logo

ARTIK SOYULMAK İSTEMİYORUZ!


Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com

Ülkemizde ve küresel ölçekte zorlu günlerden geçtiğimiz şu zamanda birçok olay ve durumla karşı karşıya kalıyoruz. Bunlardan en önemlisi ekonomik durumdur. Aslında öz kaynaklar bakımından çok büyük bir potansiyele sahip olan ülkemiz ne yazık ki bilindiği üzere neredeyse büyük bir çoğunlukla dışa bağımlı hale gelmiştir.

 -Tarım ülkesiyiz diyoruz, milyarlarca dolarlık tarım ürünleri ithalatı yapıyoruz.

-Sağlıkta öncü ülkelerden olduğumuzu söylüyoruz. Sağlık ürünleri, ilaç, aşı ve medikal kalemlerde dışarıya milyarlarca dolarlık ithalata para ödüyoruz.

-Hayvancılık ülkesiyiz diyoruz, dünyanın diğer bir ucundaki basit bir ülkeden hayvan ve et ithal ederek milyarlarca dolarlık ödemeler yapıyoruz.

-Sanayi ülkesiyiz diyoruz, çeşitli sanayi kalemleri için milyarlarca dolarlık ithalat yapıyoruz.

-Askeri alanda dünyanın sayılı ülkeleri arasında ordu gücümüz var diyoruz, teknolojik silah, araç ve gereç için milyarlarca dolarlık dış alımlar yapıyoruz.

-Onlarca fabrika kurmuşuz çocuk oyuncakları ve gereçlerini dahi milyarlarca dolarlar ödeyerek ithal ediyoruz.

     Yani bunlar yazacak olursak uzayıp gidecek. Zaten bunu bilmeyenimiz de kalmadı sanırım. Şimdi bu kadar dışa bağımlılığımız varken, dışarıdan almış olduğumuz ürünleri fiyat olarak kontrol edemezken, birçok ürün sıfır gümrükle alındığı halde kontrol edilemeyen dolar kurlarındaki yükselmelerden kaynaklı fahiş fiyat artışları ile karşı karşıya kalıyoruz.

     Hadi dış alımları, ithal ürünleri dolarla ilişkilendirerek fiyat yüksekliğinden söz ederken, içeride kendi ürettiğimiz ürünlere ne oluyor? Evet, şimdi diyeceksiniz ki o ürünlerin maliyetlerine de kur dengeleri etki ediyor. Haklısınız onu da kabul ediyorum. Ancak itirazım olan şu konu var: Adam almış birçok ürünü depolamış. İki ay öncesinde zaten ucuz fiyatla da doldurmuş depolarını. Yani kur değişikliği olsa bile bu depolanmış ürünleri etkilemeyecektir. Peki 10 gün ya da birkaç ay önce 65 liraya sattığı bir litre kolonyayı 10 gün sonra 145 liraya satmış olmasını hangi kur farkıyla açıklamaya çalışacağız? Bu tamamen serbest piyasa denilen ekonomik modelin, denetimsizlikten ve sınırsızlığından kaynaklanan bir yasal soygun olabilir mi? Bal gibi de olur.

     Aslında ülkemizin denetim kurumları vardır. Araştırma şirketleri vardır. Bu kurumların çalışmalarının sonuçlarını zaman zaman açıkladıklarında TV vb. medya kanallarıyla görebiliyoruz. İnandırıcı olsa da olmasa da bir bilgi paylaşımı yapılıyor. Peki, benim bir vatandaş olarak gördüğümü ya da bir tüketici olarak gördüğümü o kurumlar göremiyor mu? Ya da görmek istemiyor mu? Görebiliyorlarsa neden devletimizin ilgili kurumlarına bilgi vererek bu fahiş fiyat yükselişinin önüne geçmiyorlar?

     Yasallıktan yararlanarak vatandaşı soymaya kimsenin hakkı olmadığını, bunun için devletimizin özellikle denetim mekanizmalarının hızlıca harekete geçmesini beklemekteyiz. Özellikle de PANDEMİ’ nin mevsimsel olarak yükselişe geçmesinin muhtemel olduğu şu günlerde vatandaşın “eve kapanacağım” paniğiyle birlikte, stok oluşturma çabalarını da gördüğümüzde bu soygunun hızla derinleşerek ekonomimize nüfuz edeceği açıktır. Basit bir maske ya da siperliğin dahi bir tanesinin 10 TL. ye satıldığı mağazaların denetlenmesini ve 1 TL.’lik bir ürünün 10 TL. gibi fiyata satılmış olmasını devlet yetkililerimiz mutlaka görmelidir.

