Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

FİLLER TEPİŞİR, ÇİMENLER EZİLİR

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
FİLLER TEPİŞİR, ÇİMENLER EZİLİR

Filler, malum ki cüssesi büyük hayvanlar. Ağırlıkları itibariyle, altında kalanları ezme gibi bir güçleri vardır.

Çimenler ise, yeryüzü bitkisi olarak altta bulunan en narin bitkilerdendir.

Yani aslında bu yazımın konusu filler ve çimenler değildir tabi ki. Filler ve çimenler semboldür ve bir benzetmedir. Bu yazıda asıl olan, dünya ekseninde gelişen olaylar, savaşlar ve masumlardır. Yer yüzünde milyarlarca insan yaşıyor. Bu insanların bir kısmı din, bir kısmı mezhep, bir kısmı siyasal vs…ayrımlara uğramış durumdadır.

Ülkeler oluşmuş, sınırlar çizilmiş, toplumsal ayrışmalar oluşmuştur.

Dünyanın filleri vardır. Kimler bu filler? Amerika, Rusya, Çin, Avrupa…Ne yapıyor bu filler? Çıkarsal durumları nedeniyle tepişiyorlar. Bu tepişmelerini bire bir yapmıyor, kullandıkları uyduları vasıtasıyla yapıyorlar. Küçük devletleri birbirleriyle çarpıştırıp kendileri de onların üzerinden kazanımlar elde ediyorlar.

Şimdi çevremize bakıyoruz, Asya’da savaşlar, Afrika’da savaşlar, Arap Yarımadası’nda savaşlar…Savaşlarda neler oluyor? Masum insanlar, kadınlar, çocuklar ölüyor.

Filistin’de, Gazze’de olduğu gibi savaş suçları işleniyor. İnsanları sağlıklarına kavuşturmak isteyen hastaneler bombalanıyor. Okular bombalanıyor. Yaşam alanları yok ediliyor. Faşist ve zalim ruhlu yaratıklar insanları katlediyor. Dünya ne yapıyor? Bütün bu olayları seyrediyor. Hatta fillerden bir kısmı ezilen çimenlerin yok edilmesi gerektiğini söyleyip katil ruhlu insanları ve devletleri destekliyorlar. Savaşsız bir dünya mümkün değil mi? Elbette ki mümkün. Dünya da silahsızlanma seferberliği ilan edilecek. Yer yüzü doğal varlık ve kaynakları adil ve eşit şekilde paylaşılacak. Silaha ve savaşa ayrılan ödenekler insanların rahat yaşam sürebilmeleri için beslenmeye, giyinmeye, barınmaya ayrılacak. Bunu sağlayan bir dünyada neden savaş olsun ki?

Vampir ülke ve şahısların yok olmasını dileyerek, savaşa hayır diyor; bu savaşlarda katledilen ve soykırıma uğrayan tüm insanları rahmetle anıyorum.

Yaşar GELER

Etiketler: » » » » » » » » » » » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...