Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

Çocukların Rasim amcası…

Hülya Sezgin

Hülya Sezgin
hulyasezgin@hotmail.com
Çocukların Rasim amcası…

Aslında onu hiç görmedim, tanımadım.

Kimdir, nasıl biridir, nasıl tanınırdı…

Yaşıtmıydık, yoksa benden küçük mü, yoksa büyük mü hiç bilmem…

Öyle olduğu halde peki neden içim yandı ölüm haberini duyunca!..

Anlatayım…

Önce resim atölyemde kursiyer arkadaşlarımla iletişimde olduğum watshap grubunda Anna ve Alena’nın mesajı ile bilgim oldu. Diyorlardı ki:

“Hocam bizim okulumuzda çok değerli bir insan vefat etti. Tüm öğretmenler cenazeye gidecekler. Onun için hiç kimse çocuklarını okula göndermeyecek. Yarın gelemeyeceğim ben de.”

İlkokula giden çocukları olduğu için, onlar evde olunca kursa gelemiyorlar, gelmediler de…

Sabah atölyeye geldiğimizde Filiz Facebook’tan bir paylaşımı okurken gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Dayanamadı bize de okudu. Hepimizi duygulandıran paylaşımı yine başka bir arkadaşımız Ömre yapıyordu…

“Hakkı Oğuz Tabaoğlu İlkokulu emektarı, çocuklarımızın Rasim Amcası…

Okulumuzda ilk seni tanıdık.

Okul kapısından girdiklerinde çocuklarımıza okul hayatındaki ilk ‘Günaydın’ diyen…

Daha ilk haftadan itibaren okuldaki tüm çocukların adlarını ezberleyip, kapıda adıyla karşılayan tek kişi. Yalnızca çocuklar mı?.. Tüm velilerin adını tek tek bilen…

Çocukların okula gitmek istemediği günlerde, Rasim amcalarının sabah karşılama töreninden dolayı okula severek gitmesine neden olan güzel insan…

Bir gün okulumuz ailelere bir kağıt göndermişti de görüş ve önerileri almak için. Yalnızca Rasim amcayı yazdığımı bugün gibi hatırlarım.

Dünya senin gibi güzel insanların yüzü hürmetine dönüyor Rasim amca.

Emeklerin, insanlığın, sevgin için teşekkür ederiz.

Hayatımızda güzel anılar bıraktın.

Hakkını helal et.

Devrin daim, ışığın bol, mekanın cennet olsun…

Yarın karneleriyle önce evine değil, sana koşacak inan çocukların…”

Fazla söze ne gerek… Ne kariyeri, ne parası… Ne de başka bir şey…

O çocukların ve onca insanin yüreğine dokunmuşsun ya sen Rasim amca, helâl olsun sana…

Etiketler: » » » » » » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...
  • Bir Çuvalın İçine Sığmayan Vicdan

    17 Temmuz 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Bir Kırmızı Kurdele Kadar Masumdu: Narin’in Hikâyesi Tozlu köy yoluna dizilmiş dut ağaçlarının altında, güneş ışığı küçük bir çocuğun gözlerinde yansıyor. Sekiz yaşında bir kız çocuğu adı Narin. Narin’in ayakları çıplak toprağı hissediyor, saçları rüzgârla dans ediyor. Elinde sımsıkı tuttuğu bir defter, göğsüne bastırdığı bir umut var. Okuldan bir kurdeleyle dönüyor yüreği kıpır kıpır. Öğretmeni, matematikteki başarısını ödüllendirmiş. Yakasında kırmızı bir kurdele. Narin, bu kurdeleyi annesine, babasına, abisine göstermek için köy yolun...
  • Zulme Secde Etmeyenlerin Yasıdır Kerbela

    07 Temmuz 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Muharrem ayı, takvimlerin değil kalplerin sustuğu, tarihin en kara yazısının ilmek ilmek işlendiği bir yas mevsimidir. Bu ayda tutulan oruç, aç kalmak değil; zalimin sofrasına oturmamaktır. Bu ayda içilen her yudum su, Fırat'ın kıyısında susuz bırakılmış masumların anısıdır. Bu ay, Hz. Hüseyin’in “Zulme boyun eğmektense baş vermek yeğdir” diyerek yürüdüğü hak yoludur. Kerbela sadece çölde yaşanmış bir trajedi değil, hak ile batılın kıyamete kadar sürecek mücadelesinin adıdır. Bir yanda hırsın, saltanatın, zorbalığın temsilcisi; öte yand...