Son Dakika


CHP’de Grup Başkanlığına Yeniden Özgür Özel Seçildi
İstanbul’da Kurban Bayramı’nda Toplu Ulaşım Ücretsiz Olacak
Kurban Bayramı İçin Hava Yolunda 1506 Ek Sefer
Kurban Bayramı Tatili Trafiği Başladı: Otoyol ve Kara Yollarında Yoğunluk Artıyor
YSK Son Sözü Söyledi: 2024 Yerel Seçimlerinin İptal Talebi Reddedildi
YSK’dan CHP’nin “Mutlak Butlan” İtirazına Red Kararı
Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir “algı mühendisliği” görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet adamlığı kimliğiyle yola çıkan bir liderin ürettiği siyasi projelerden ziyade, üzerine yapıştırılan “seçim kazanamıyor” etiketi, tıpkı Devrim’in deposundaki eksik benzin gibi, aracın (siyasi hareketin) ne kadar yol katettiğini görmezden gelmek için bir bahane olarak kullanıldı.
Sistem Direnci: Adalet Yürüyüşü’nden itibaren karşısına dikilen yargı barikatları, devlet aygıtının tarafsızlığını yitirmesi ve bürokrasinin hantal yapısı, onun “hukuk devletini geri getirme” motorunu durdurmaya çalıştı.
Güvenlik ve Terör: Çubuk’taki linç girişimi, Artvin’de konvoyuna yapılan saldırılar ve terör örgütlerinin hedefi haline gelmesi, mücadelesinin fiziksel olarak da ne kadar ağır bedeller gerektirdiğini gösterdi.
Kılıçdaroğlu’nun siyasi serüvenindeki en “hazin” benzerlik ise son dönemde yaşandı. Yıllarca beraber yol yürüdüğü, “evladım gibi” dediği veya siyasi arenada varlık göstermeleri için her türlü riski aldığı isimlerin; gizli Zoom toplantılarıyla, delege oyunlarıyla ve seçim sonrası takınılan tavırlarla sergiledikleri tutum, siyasi literatüre “sırtından hançerlenme” olarak geçti. Devrim arabasının deposundaki benzini boşaltanlar ile Kılıçdaroğlu’nun en kritik anında altındaki zemini kaydıranların yöntemi aynıydı: İçeriden müdahale.
Hazin Ortak Son: Rafın Tozlu Sayfaları
Bugün Devrim otomobili, Eskişehir’de bir müzede “neler yapılabileceğinin ama nelerin engellendiğinin” sessiz bir tanığı olarak duruyor. Kemal Kılıçdaroğlu da, Türkiye’nin en geniş tabanlı demokrasi ittifakını kurmuş, helalleşme kültürünü başlatmış ancak kendi ekibi ve kurulu düzen tarafından tasfiye edilmiş bir lider olarak siyaset tarihindeki yerini aldı.
Her iki hikayede de ortak olan şudur: Türkiye’de bir şeyi “başarmak” yetmez; o başarıyı içerideki iş birlikçilere ve kurulu düzenin muhafızlarına karşı korumak, bazen o şeyi üretmekten çok daha zordur. Devrim’in motoru nasıl hala çalışır durumdaysa, Kılıçdaroğlu’nun ektiği “uzlaşı ve demokrasi” tohumları da bir gün mutlaka meyve verecektir; ancak her ikisinin de yarım bırakılmış olması, bu toprakların en büyük trajedisidir.
Etiketler: Adalet Yürüyüşü » Algı Operasyonu » Artvin saldırısı » bürokrasi » Çubuk linç girişimi » demokrasi ittifakı » Devrim otomobili » hançer tartışması » helalleşme politikası » iç siyaset » Kemal Kılıçdaroğlu » kurulu düzen » liderlik analizi » Parti içi muhalefet » seçim başarısı tartışması » sistem direnci » siyasi algı » siyasi mücadele » terör tehditleri » Türkiye Siyaseti » Türkiye siyasi tarihi » yerli sanayi » Zoom toplantılarıİLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları
27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları
16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları
13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları