Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

İNSAN MI, İNSAN OLMAK MI?

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
İNSAN MI, İNSAN OLMAK MI?

     İnsan, yeryüzünde var olan canlı türlerinden birisidir. Kendisini diğer canlılardan ayıran farklı birtakım özellikleri vardır. Bu nedenle de özel olmalıdır, değerli olmalıdır. Değer kazanabilmek te var olan özelliklerini doğru ve mantıklı yollarda kullanmaktan geçer.

     İnsan olmak ise, bir özelliktir. Yani maddi değil manevi bir olgudur. Ancak bu manevi olgunun karşılığı ise, maddidir. Yani yansıması kişiliği ve davranışları etkiler ki bu da maddi karşılık oluşturur. Yani özetle, herkes tür olarak insandır ama nitelik olarak insan olamayanlarımız da vardır.

Şimdi bu durumu biraz irdeleyelim. Örneğin kimler insan olamaz?

-Birisinin manevi duygularını sömürmeye çalışan, onun iyi niyetinden yarar sağlamaya çalışan insan olamaz.

-Bir masum çocuğu taciz eden ya da tecavüz edebilen birisi insan değil, olsa olsa cani bir yaratık olabilir.

-Yaradılış olarak karşı cinsinden biraz daha güçsüz olan ve kadın dediğimiz insan türünü taciz eden, bedeninden yararlanmaya kalkan, şiddet uygulayarak canına kıyan yaratıklara insan demek insan türüne hakaret olmaz mı?

-Vatanını, milletini satan, başka ülkenin çıkarlarına göre hareket eden, kendi insanını ezdirebilen kimliklere de insan demek olmayacaktır elbette ki!

-Kendi askerine, polisine, kamu görevlisine ya da devlet adamlarına kurşun sıkan, katleden kimselere de insan diyemeyiz.

-Ülkesinin tarımını bitiren, sanayisini yok eden, hayvancılığını ortadan kaldıran kimliklere de insan demenin doğru olmayacağını söylemek yanlış olmaz.

-Kişilerin masum duygularını istismar ederek onların duygularından yararlanmaya kalkanlara da insan denmemeli!

-İş yaptığı arkadaşını ya da yakınını dolandıran, malını mülkünü çalan sahtekârlara nasıl insan diyeceğiz ki?

-Herhangi bir rekabet uğruna kişileri, birilerine feda eden kimliklere insan diyebilir miyiz?

Yani özetle şunu diyebiliyoruz:

İnsan olmak öyle kolay bir iş değildir.

İnsan olmanın ön koşulu ahlâklı olmaktır.

Doğru olmaktır.

Dürüst olmaktır.

Hak yememektir.

Maddi manevi çıkarlar uğruna kimseyi satmamaktır.

Önce bu koşulları yerine getir, sonra insan oldum diyerek toplumun içerisine çık.

Yaşar GELER

Etiketler: » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...