logo

KORONA KORKU YILI 2020


Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com

Ama ne yıldı?

Müthiş bir yıl geçirdik.

Rahmetli Murat Çobanoğlu’nun dediği gibi:

“ Bir hışmınan geldi geçti, peh peh

   Hışmı dağı deldi geçti, peh peh “…

   Vallahi ağa, paşa dinlemedi, deldi geçti.

   Sağı, solu dinlemedi, yıktı geçti…

   Ama, din, dil, sağ, sol, ırk, mezhep, büyük, küçük dinlemedi herkesi eşitledi, birleştirdi, hala da geçip gitmedi ama yılı bitirdi.

Yani tüm dünyanın seferberlik ilan ettiği bir yıl oldu gerçekten.

Hiçbir dönemde bu kadar dünya insanlarının ya da toplumlarının el ele vereceklerini hayal bile edemezdik.

Öyle bir yıl oldu ki, ne kapitalizm kaldı ne sosyalizm ne inanlar ne inanmayanlar ne Türk ne Kürt ne alevi ne sûnni!

Her şey ama her şey hatta her kavram ters düz oldu.

Küskünleri birleştirdi, kavgacıları uzaklaştırdı. Kötülükleri körükledi, iyilikleri yok saydı.

Tüm dünyayı kapalı bazen de açık cezaevine dönüştürdü.

Savaşları durdurdu, hırsızları engelledi.

Yoksulları iyice yoksullaştırdı.

Zenginleri karun-laştırdı.

Vay anasını ya arkadaş bu nasıl bir yıl geçti böyle. Görülmemiş şeyleri yaşadık.

Hastalık çıktı, ölüm korkusu geldi. İnsanlar biri birilerine dokunur olmaktan çekinir oldular.

Ana, baba ve evlatlar yan yana gelemez oldular. Hasret dağları aştı. Gönlümüz sevdiklerimizden uzaklaştı.

Öyle bir yıldı ki dünyamız şaştı.

Parası olan da olmayan da aynı kefene büründü, aynı muameleyi gördü, aynı kabre girdi.

Herkes gölgesinden korkar oldu. Korona beni takip mi ediyor dedi.

Ne sevincimiz sevinç oldu ne hüznümüz hüzün oldu. Yani kısacası ne olduğumuzu bile unutur olduk.

Şimdi yaklaşıyor yeni yıl. Daha eski yıldan kurtulamadık ki yeni yılın sevincine hazırlanalım. Hani yılbaşılar vardı. İnsanlar mutlu olurlardı. Yeni bir yaş alıp olgunlaşmanın mutluluğunu yaşarlardı. Nerde o günler? hepsi hayal oldu.   

Çocuklarımız vardı. Yeni yaş alacakları için bir yaş daha büyüyüp gençliğe olgunluğa adım atacaklarına sevinirlerdi. Nerde o çocuklar? Kapı aralıklarından ya da cam kenarlarından baka kaldılar yaşama.

Öğrencilerimiz vardı. Okullarını, sınıflarını, eşyalarını evlerini süslerlerdi. Nerde o öğrenciler? Odalarından çıkamaz oldular. Hepsi birer ekran bağımlısı olarak yaşama tutunmaya eğitimin kırıntılarından yararlanmaya çalışır oldular.

Cenazeler olurdu. Cenazelere katılmayan insanlar ayıplanırlardı. Kalabalık cemaatle kalkmayan cenazeler sıkıntılı olurdu. Şimdi nerde o cenazeler? Katılanların ayıplandığı hale geldiler. Kendi başlarına mezarlara kondular.

Düğünlerimiz vardı. İnsansız düğün mü olur? Benim eşim, dostum, arkadaşı, akrabam olmadan düğün mü olur? Düğünler için geniş salonlar aranırdı. Nerde o düğünler? Neredeyse insanlar evlenmekten ya da birlikten olmaktan çekinir oldular. Düğünlere katılanlar ayıplanır hatta cezalanır oldular.

İşimiz vardı. İnsanlar karınlarını doyuruyor oldukları için mutluydular. Nerede o işlerimiz? Bir çoğumuz işsiz, ekmeksiz kaldık. İnsanlar intihar etmeye başladılar. Yani bunlara o kadar çok cümle eklenebilir ki… Bırakalım orada kalsın.

Sonuç olarak ne dünü düşünür ne de yarını kurgulayabilir olduk. “Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete.” Allah sonumuzu hayır eyleye!

