Son Dakika


TBB Başkan Vekilliğine Ayşe Ünlüce seçildi: Hiçbir ayrım yapmadan çalışacağım
Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin Hayatını Kaybetti
CHP İstanbul İl Başkanlığına Mehmet Ali Yüksel Atandı
Ataşehir’de Afet Kriz Merkezi Toplandı: 149 İhb ara Müdahale Edildi
Ataşehir Belediyesi Ekipleri Yoğun Yağışa Karşı Teyakkuzda
Ataşehir Belediyesi’nin 2027 Bütçesi 12 Milyar TL: Oy Birliğiyle Kabul Edildi
Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan…
Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor.
Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı yükselten bir terazidir. Eğer bir parti, Cumhuriyeti kurmuş olmanın onurunu taşıyorsa; en küçük şaibede bile en sert iç muhasebeyi yapmak zorundadır. Çünkü kurucu olmak, sıradan bir siyasi aktör olmaktan çok daha ağır bir sorumluluktur.
Son yıllarda belediyeler üzerinden yükselen yolsuzluk iddiaları, açılan davalar, gözaltılar, tutuklamalar… Elbette hukuk devleti esastır; suç isnadı varsa yargı karar verir. Ancak siyasetin dili, hukukun sonucundan önce tavrıyla sınanır. “Senin hırsızın, benim hırsızım” kolaycılığı; partizan reflekslerle her ithamı peşinen aklama alışkanlığı, en çok o partinin ahlaki zeminini aşındırır.
Bir iddia varsa, en önce parti kendi içinde hesap sormalıdır. Şeffaflık, savunma refleksiyle değil, denetim iradesiyle olur. Aksi halde kamu vicdanında oluşan yara büyür; partinin adı, tarihsel misyonundan çok iddialarla anılmaya başlar.
Daha da acı olan ise şudur: Bu gidişata itiraz eden, “Biz nerede yanlış yapıyoruz?” diye soran parti emekçilerinin susturulması… İhraçlar, dışlamalar, yok saymalar… Oysa partiler, eleştiriyle güçlenir. İçeride konuşulamayan sorunlar dışarıda büyür. Sadakat ile biat arasındaki çizgi silikleştiğinde, fikir yerini hizaya bırakır.
Ve bugün en çok dillendirilen benzetme: “Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz.” Siyaset de böyledir. Yıllarını örgüte vermiş, sokakta afiş asmış, sandıkta sabahlamış insanların geri plana itilip; emeği ve geçmişi tartışmalı isimlerin vitrine çıkması, tabanın adalet duygusunu zedeler. Liyakat yerine yakınlık ölçü olduğunda, idealler yerini hesaplara bırakır.
Kurucu bir partinin asıl sermayesi; makamlar değil, ahlaki üstünlüktür. Eğer bu üstünlük kaybedilirse, geriye yalnızca tabelalar kalır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, hamasi nutuklar değil; cesur bir özeleştiridir. “Biz hata yapmayız” demek değil, “Hata yaptıysak gereğini yaparız” diyebilmektir. Cumhuriyeti kurmuş bir parti için en büyük onur, geçmişine sığınmak değil; o geçmişe layık kalabilmektir. Çünkü tarih, kim olduğunuzu değil; neye dönüştüğünüzü yazar
Etiketler: Atatürk » cumhuriyet » İmparatorluk » miras » SavaşİLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
27 Eylül 2026 Genel, Köşe Yazıları
31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları
27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları
16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları