Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

İHTİYAR GENÇLİK

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
İHTİYAR GENÇLİK

Şimdi yukarıdaki başlığa baktığımızda iki ters kutup sözcük bir araya nasıl ve neden geldi, diye düşünebiliriz.

Gençlik, on sekizli yaşlarla başlayıp yaklaşık otuzlu yaşlara kadar geçen süreyi ifade eder. İhtiyarlık ise, ellili yaşlarla başlayıp yaşayabildiğiniz kadar olan süreyi ifade eder. Şimdi “İhtiyar Gençlik” söylemini inceleyelim. Aslında bu söylem bir TV sunucusu arkadaşımıza Selçuk Tepeli’ ye ait bir söylemdi. Bir akşam ki haber sunumunda gençliğin geldiği durumu ifade ederken bu sözü kullanmıştı. O akşam bu sözü not etmiştim. Çünkü, ilginç gelmiş ve dikkatimi çekmişti. Bugün de hadi bir şeyler yazayım diye bilgisayarımın başına geçtiğimde aklıma o söz geldi. Çünkü, ülkemiz bir seçim atmosferine giriyor ve bu durum en çok da gençlerimizi etkileyecek diye düşünüyorum.Bir gazeteci olarak toplum içerisinde ve özellikle de gençleri gözlemlediğimde ortaya çıkan duruma bakıyorum ve gerçekte gençliğin durumunun çok ama çok vahim olduğunu düşünüyorum.Şimdi sırasıyla anlatayım gençliğin durumunu:Cepte para yok. Ebeveynine bağlı bir yaşam sürüyor.İşi yok. Ülkemizin ekonomik yapısı yeni istihdamı kaldırmıyor. Çünkü, dışa ve ithalata bağımlı bir ekonomik durum söz konusu.Gelecek hayalleri yok. Çünkü, kaç üniversite bitirirsen bitir, kaç dil bilirsin bil, şayet siyasi bir desteğin yoksa geleceğin olmuyor. Hatta siyasi bağın varsa da bazen sana sıra gelmiyor. Çünkü daha öncelikli olan aileler vs. var.Beslenme yetersiz. Çünkü okullarda okuyan gençliğin o ucuz diyebildiğimiz yemekleri dahi yiyebilme imkânları kalmamış, yani birçoğu onu da yiyemiyor.Sosyal hayatları yok. Çünkü, sosyal hayat parayla oluyor. Sinemaya gidemez, tiyatro izleyemez, kitap okuyamaz, bir kafede çay içemez, bir parkta dolaşamaz. Bunların hepsini yapabilmeleri için cebinde parası olması lazım.

Araştırma, inceleme, gezme ve tanıma şansları yok. Çünkü, bunları yapabilmek için para lazım. Para yok. Aileler destek vermekte zorlanıyor. E bakıyoruz elimizde nasıl bir gençlik kaldı? Kendine güvenemeyen, korkak, yitik, bitik ve daha yirmili yaşlarda iken yaşlanan, hayatın olumsuz koşullarından etkilenen ve yaşam kahrından ihtiyarlayan bir gençlik!

Elimizde ne kaldı? Bir an önce gelecek hayali kurabildiği, iş sahibi olabilmeyi umduğu ve bunun gerçekleşebilmesi için de yurt dışında yaşama şansından başka şansı olmayan bir gençlik! Yani, elimizde kalan koskoca bir HİÇ!

Yarattığımız eserlerle gurur duyabiliriz!

Yaşar GELER

Etiketler: » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...