirli olmak lazım! Bir işte gerekli ustalık ve titizlik olursa, zarar ziyan da o kadar az olur. Eskiden düğünlerde, perşembe günü gelin hanımın yüzü süslenirmiş. Kalemkâr denilen kadınlar, gelinin...