Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

GELECEĞİN SAVAŞI BEYİN SAVAŞLARI

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
GELECEĞİN SAVAŞI BEYİN SAVAŞLARI

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada bir paylaşım gördüm ve gerçekten hem çok hoşuma gitti hem de beni çok düşündürdü. Ben de bu paylaşımı yorumlamaya karar verdim. Buyurun gelin bu yorumu sizlerle birlikte paylaşalım.

Mustafa Kemal Atatürk, geleceğin savaşı beyin savaşı olacaktır. Bu savaşın zaferi eğitim yoluyla kazanılacaktır.

Hasan Âli Yücel, insan olarak yaşayabilmek için hava gibi, su gibi doğal koşullar arasında eğitim öğretim ve kültür de bulunacaktır.

İsmail Hakkı Tonguç, elimden gelse bütün dünya okullarının programlarına insanın insanı sömürmemesi adlı bir ders koyardım.

Bu üç söylem aslında tüm dünyada eğitim sistemlerinin felsefesi olarak kullanılmalıdır. Çünkü, bu söylemler taaa bin dokuz yüzlü yılların ilk çeyreğinde ileriyi gören dehâlar tarafından söylenmiştir. Hatta söylemden de öteye geçerek o zamanlarda dünya devletlerinin gıptayla baktığı ve ülkelerin kalkınmasında da önemli rol oynayan tezler olarak kabul edilmişti. Bu da yetmemiş Anadoluaydınlanması için kurulan ilk mekteplerden olan Köy Enstitüleri’nin de temellerini atmışlardı.

Aslında bir eğitim modelinden söz ediyoruz; köy enstitüleri yerli ve milli bir örnek olarak bu üçlü dehânın aklından ve dilinden çıkmış ve tüm ülkeyi etkileyen bir modele dönüşmüştü. Hatta tümdünya ülkeleri bu eğitim modelini örnek almaya çalışmışlardı. Hatta bu model bazı kapitalist ülkeleri rahatsız etmiş ve bir şekilde ülkemizde sonlanmasını sağlamış olsalar da yakın zamanda görev yapan Milli Eğitim Bakanlarımızdan Ziya Selçuk yeniden hayata geçirmeye çalışmış ve ne yazık ki kendisini de bakanlık koltuğundan etmişti.

Neyse şimdi dönelim bu üçlü dehânın söylemlerine ve tersten başlayarak bu söylemleri yorumlamaya çalışalım:

İsmail Hakkı Tonguç ne demiş? Elimden gelse bütün dünya okullarının programlarına insanın insanı sömürmemesi adlı bir ders koyardım. Bu akil insan, belki de bu günlerin geleceğini o zamandan hissetmiş olmalı ki insanlık ve sömürü dersi koyma gibi bir fikir ortaya koymuştur. Şimdilerde en iyi işletilen bir araç insanın insanı sömürmesi değil de nedir?

Hasan Âli Yücel ne demişti? İnsan olarak yaşayabilmek için hava su gibi doğal koşullar arasında eğitim öğretim ve kültür de bulunacaktır. Yine bir ders verilmiştir bu söylemde. Çünkü, insanca yaşamanın asıl kaynağının iyi bir eğitim ve kültürden geçmiş olmasına bağlamış konuyu ki bu gerçekten ileri görüşlülüğün bir örneğidir, diye düşünüyorum. Eğitim ve kültürün eksikliği tüm toplumları yüzyıllar geriye ve karanlığa mahkûm etmiştir günümüzde.

Peki, şimdi bakalım yer yüzü dehâsı Mustafa Kemal Atatürk ne demiş o yıllarda? Geleceğin savaşı beyin savaşı olacaktır. Bu savaşın zaferi eğitim yoluyla kazanılacaktır. Şimdi tüm dünyayı kasıp kavuran beyin savaşları değil de nedir? Bu kadar teknolojik gelişme kendiliğinden mi çıkıyor ortaya? Bu bilgiyi sonuçta iyi eğitim almış toplumlar zaferle sonuçlandırmıyor mu? Elbette ki öyle. Eğitim ve bilimin önemine inanan ve bu iki önemli ögeye sarılan tüm devletler diğer devletlerin abisi, efendisi konumunda değil midir? Geri kalmış ülkeler tüm teknolojiyi bu gelişmiş devletlerden almıyor mu?

O halde sonuç olarak ne diyoruz. Mustafa Kemal Atatürk, Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç namı diğer Tonguç Baba üçlüsünün eğitim modeli o zaman diliminde aslında tüm devletlere örnek olacak nitelikte olmuşancak bu modelden vaz geçilmiş olduğu için şimdilerde artık başka devletlerden eğitim modelleri dilenme durumuna gelmiş bulunuyoruz.

Hatta ve hatta son günleri meşgul eden bir söylemle sonlandırmak istiyorum: Günümüzün bakanlığı ne diyor?“Öğretmenlere 24 Kasım Öğretmenler Günü hediyesi olarak birer adet beyaz önlük vereceğiz.”noktasına gelmiş komik bir eğitim yönteminden söz edebiliyoruz.

Bu ülkenin laik, demokratik ve bilimsel eğitimine emek veren tüm eğitim emekçilerini de saygıyla selamlıyor, hayattan ayrılmış olanları da rahmet ve minnetle anıyorum.

Umarım bu beyin savaşlarının mağlubu bizler olmayız.

Yaşar GELER

Etiketler: » » » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...
  • Bir Çuvalın İçine Sığmayan Vicdan

    17 Temmuz 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Bir Kırmızı Kurdele Kadar Masumdu: Narin’in Hikâyesi Tozlu köy yoluna dizilmiş dut ağaçlarının altında, güneş ışığı küçük bir çocuğun gözlerinde yansıyor. Sekiz yaşında bir kız çocuğu adı Narin. Narin’in ayakları çıplak toprağı hissediyor, saçları rüzgârla dans ediyor. Elinde sımsıkı tuttuğu bir defter, göğsüne bastırdığı bir umut var. Okuldan bir kurdeleyle dönüyor yüreği kıpır kıpır. Öğretmeni, matematikteki başarısını ödüllendirmiş. Yakasında kırmızı bir kurdele. Narin, bu kurdeleyi annesine, babasına, abisine göstermek için köy yolun...
  • Zulme Secde Etmeyenlerin Yasıdır Kerbela

    07 Temmuz 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Muharrem ayı, takvimlerin değil kalplerin sustuğu, tarihin en kara yazısının ilmek ilmek işlendiği bir yas mevsimidir. Bu ayda tutulan oruç, aç kalmak değil; zalimin sofrasına oturmamaktır. Bu ayda içilen her yudum su, Fırat'ın kıyısında susuz bırakılmış masumların anısıdır. Bu ay, Hz. Hüseyin’in “Zulme boyun eğmektense baş vermek yeğdir” diyerek yürüdüğü hak yoludur. Kerbela sadece çölde yaşanmış bir trajedi değil, hak ile batılın kıyamete kadar sürecek mücadelesinin adıdır. Bir yanda hırsın, saltanatın, zorbalığın temsilcisi; öte yand...