Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MÜ?

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MÜ?

Yeryüzünde kadın olup ta Emekçi olmayan, herhangi bir erkek ya da kadın üzerinde emeği olmayan kadın var mıdır acaba? Bence yoktur. O halde, tüm dünya kadınlarının günü kutlu olsun! diyorum. 2020 nüfus sayımına göre ülkemizin Erkek nüfus 41 milyon 139 bin 980 kişi olurken, kadın nüfus 40 milyon 863 bin 902 kişidir. Buna göre toplam nüfusun %50,2’sini erkekler, %49,8’ini ise kadınlar oluşturmaktadır. Dünyada ise yaklaşık 7 milyar 800 milyon nüfusun, 4 milyarı erkek 3 milyar 800 milyon civarında da kadın olduğu tahmin ediliyor.

Bu bilgileri şunun için araştırdım ve verdim. Yeryüzünde kadın ve erkek hemen hemen eşit sayıdadır. Hele kürataj gibi önleyici uygulamalar olmasaydı belki kadın nüfusu erkek nüfusunu geçer yada eşit olabilirdi. Aslında aradaki fark çok da önemsenecek bir fark değildir. Zaten yaradan da eşit insan olarak yaratmıştır.

O halde bana göre de anlamsızlaşan bir gün icat edilmiş. Tabiri caiz ise, kadın yetersizdir, güçsüzdür. Erkek olmadan kadın yoktur. Erkek isterse, kadının bir şeyler yapmasına izin vardır. Şurada kotalı olsun, burada eş olsun, şurada olması lazım, burada kadına yer verelim. Kadın dediğin her yerde olmaz. Kadın evde oturur. Kadın çocuk doğurur. Elinin hamuruyla erkek işine karışmaz… Bu tür tanımlamalar uzar gider.

Bir başka yerde de şöyle düşünülür: “Yemeği kadın yapar. Temizlik kadının işi. Bulaşık kadın işi. Hayvan bakma, sağma ve üretim kadının işi… Son zamanlarda da neredeyse hayatın her alanında, olmaz denilen her işte kadının olduğunu ve çalıştığını görmekteyiz.“ Peki,  şimdi buraya kadar yazdıklarımdan yola çıkalım.

Demek ki kadın ve erkek eşit doğuyor, eşit büyüyor. Hatta kadın erkekten daha çok çalışıp üretebiliyor. Hatta ve hatta tarihte örnekleri de çok; Savaşta ve her zorlukta kadın hep erkeğin yanında durmuştur.

Halide Edip, Kara Fatma, Nene Hatun, Sabiha Gökçen vb… -E o zaman kadın nerede, neden yok?                  

– Kadın, nerede daha az etkili?                    

-Kadın, neden hep ikinci planda kalmış?

– Kadın, neden hep erkeğin arkasından geliyor?

– Kadın, özellikle neden siyasal ve sosyal hayatın içinde yok?                           –

-Kadına kim, neden kota koyabiliyor ve koyduğu kotadan dolayı da gururlanıyor?

Bu kısımda da hiç kusura bakmasınlar ama kadınları eleştireceğim. Madem yeryüzüne eşit geliyoruz, sayımızda eşit o halde siz neden kendiniz için mücadele etmezsiniz? Neden kendinize kota koydurmaya razı olursunuz? Neden eşit insan olma, eşit yurttaş olma hakkınızı kullanamazsınız? Neden örgütlü değilsiniz? Örgütlü kadın kuruluşlarında neden yoksunuz? Siyaset yapmak için lütufmuş gibi kadın kotalarına, erkek hegemonyasına neden boyun eğersiniz? Siyasi örgütlerde size yer verilmediğinde neden kendi örgütlenmelerinizi yapıp, kendinizi söz sahibi kılmazsınız?                                              

Sayınız mı yetmiyor? Önünüzde yasal bir engel mi var? İnceliyorum bunların hiçbiri yok. O halde size dayatılan yılda bir kere olan uydurma kutlamalara ihtiyaç duymadan, öz benliğinizle mücadele ederek her alanda eşit birey olma hakkınızı  kendiniz söke söke alınız. Yine de, “Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun!”

Yaşar GELER

Etiketler: » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...