Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

Körler Sağırlar

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
Körler Sağırlar

Kör ya da sağır, her ikisi de bedensel engel demek. Biri görme diğeri işitme engelli. Mesele bu engeller değil, mesele birinin diğerini ağırlaması ya da suçlaması. Şu sıralar en çok da Anadolu’da kullanılan birkaç atasözünü uygun durumdan bahsedeceğim.

“Körler, sağırlar birbirini ağırlar. “Çok anlamlı bir söz olsa ki, Anadolu’da çok kullanılıyor. Hala da günümüzde ağırlıklı kullanılmaya devam ediyor. Buradan mecaz bir anlam çıkarmak gerekirse ikisinin de engelinden dolayı doğru davranamayacaklarıdır.

Bir başka atasözü daha var. “Kör köre gülmese körün bağrı çatlar.“Bu atasözündeki anlam da diğerine benzerdir. Bu da çok yaygın kullanılan bir atasözüdür. Aslında her iki sözde benzer durumları ifade ederler. Yani ikisi de engel olduğundan, birbirine ya tam zarar verir ya da hiçbir zararları olmaz.

Bunları söylerken aklıma bir şey geldi. Horoz dövüşü. Horozlar dövüşür ama kaybeden taraf olmaz. Her ikisi de alacağını alır ve çekilirler.Şimdi bu kadar örnekten sonra gelelim asıl horoz dövüşüne ya da körler meselesine.Bu yazıdan kastım şu an dünyanın dört bir yanında var olan savaşlara. Savaş nedense hiç Amerika kıtasında ya da Avrupa kıtasında olmuyor. Dileğimiz odur ki hiçbir yerde olmasın. Bir tek insanın burnu bile kanamasın. Veren alsın o canı. Ama yaşamın gerçekliği hiçte öyle değil.

Savaşlar ya Asya’da ya Afrika’da ya da Arap Yarımadası’nda oluyor. Savaşan ülkeler de genellikle yer altı zenginlik kaynakları olan ülkeler. Madenleri bol olan ülkeler. Petrol ve su kaynakları çok olan ülkeler. İşte bu tür ülkelere, o dünyanın horozu gibi davranan ülkeler strateji belirliyor, yöntemlerini geliştiriyor ve savaşları başlatıyorlar. Uzun süren savaş dönemleri planlanmış olmalı ki sana destek veriyoruz anlamında bir yığın silah ve mühimmat satışı yapılıyor. Oysa ki zaten amaç buydu. Hem silah satmak hem de sonunda barış gücü vs. Aldatmacasıyla var olan kaynaklara çullanmak. Ve sonuç; kaybeden taraf savaşan o gariban ülkeler, kazanan dünyanın horozları olan ülkeler. Neredeyse yüz yıllık kaynak aktarımı ile varlığını sürdüren kapitalist ülkeler.

Ya kardeşim senin neyine ta Avrupa’dan ya da Amerika’dan gelmişsin de güya Asya’ya, Afrika’ya ya da Arap Yarımadası’na sözde BAHAR getiriyorsun. Getirdiğin yıkım, göz yaşı, kan, revan.

Getirdiğin dağılmış aileler, anasız babasız kalmış çocuklar.

Getirdiğin zam, zulüm, zindan.

Getirdiğin vatanını terk etmiş milyonlarca mülteci yığını.

Getirdiğin virane şehirler, yok olan kaynaklar ve kendine bağladığın yer altı ve yer üstü zenginlikleri.

Getirdiğin yüz yıllarca sana hizmet edecek köle devletler ve köle insanlar.

Kazanan horozlar, kaybeden zavallılar. Sonradan zavallıların aklı başına da geliyor ama çoktan iş işten geçmiş oluyor.

Kazanan sahte horoz dövüşçüleri,

Kazanan körler sağırlar oynayan uyanıklar,

Kazanan sahte dostlar ya da dost görünen aynalar…

Uyanın artık, uyanın!

Uyanın da bu tür oyunlara gelmeyin ya da gelmeyelim.

Yaşar GELER

Etiketler: » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...