Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

BU TOPLUMU ATATÜRK’TEN SONRA AYDINLANMADAN AKIL ve BİLİMDEN YOKSUN BIRAKTINIZ!

Coşkun Özdemir

Coşkun Özdemir
prof.coskunozdemir@gmail.com
BU TOPLUMU ATATÜRK’TEN SONRA AYDINLANMADAN AKIL ve BİLİMDEN YOKSUN BIRAKTINIZ!

Münferit vakalar değil bunlar. Bunca yıl aldattınız artık devam edemeyeceksiniz. Cumhuriyet ve medeni
kanun karşıtı doktorun atamasını kim yaptı? Bunun bir önemi var mı?

Bunlar her yerde her kurumda, diyanette, bakanlıklarda, yönetimde, devlet protokollerinde, üniversitelerde. Elimi sıkmayan tıp asistanı doktor, uzmanlaşacak. Onun “80 yaşındaki hoca erkekse elini sıkma” diyen bir inancı, bir Allahı var. Beyin lokalizasyonlarına “hocam bu anlattıklarınız dinimize aykırıdır, duygular heyecanlar beyinde olmaz, kalptedir” diye karşı çıkan beşinci sınıf tıp öğrencisi de öyle. Bilime inanmıyor. Bir rektörümüz de “bilim, son 200 yılda, ateistlerin icadıdır” diyor.

Kas Hastalıkları Derneği’nin aileler için düzenlediği seminerde akraba evliliğinin sakıncalarından bahsedince bir hasta çocuk annesi “hocam Allah’ın izin verdiği evlilikten zarar gelir mi?” diye itiraz ediyor. İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniğindeki derse 45 dakika geç giren öğrenciler “Cuma namazından geliyoruz hocam” diye mazeret beyan ediyorlar. Diyanet İşleri Başkanı “nişanlıların el ele dolaşması günahtır” diyor. Atatürk’e lanet okuyabiliyor. Saray misafiri Kadir Mısırlı “Keşke Yunan kazansaydı” diyebiliyor. Devlet başkanımız ve Diyanet İşleri Başkanı onu saygı ile ziyaret ediyorlar. “Örtünmeyen kadınlar fuhuşu davet ederler”, “Bir kadın giyinip kuşanıp kendi başına sokağa çıkarsa rastladığı her erkekle zina etmiş sayılır”. Bunlar saygı gören ilahiyatçılarımızın incileri. Bu misalleri yüzlerce kez arttırabilirsiniz.

Bunların nasıl bir tahrifat olduğunu anlatması için Yaşar Nuri Öztürk’ü nereden bulacağız?
Erkenden göçüp gitti. Bahriye Üçok, Uğur Mumcu neden öldürüldüler? Ülke halkının çoğunluğunun oyunu alan bir iktidar lideri neden demokrasiyi amaç değil araç sayıyor? Neden dindar ve kindar gençler yetiştirmek istiyor? Bunları iyi analiz etmek lazım. Ali Edizer’i görevden almak hiçbir şey ifade etmez. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti bir inanç çıkmazındadır. Muhalefet ancak ekonominin çökmesinden yararlanabilir. Adaletsizlikten bile değil. Ondan bile ne bekleyebiliriz? Elindeki büyük kozları kullanamayan bir muhalefet. Türk ordusu ve Mustafa Kemal düşmanı, Yunan sevdalısı Kadir Mısırlı’nın cenazesini çok sayıda AKP milletvekili Türk bayrağına sararak kaldırıyorlar.

Özetle, bu sapkın inançlar bütün toplumu ve devlet yönetimini sarıp sarmalamış bulunuyor. Eğer Türkiye’yi yönetenlerde bir yurt sevgisi olsa idi, bu vahim, bu yadsınamaz Türkiye gerçeği muhalif partilerin yöneticileri ile birlikte masa üzerine konup tartışılacak ve çare aranacaktı. Çok yineledim bir İslamcı inanç grubu öğretim üyelerine 70’li yıllarda bir mektup yollamıştı. Bu mektup şöyle diyordu “Sayın hoca Türk milleti Atatürk’ün liderliğinde Allah’ın yolundan sapmıştır. Yeniden Allah’ın nizamı kuruluncaya kadar burası bir darülharp bölgesidir.” Aynı bugün AKP’yi destekleyen tarikatlar gibi konuştukları çok açık. İşte ben de yurtsever bir Kemalist olarak diyorum ki “1946 dan beri bu ülkenin yöneticileri büyük çoğunlukla Atatürk’ün akıl, bilim, aydınlanma yolundan sapmış, emperyalist Amerika Birleşik Devletleri’nin büyük desteği ile bu halkı, bu milyonları aydınlanmacı bir eğitimden yoksun bırakmışlardır. Onları iktidar getirecek oy kaygısı her şeyin önüne geçmiş bunun için halkın ülkenin yararı önceliğini kaybetmiştir.

Bugün, cehaletle beslenen, inanç adı altındaki gerici akımlar ülkeyi kuşatmış bulunuyor. Bir yurtseverin görevi bir dayanışma içinde buna akılcı çareler aramak, dayanışma içinde iyi bir mücadele vermektir.”

Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Etiketler: » » » » » » » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...