“Serbest piyasa” yasallığı büyük şirket ve kuruluşları soyguna teşvik etmesin!

-Serbest piyasa demek, sınırsızlık demek değildir.

-Serbest piyasa demek, kuralsızlık demek değildir.

-Serbest piyasa demek, denetimsizlik demek hiç değildir.

     Piyasada halen devam eden kişisel bazda soygunlar ve hırsızlıklar vardı. Evleri soyarlar, arabaları çalarlar, kapkaç yaparlar, gariban vatandaşları hipnoz yöntemiyle dolandırırlar. Hatta insanların duygularını çalarlar, eserlerini çalarlar, tezlerini çalarlar vs. vs. Şimdi ise, hayallerimizi çalıyorlar, geleceğimizi çalıyorlar, ölmemek için yemek istediğimiz bir ekmeğimiz kaldı şimdi de onu çalıyorlar.

Ey gözü dönmüş kapital güçler, yeter artık:

-Bırakın da insanlık bir gram nefes alsın.

-Havamızı, suyumuzu, ekmeğimizi bari çalmayın.

-Soymayın bizi!

-Artık soyulmak istemiyoruz!

Yaşar GELER

Etiketler: » » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ARTIK SOYULMAK İSTEMİYORUZ!

    13 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Ülkemizde ve küresel ölçekte zorlu günlerden geçtiğimiz şu zamanda birçok olay ve durumla karşı karşıya kalıyoruz. Bunlardan en önemlisi ekonomik durumdur. Aslında öz kaynaklar bakımından çok büyük bir potansiyele sahip olan ülkemiz ne yazık ki bilindiği üzere neredeyse büyük bir çoğunlukla dışa bağımlı hale gelmiştir.  -Tarım ülkesiyiz diyoruz, milyarlarca dolarlık tarım ürünleri ithalatı yapıyoruz. -Sağlıkta öncü ülkelerden olduğumuzu söylüyoruz. Sağlık ürünleri, ilaç, aşı ve medikal kalemlerde dışarıya milyarlarca dolarlık ithal...
  • Altın pencereli ev…

    05 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Nerede ise dört aydır Mordoğan’da yazlıktayız. Evet pandemi süreci hepimiz için sıkıntılı. Ancak ben elimdeki verilerimle onu fazla bunalmadan, sıkılmadan atlatmaya çalışıyorum. Bunun için bu güne kadar ne mi yaptım? Bol bol kitap okudum. Pek kalabalık olmayan bir koyda denize girdim, güneşlendim. Olmazsa olmazım resim yaptım. Öyle böyle değil, en az on tablo bitirdim. Hatta ikisini korona kahramanlarına bağışladım. Yapılan organizasyonla satıştan elde edilecek gelir koronada hayatını kaybetmiş sağlık çalışanlarının çocuklarına burs ol...
  • MİNİK BEDENLER DEVLETTEN YARDIM BEKLİYOR!

    05 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Malumunuz köşe yazılarımda genellikle toplumsal sorunlara değinir, ihtiyaç sahiplerinin dertlerini de dile getirmeye çalışırım. Zaten gazeteciliğin, yazar-çizerliğin gereği de bu değil midir? Bunu yapmadığın zaman bir başkasının isteklerini, duygularını ya da düşüncelerini yapmaya çalışırsın. Bir nevi o kişi ya da zümrenin askeri, emir eri gibi olursun. Evet, şimdi gelelim asıl meseleye: Yaklaşık bir yıla yakın bir süredir, önemli bir biyolojik savaşın içerisindeyiz. Sağlık savaşı da denebilir. Yani yaşayabilmek için önce kendinle sonra da ...
  • Ormanlarımız Yangın ve Maden Sahası Gerekçesiyle Yok Oluyor

    30 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Orman alanlarımız ateş, sigara kaynaklı ihmal ve sabotaj amaçlı, kasıtlı olarak çıkartılan yangınlar ile maden aram ve işletme sahası açma gibi yangın dışı amaçlarla yok oluyor.    Recep Kenan/itvhaber.com Kuzey ormanlarının da çeşitli gerekçelerle yok olduğunun görüldüğü, İstanbullunun oksijen ve su kaynağı orman alanlarının yok olma tehlikesi ve tehdidi altında olduğu gözlemlenebiliyor.  AYNI NOKTADA ÜÇÜNCÜ KEZ ORMAN YANGINI İstanbul’un önemli tepeleri arasında yer alan Kayışdağı ormanlık alanı Maltepe sınırları i...