Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

KORONA SÜRECİNİN ÖĞRENCİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
KORONA SÜRECİNİN ÖĞRENCİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Malum yaklaşık bir buçuk yıldır tüm dünyayı kasıp kavuran bir sağlık sorunun/ COVİD-19 salgının etkisindeyiz. Bu etki öyle böyle bir etki değil. Bu etki hemen hemen yeryüzünde yaşayan tüm canlılar için var olmalarına sorun oluşturan bir etki.      

Bu etkiyle insanlar hem sağlık hem sosyal hem psikolojik hem yaşayabilmek için mücadele etme hem de ekonomik sorunlarla uğraşma gibi yani kısaca var olma-yaşayabilme mücadelesi veriyorlar. Bu etkiyle bebeklerden tutun, çocuklar, gençler ve yaşlılar çok ama çok olumsuz etkileniyorlar. Etkilenmeyen tek sistem Kapitalizm! Üstelik kapitalizm bu salgından kârlı da çıkıyor. Nasıl mı? Gıda satıyor, hizmet satıyor, teknoloji satıyor, internet satıyor, telefon satıyor, tablet satıyor, bilgisayar satıyor, silah satıyor, ilaç satıyor, aşı satıyor… Satıyor da satıyor. Aklınıza gelebilen her şey onların kontrolleri altında!      

Hayvanlar etkileniyor. Buna en bariz bir örnek, sokak hayvanları. Yiyecek bulamadıkları için açlıktan ölüyor ya da vahşileşiyorlar.      

Bitkiler etkileniyor. Çünkü bitkilerle ilgilenecek insan bulmak zorlaştı. İnsanlar toprağıyla dahi uğraşıp üretebilmeye korkar oldular. Bu yüzden kapitalist ülkelerden gıda ve tohum ithal etmek durumunda kalıyoruz. Bu nedenle de fiyatlar aldı başını gidiyor.      

Bence bu süreçten en olumsuz etkilenen grup ise çocuklar. Özellikle de okul çağı çocuklardır. En ağır travmayı ve psikolojik olumsuzluğu onlar yaşıyorlardır. Derslerde yapmış olduğum rehberlik çalışmalarında; “Okula gidemediğin için en çok neyi özledin?” sorusuna yirmi beş öğrencimden aldığım yanıtları paylaşmak istiyorum. Okulun/sınıfın en çok neyini özledin?
-Yüz yüze olmayı, arkadaşıma dokunabilmeyi özledim.
-Arkadaşlarımla oyun oynamayı özledim.
-Tahta kalemiyle yazı yazmayı özledim.
-Burası okul gibi gelmiyor. Okulun havasını özledim.
-Okulda sizin ve arkadaşlarımın sorduğu sorulara cevap vermeyi özledim.
-Okulun her bölünü, her şeyini özledim.
-Okulun koridorlarında yürümeyi, koşmayı özledim.
-Arkadaşlarımla oyun oynamayı özledim.
-Bahçede oyun oynamayı özledim.
-Derslerde el kaldırmayı özledim.
-Bahçede Beden eğitimi dersinde kalecilik yapmayı özledim.
-Sınıfta parmak kaldırma ve ben, ben, ben diye çığlık atmayı özledim.
-Robotik kodlama atölyesinde ders işlemeyi özledim.
-Sınıfta eğlenerek ders işlemeyi özledim.
-Matematik dersinde tahtaya kalkarak problem çözmeyi özledim.
-Sınıfımızı ve okul kıyafetlerini giymeyi özledim.
-Robotik kodlama, bahçede oyun oynama ve proje yapıp sunmayı çok özledim.
-Spor salonunda beden eğitimi dersi yapmayı özledim.
-Beceri ve tasarım atölyelerini çok özledim.
-Şarkı, şiir ve tiyatro sunumları için okul konferans salonunu ve sahneyi çok özledim.
-Derste her konuda özgürce konuşmayı çok özledim.
-Bahçede dolaşırken arkadaşlarıma korkunç hikâyeler anlatmayı çok özledim.
-Tasarım ve beceri atölyelerinde sunum yapmayı çok özledim.
-Derslerde gevezelik yapmayı ve çevremdeki arkadaşlarımla konuşmayı çok özledim.
-Öğretmenime sarılmayı ve enerji alışverişinde bulunmayı çok özledim.      

İşte, kimine göre basit ve sıradan gelebilecek öğrenci psikolojisinin nasıl etkilendiğini, çocuklarımızın bu süreci aile ortamında nasıl yaşadıklarını en iyi ve uzaktan eğitimin etkilerini özetleyen öğrenci düşünceleri. Sonrası doğal olarak rehberlik hizmetleri servisleri ve çocuk psikologlarının işi diye düşünüyorum. Milli Eğitim Bakanlığımızın en kısa sürede bu duygusal öğrenci tepkimelerini giderecek çalışmalar yapmak üzere şimdiden plan ve programlar yapması gerekir diye düşünüyorum. Yoksa bu ağır travmanın etkilerini çok daha uzun yıllar yaşayacaklardır bu çocuklar.

Yaşar GELER

itvhaber

Etiketler: » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...