Son Dakika


Motorine 2,92 TL zam geldi! İstanbul, Ankara ve İzmir’de fiyatlar 80 TL’yi aştı
Mevlid Kandili’nde Ataşehir’de Kandil Simidi İkramı
Ataşehir’de film gibi narkotik operasyonu: Takside 44 kilo skunk ele geçirildi
Yeni Parti Ataşehir’de Sahaya İniyor: 9 Mahallede Üye Kayıt Stantları Kuruluyor
Türksat’tan frekans değişikliği: Televizyonlarda hangi ayarlar yapılacak?
Ümraniye-Beykoz Metrosu Bakanlık Yatırım Programına Alındı
Değerli okurlarım, ülkemiz deprem kuşağında bir deprem gerçekliği ülkesi. Özellikle 1999 depreminden sonra bu gerçeklik daha da belirginleşti. Hatta hızlı bir şekilde değişim ve dönüşüm ihtiyacı gerekli oldu. Evet, ama bu gereklilik ne kadar hızlı yol aldı, belli değil. Aslında neredeyse hiçbir metre yol aldık da diyemeyiz. Kamu dışında önemli bir hamle yapılmış değil. Üstüne de Tunceli depremi, Van depremi, İzmir depremi geldi. Yine canlar gitti, mallar gitti. Feryat, figan bir süre devam eder araya yıllar girer hepsini unuturuz ve yeni bir deprem gerçeğiyle karşılaşana kadar kimseden ses çıkmaz. Verilen vaadler orada kalır. Ta ki ikinci etkili bir olaya kadar.
Aslında deprem yaşamımızın bir gerçeği. Depremler de diğer doğal felaketler gibi doğanın olmazsa olmaz etkinliklerinden birisidir. Deprem ya da başka bir felaket insanları öldürmez. Evleri yıkmaz. Ancak, bu dediğim doğru yapılanmalar ve doğru konumlanmalarda geçerli bir tez. Yapacağınız binaları doğru yere konumlandırdığınızda ya da doğru bir yere dayanıklı bir şekilde yaptığınızda isterse ne tür felaket olursa olsun, en az biçimde etkilenirsiniz. Hatta hiç etkilenmezsiniz.
Ülkemizde bu türden felaketlerde etkilenilen yerleri ya da yapıları gördüğünüzde bu gerçekliğin açık olarak ortada durduğunu görürsünüz. Felaketlerde olumsuz etkilenmelerin nedenlerini biraz irdelediğimizde karşımıza şöyle bir liste çıkıyor:
Bu liste daha onlarca madde eklenerek uzar gider…
Şimdi gelelim asıl işin özüne. Kentsel dönüşüm gerçekliğine. Kentsel Dönüşüm kavramı da özellikle 1999 İzmit depreminden sonra yaşamımıza giren bir kavram oldu. Kentsel Dönüşüm demek; Kentlerdeki çürük ya da bozuk yapıların kentin düzenini bozmadan yeniden yapılandırılmasıdır, diyebiliriz. Burada var olan kullanılamayacak yapıları yıkıp yeniden inşa etmek gibi bir gerçeklik var karşımızda. Ancak, ne yazık ki günümüzde bu gerçeklik kentsel dönüşümden çok ranta dönük bir dönüşüm modeli şeklini almaya başlamıştır. Bu durumdan kurtulmak için özellikle kanun koyucular tarafından yeniden irdelenmeli ve gerçekten yerinde ve kentsel dönüşümün önü açılmalıdır. Bunun içinde Dinlenir dinlenmez bilemem ama naçizane önerilerim olacaktır:
İşte bu ve buna benzer kurallar uygulandığında ya da yasal düzenlemeler yapıldığında en kısa zamanda ikinci bir deprem gerçeğiyle karşılaşmadan hem mal hem de can güvenliğimizi sağlamış oluruz…
Hadi kolay gelsin!
Yarından tezi yok başlayalım çalışmaya!
Yaşar GELER
Etiketler: deprem » Devlet » itvhaber » Kentsel dönüşüm » KİPTAŞ » TOKİ » Yaşar GelerİLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları
27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları
16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları
13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları