Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

DOĞU EKSPRESİNİN SON DURAĞI ARDAHAN OLMALIDIR!

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
DOĞU EKSPRESİNİN SON DURAĞI ARDAHAN OLMALIDIR!

Doğu Ekspresi, yıllar yılı İstanbul – Kars arasında yolculuğu asgari iki gün süren ve milyonlarca yolcu taşıyan en ekonomik ulaşım araçlarından birisiydi. İnsanlar, çalışmak, ticaret yapmak, akraba ziyaretleri gibi durumlar için kullanırlardı bu ulaşım aracını. Hatta okumak amacıyla üniversite sınavlarına girebilmek için bile bu kara tren kullanılırdı. Daha sonraki yıllarda otobüs, uçak, otomobillerin devreye girmesiyle biraz pabucu dama atıldı. Ancak, son bir kaç yıldır bölgedeki önemli değişim ve gelişmeler sonucunda yeniden gözde olmaya başladı demiryolu taşımacılığı.

Bölgenin en önemli gelişimi ise, turizm alanında olan gelişmelerdir. Ani harabelerinin gün yüzüne çıkarılması, Çıldır Gölü Eskimo usulü balıkçılık, göl kenarında yapılan tesisler, doğal kış örtüsü eşliğinde tren yolculuğu, Ardahan Yalnızçam Kayak tesisleri, Gürcistan’a açılan sınır kapısı ve daha birçok değişimler ve gelişmeler Ardahan ve Çıldır’ın daha da gözde olmasını sağlamıştır.

Ardahan ve Çıldır gözde olmuştur olmasına da ekonomik anlamda aşırı bir katkı almış mıdır? Elbette ki, hayır! Peki, ekonomik katkıyı tam olarak alabilmesinin önemi nereden geçer? Eskinin kara treni, şimdinin Doğu Ekspresinin son durağının Ardahan olmasıdır.

Doğu Ekspresi, son bir kaç yıldır tüm Türkiye’nin gündemine oturmuş, bunu hisseden demir yolları da bu durumu fırsata çevirmiştir. Eskilerde 50 TL gibi komik rakamlarla yapılan yolculuk şimdilerde 600 TL gibi rakamlara hem de bileti bulunmayan ve turizm şirketlerinin yoğun ilgisini üzerinde tutan bir duruma evrilmiştir.

Şimdi asıl mesele şu; madem ülkemizin son durağı, sınır kapısı ve sınır bekçisi Ardahan İli ve Çıldır İlçesidir, Doğu Ekspresi‘nin son durağı neden bu il ve ilçe değildir. Her yıl üzerinde yüz binlerce insanın buluşarak Uluslararası yaz ve kış festivalleri yaptığı Çıldır Gölü, Çıldır’da ama trenimizin son durağı Kars’tadır. Bu da hiç mantıklı bir durum değildir. Hatta öyle planlanmış ki, tren Kars’a ta gecenin bir yarısında iniyor, gelen insanların birçoğu otel bile bulmakta zorlanıyorlar. Yani zorunlu ikamete maruz bırakılıyorlar. Oysa tren Ardahan’a gidebilse, insanlar daha rahat bir şekilde istedikleri noktaya varmış olacaklardır.

Nüfusunun yaklaşık altı katı kadarı dışarıda olan, göç vermiş ve vermeye devam eden bir şehri geliştirmek ve olumlu yönde değiştirmek istiyorsan, hiç değilse turizm alanında desteklemelisin ki, insanlar oldukları yere bağlı kalsınlar. Ekonomik olarak gelişen ve güçlenen bir bölgenin göç verme gibi bir durumu olmayacaktır. Hatta kalkınma hamlesi yapmaya başlayacaktır. Tam da bu nedenle diyoruz ki, Doğu Ekspresi‘nin son durağı Ardahan – Çıldır olmalıdır.

Bu Ardahan’ın son şansı olabilir. Çünkü coğrafi ve iklim koşulları bakımından tarımda iyi olmayan, tarımı iyi olmadığı için buna bağlı olarak hayvancılığı da ileri düzeyde olmayan hatta sanayi, bağcılık, balıkçılık, süt ve süt ürünleri hatta ve hatta en mükemmel Kafkas Arısı ırkına sahip olmasına rağmen ülke çapında bir pazar payı edinememiş bir ilin turizm mekanizmasını da yok etmeyelim. Getirin şu Doğu Ekspresi’ni Ardahan’a uzatalım da bölge halkına bir yudumluk nefes aldıralım.
Ardahan’ın, geri kalmışlık girdabının içinden çıkabilmesi için bir şekilde desteklenmesi gerekmektedir.
-Sanayi yok,

-Havaalanı yok,

-Tren yok,

-Turizm yok denecek kadar az,

-Balıkçılık profesyonelce yapılamıyor,

-Tarım ve hayvancılık bitme noktasına gelmiş,

-Göç durdurulamıyor,

-Nüfusa bağlı olarak köylerde okul kalmamış, hepsi kapatılmış, taşımalı eğitime geçilmiş,

-Sınır kapısı var sınır ticareti yok, e o zaman bu il nasıl değişecek, gelişecek ve kalkınacak?       

     Elbette ki destekle. Hem devlet yatırımları hem özel sektör yatırımları hem de kolay erişim ve ulaşımla göç engellenecek, kalkınacak. Ürettiği doğal, yerli ve milli ürünler markalaştırılarak ülke iç piyasasına, iç pazarına girerek kalkınacak.
İşte, tam da bu yüzden diyoruz ki, “Doğu Ekspresi‘nin son durağı Ardahan olmalıdır! “
Yaşar GELER

Etiketler: » » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...