Yani diyeceğim o ki, bu yıl gitsin bir daha gelmesin. Varsın biz yeni yılı coşkuyla, sevgiyle, umutla kutlamayalım. Ama yeni yılın bir kutlama aracı olmadığını da bilelim.

Yeni yıl demek, takvim demek.

Yeni yıl demek, zaman demek.

Yeni yıl demek, umut demek.

Yeni yıl demek, gelecek demek.

Yeni yıl demek, kimine zulüm, kimine sevgi demek.

Şimdi ben diyorum ki geçtiğimiz bu yılın adı KORONA KORKU YILI 2020 olsun. Bari adı geçmişte kalsın da yakamızdan düşmüş olsun.

Mutlu yıllar tüm insanlığın olsun.
Yaşar GELER

Etiketler: » » » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DİJİTALİZM/UYUMSAMA ve ETKİLERİ

    17 Ocak 2021 Köşe Yazıları

    Dijitalizm, bana göre dijital dünyaya açılan bir penceredir. Yani yeni bir öğreti tekniğidir. Bir doktrindir. Yine bana göre kapitalizmin yeni bir sömürü biçimidir. Bu sömürüde özellikle çocuklar ve gençler hedef kitledir. Sokakta gördüğünüz her dört gençten hemen hepsinin elinde bir telefon bulunduğunu, her gördüğünüz çocuktan dörtte üçünün elinde de yine bir telefon bulunduğunu, büyüklerden de hemen hepsinin elinde bir telefon olduğunu gözlemlemekteyiz. Telefon dışında da hemen her evde en az bir tablet ya da bilgisayar olduğunu bilmekte...
  • Ataşehir Barbaros Mahallesinde Rezerv Alan İlan Edildi

    17 Ocak 2021 Köşe Yazıları

    Ataşehir İlçesi Barbaros Mahallesi sınırları içindeki 3,15 ha yüzölçümlü alan bölgede proje çalışması yürüten “Güneri İnşaat” firmasının talebi üzerine “Rezerv Yapı Alan” ilan edildi. Recep Kenan/itvhaber.com Ataşehir İlçesi Barbaros Mahallesi sınırları içinde yer alan ve özel bir inşaat firmasının proje alanı olan, toplamda 3,15 ha yüzölçümlü alan firmanın talebiyle 6306 sayılı kanının 2. Maddesinin 1.fırkası (c) bendi uyarınca “Rezerv Yapı Alan” olarak belirlendi. * REZERV YAPI ALANI TALEBİ NASIL YAPILIYOR? Ataşehir İlçesi Barb...
  • Yenisahra ve Barbaros’ta Boşaltma ve Yıkımlar Devam Ediyor

    13 Ocak 2021 Köşe Yazıları

    Hükümet’in 6306 sayılı yasa ile başlattığı “Kentsel Dönüşüm” kapsamında Yenisahra ve Barbaros mahallelerinde karot alınan riskli binaların boşaltma ve yıkımları sürüyor. Recep Kenan/itvhaber.com Ülke genelinde merkezi hükümet tarafından 6306 sayılı yasası ile başlatılan “Kentsel Dönüşüm” çalışmaları kapsamında Yenisahra ve Barbaros mahallelerinde karot çalışması yapılarak riskli bina raporu alınan yapıların Bakanlık (ÇŞB) talimatı ile Ataşehir Belediyesi tarafından yürütülen boşaltma ve yıkım çalışmaları sürüyor. Bölge genelinde depr...
  • SUNA KIRAÇ’IN ARDINDAN…

    11 Ocak 2021 Köşe Yazıları

    Kısaca ALS diye anılan bir hastalığa yakalanıp da “Ömrümden Uzun İdeallerim Var” adlı bir kitap yayımlamasaydı, benim gibi birçok kimse Suna Kıraç adını bilecek ama onu yakından tanıma fırsatını bulamayacaktı. 40 yılı aşan bir süreden beri çok ilgi duyduğum bir hastalığın, çok yetenekli ve birikimli bir hastanın ağzından hikâyesini içeren bu kitabın benim için elbette büyük bir çekiciliği olacaktı ve öyle oldu. İki gün önce aramızdan ayrılan Suna Kıraç’ın kitabını büyük bir ilgi ile okumuş ve yakın zamanda gerçekleş...