Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

GÜCE TAPANLAR, GÜÇTEN SAPANLAR

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
GÜCE TAPANLAR, GÜÇTEN SAPANLAR

Son zamanlarda çok görür olduk güce tapanları da güçten sapanları da. Hal böyle olunca gözlemlerimizi de yazmadan olmaz tabi ki. Şimdi birazcık tanımlardan başlayarak konun özüne gelelim.

Güç, zor olanı başarabilmek. İmkânsızı imkânlıymış kılmak. Toplumu yönlendirebilecek kadar enerjiye sahip olmak. Çevresini kolayca etkileyip kendi çıkarlarına dönük kullanabilmek. Her türlü işi kolayca yapma imkânı.

Gücü elinde bulundurmak ise hem ekonomik hem sosyal hem de siyasal anlamda olağanüstü varlıklara sahip olmak ve bunu kullanarak da insanları kendi çekim merkezinde tutabilmektir. Yani her şeyi kolayca yapma ya da yaptırabilme imkânına sahip olmak.

Bir de güce tapanlar var. Bunlar kişiler veya toplumlar olabilirler. İşlerini yaptırabilmek, varlıklarını rahat sürdürebilmek, kimi zaman yaşamlarını kolaylaştırabilmek için güçlü insanların ya da toplumların çevresinden ayrılmazlar. Hatta kendilerini gösterebilmek için güçlülerin yanından ayrılmak istemezler. Adeta onların uydusuymuş gibi davranırlar. Bu türden insanlar ya da toplumlar kısa vadede durumu kurtarabilirler ama uzun vadede asıl olan kimliklerinden uzaklaşırlar. Kimliği kaybetmek kadar kötü bir durum olmadığını düşünüyorum. Kimliğini kaybeden her şeyini kaybeder. Hatta kendilerini de güçlüymüş gösterebilmek için her türlü yola başvururlar. Kimseyi beğenmek istemez, herkes onu beğensin ve takdir etsin diye kıvrım kıvrım kırılırlar. Güce tapanların bir özellikleri de çok kolay ve çok basit işlere bile razı olmalarıdır. En ufak takdir bile onları mutlu eder. Ancak, başkalarının mutluluğu onları pek ilgilendirmez.

Bir yanda da güçten sapanlar var. Yani güç zehirlenmesi yaşarlar. Gücün tüm nimetlerinden yararlanırlar ve bir süre sonra o güç bile onları sıkar. Gücün çekim merkezi etkisini kaybeder ve başka yerlere savrulmaya başlar. Hatta daha yeni ve daha etkili bir güç gördüklerinde hemen oraya doğru yol alırlar.

Ya güçsüz oldukları halde güçlüymüş gibi davrananlara ne demeli? Birazcık varlık sahibi olduklarında kendilerini güçlü göstermek için ekonomik silahlarını kullanmaya başlar. Oysa bilmiyorlar ki toplum ya da çevresindeki insanlar onun ne olduğunu çok iyi bilmektedirler. Paranın gücüne kendini göstermek demek, insanın doğru ve güçlü olduğunu göstermez. Özetle basit insanlar, hep başkalarıyla uğraşırlar. Basit işlerle mutlu olurlar. Gerçek güçlü insanlar da her türlü zorluğun karşısında durur, mücadele eder ve başarılı olurlar. Güce tapmayı bırakıp, güçlü olmak için mücadele edin. Başkalarıyla değil, kendinizle uğraşın. Başkalarıyla yarışmak yerine kendinizle yarışın. Kimin ne olduğunun önemi değil, senin ne olduğunun önemi olsun.

Yaşar GELER

Etiketler: » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...