Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

ETKİLİ OLMAK

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
ETKİLİ OLMAK

Uzun zamandır yazıp çiziyorum, çocukluğumdan beridir bir şekilde siyasetle ilgileniyorum. Kamudayken direkt ilgi alanıma girmedi. Çünkü devletten maaş alıp bir siyasi partiyle organik bir bağ oluşturmanın doğru ve ahlaklı bir davranış olmayacağını düşünüyordum. Ancak, memuriyetin izin verdiği meslek örgütlerinde, dernekler vb. gibi kuruluşlarda oldum. Oysa şimdi, tabiri caiz ise, at izi it izine karışmış, en alt memurundan en üst bürokratına kadar herkes bir şekilde “yasak olmasına rağmen” siyasetle iç içe geçmiş durumdadır. Parti devletlerinde ne yazık ki böyle olumsuzluklar devleti de milleti de rahatsız ve huzursuz ediyor. Özellikle de bir kesime normal diğer bir kesime anormal yani tezat durumlar oluşturuyor. Umarım ki bu durum yakın gelecekte düzelir.     

Şimdi gelelim etkili siyaset nasıl yapılıyormuş, örneklerine bakarak anlamaya çalışalım. Demek ki etkili siyaset yapmak için iktidarda olmak da gerekmiyormuş. Sen nelere kadirsin “bir oy”!     

Bir muhalefet partisinin seçim vaatleri iki günde yerine getirilebiliyormuş. Madem bu kadar basitmiş te neden şimdiye kadar yapılmıyormuş, diye insanın beynini kemiren deli sorular geliyor aklınıza.

Bakalım neler olmuş.

Kamuoyuna yansıyan ve takip edebildiğimiz kadarıyla:

*Çok ama çok önemli bir EYT sorunu vardı. “İktidarımı kaybetme pahasına bile bunu yapmam” denilen EYT meselesi, muhalefet partisinin seçim vaadine girince çok kısa bir zamanda gerçekleşti. Tam da karşılık buldu mu bilemiyorum ama bir yönüyle gerçekleşti.

*Asgari ücret konusu ite kaka artışlarla ilerlerken, muhalefet partisi seçim vaadine koyunca yine çok kısa sürede hem de arka arkaya zamlarla düzenlenmeye çalışıldı. Eksik ve yetersiz de olsa bir şekilde uygulanmış oldu.

*Emeklilerin durumu yine hakeza aynı. Muhalefetin vaadi şekline dönünce, iktidar partisi düzenleme yapmak zorunda kaldı. Bayram ikramiyeleri de aynı şekilde eksik gedik bir şeyler yapılmaya çalışıldı.

*Ev hanımlarına destek vaadi muhalefetten gelince, iktidar farklı tedbirler almak zorunda kaldı.

*Milyonlarca genci ilgilendiren KYK borçları, muhalefetin “ödemeyin ben sıfırlayacağım” vaadi gelince, hemen iktidar tarafından farklı bir şekilde ele alındı.

*Öğrencilere internet, yemek, kırtasiye vb. konularda muhalefet kanadından seçim sonrası vaadi olarak gelince, iktidar tarafından uygulamaya konulmaya başlandı.

*Çeşitli işlemlerde TRT payının alınması vaadi muhalefet tarafından dillendirilince yine iktidar tarafından tedbir alınmak zorunda kalındı.

*Gençlerin, çocukların ve öğrencilerin en çok ihtiyaç duydukları cep telefonu, bilgisayar, konsol, internet vb. alışverişleri için ÖTV; KDV uygulamasına son verileceği muhalefet tarafından seçim vaadine konulunca, iktidar tarafından uygulanmaya başlanma kararı alındı.

*Özellikle ticari araçlarda ÖTV alımları yine muhalefetin vaatleri arasına girince, iktidarın uygulamaya aldığı başka bir durum olarak görüldü.

     Şimdi insan durup düşünüyor!  “Keşke her yıl düzenli olarak seçim olsa” demekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz. Ya arkadaş madem bunları yapmak bu kadar kolaydı da seçimi neden beklediniz ki? Zamanında yapsaydınız da millet de ezilmeseydi, üzülmeseydi ve size yine “yola devam” deseydi, olmaz mıydı?      

Yani özetle çıkardığım sonuç şu ki; bir şeyler yapmak için iktidar olmak ta gerekmiyormuş. Etkili bir muhalefetle halkın yanında olabiliyor, halkın gönlüne girebiliyor, halkın talep ve isteklerini gerçekleştirebiliyormuşsunuz. Demek ki ne oluyor? Vatandaşın her bir oyu çok ama çok kıymetliymiş de vatandaşın kendisi kendi gücünün farkında değilmiş.

Yaşar GELER

Etiketler: » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...