Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

KORONA VİRÜS ARSIZLARI

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
KORONA VİRÜS ARSIZLARI

Malum ülkemiz ve dünyamız zor günlerin eşiğinden geçiyor. Öncelerde de birçok yazılar yazdım, sizlerle paylaştım. Evde olmanın bir yararı da bu olsa gerek! Uzaktan da olsa (ama zamanın önemli iletişim araçlarının olduğu bir zamanda hiçbir şeye uzak sayılmazsınız) olayları tahlil etme fırsatı bulabiliyorsunuz. Hem dinliyor, hem yorumluyor, hem de düşüncelerinizi yazarak açıklayabiliyorsunuz. Bugünkü yazımda bunca uyarıya, bunca anlatıma, bunca yasaklamaya rağmen hala toplumumuzun büyük bir kesiminin (ne yazık ki üzülerek söylemek durumundayım)cehaletten, vurdumduymazlıktan ve arsızlıktan bir adım öteye gidemediğini gözlemekteyiz.

     İki aya yakındır bir olumsuz sürecin içerisinde, bilim insanlarının cansiperane, gece gündüz demeden bu illetten kurtulabilmenin yollarını aradığı bir durumdayız. Ancak, buna karşın kamunun aldığı önlemlerde de asıl sorunun kaynağının insan olduğu, çözümünün de insanda olduğu açıklanıp duruyor. İnsanlarımızın etkili ve yetkili kişi ve kurumlarının uyarılarını dikkate almaları gerektiği üzerine onca uyarılar yapılmasına rağmen, birçok duyarsız, umursamaz ve arsız insanımızın ‘’cahil, cesur olur’’ tezini doğrulurcasına uyarılara kulak asmadığını, kurallara uygun davranmadığını, sanki kasıtlı olarak bu virüsün topluma yayılmasına çalıştığını ibretle izliyoruz.

-Adam yurt dışından geliyor, belli ki risklidir. Fakat hiçbir şey umurunda değil, bir süreliğine kendini toplumdan uzak tutacağına hiçbir şey yokmuş gibi arsızca toplumun içerisine salıyor.-Adam dini inancı gereği Arabistan’a, Umreye gitmiş (aslında gitmesi de dönmesi de bir o kadar sakıncalı olmasına rağmen), ülkesine dönüyor. İlgililer gereken işlemleri yapıyor. Vatandaşın karantinada kalması gerek, ama adam karantinaya girmekten kaçıyor. Sanki kasıtlı olarak ‘’varsa o virüsü herkese bulaştırayım’’ der gibi.

-Devlet evine bile göndermiyor. O garibim çocukların kaldığı yurtları boşaltıyor. O zevk için yurtdışına gidip dönenlere veriyor. Her türlü gereksinimini de karşılıyor. Ama vatandaş ne yapıyor. ‘’Burası ahır gibi, burada kalınır mı’’ diyerek yurda yerleşmek istemiyor. Be duyarsız ve arsız adam o yurtta iki gün önce senin ya da bir yakınının çocuğu barınıyordu. Sen orayı eleştireceğine, varsa o olumsuz koşulları nasıl değiştirebileceğini, oraya nasıl yardım edebileceğini düşün!

-Yurtdışından dönen adamı devlet karşılıyor. Ona sağlık yardımı ve desteği sunmak üzere onu korumaya almaya çalışırken devletin polisinin yüzüne tükürerek,‘’ bende varsa, sana da bulaşsın’’ diyebiliyor. Bu arsızlığın geldiği son nokta değil de nedir? Nerede kaldı senin ibadetin, insanlığın be hey arsız insan?

-Korona belasına karşın, Diyanet işleri camileri kapatmış, fetvalar veriyor; ‘’zararı yok, evinizde kılın’’(Suudi Arabistan, Kâbe’yi ziyarete kapatıyor)diyor.Adam nerdeyse caminin kapısını, kilidini kıracak, olmuyor; cami avlusunda taşlar üzerinde imamsız Cuma namazı kılmaya çalışıyor. Be hey cahil adam sen Diyanetten ya da yetkili Din bilimcilerden daha mı akıllısın? Gösteriş olsun diye, sokak ortasında namaz mı kılınır? Gidip evinde kılsan, kabul olmayacak mı?

-Adam altmış beş yaşında ya da daha yaşlı. Vermişiz cebine bir İstanbul kart, evinde bile oturmuyor. Orası senin burası benim dolaşıp duruyor. İyi, güzel de be adam, biliyorsun ki ortada bela var. Bu belayı en çok ta sen taşıyabiliyorsun. Bir ay evinde otursan ne kaybedersin? Evet, belki çok haklıydın, geçmişte sana bu tür kolaylıklar tanınmadı. Ülkeni tanıma fırsatı bulamadın. Devlette sana bu fırsatı sundu. Şimdi kullanmak istiyorsun. Hepsinde haklısın. Ama olağanüstü günlerden geçtiğimizi de unutma lütfen. Bir ay olsun taşıma ve yayma riskini azaltma hatta canından olma riskini bertaraf etme adına evinde otur.

-Yaşlılarımız belki bana kızacaklar ama bir detayı da açıklamadan geçemeyeceğim. O İstanbul Kartı koyuyor cebine, özellikle de iş günlerinde ve işe gidiş geliş saatlerinde atlıyor yola otobüslerde, metroda, trende yaşlı dolu. İnsanların işe gidiş saati! Dikiliyor, öğrencinin ya da çalışanın kafasına ‘’bana yer ver’’diye gözünün içine bakıyor. İyi, güzel gez de bari işe gidiş dönüş saatlerini seçme. İnsanları da umursamaz olarak, saygısız olarak görmemiş olursun.

-Adam bir mahallede oturuyor, çevresi cadde, sokak, bakkal ve fırın dolu. Adamın cebinde altmış beş yaş bedava kart var ya, atlıyor otobüse ilçeler arası ekmek almaya gidiyor. Neden böyle bir şey yapıyorsun, diye sorduğunda verdiği cevap: Ne olacak otobüs bedava, cevabını alıyorsun. Bu anlamda İçişleri Bakanlığı’nın almış olduğu kararı çok yerinde buluyor ve destekliyorum. Hiç değilse bir süreliğine evimizde oturalım. Tamam, bize bu durum bir ceza ya da hapishane gibi ağır gelecek ama toplum sağlığı açısından yararlı olacaktır. Yoksa derdimiz yaşlıları cezalandırmak veya yalnızlaştırarak ölüme terk etmek değildir. Yani en azından benim düşüncem bu değildir. Yaşlımızın olduğu kadar, tüm insanlarımızın yaşamları söz konusudur.

-Vatandaş bu kadar mı evinden bezmiş, ailesinden bıkmış ta kendini sokağa atınca mutlu oluyor, anlayabilmiş değilim. Bilinmez ama belki bu da bir gerçek olabilir.

-Ne güzel, bakın kimseniz yoksa dahi polislerden, belediye zabıtasından, sağlık kurumlarından yardım ve destek almak gibi bir seçeneğinizde bulunuyor. Lütfen duyarsız ve umarsız olmayın, evinizde kalın. Gerçekten ihtiyaç duyduğunuzda, aşağıdaki telefonları arayarak destek alabilirsiniz:

112 Ambulans,

155 Polis,

156 Jandarma,

110 İtfaiye,

122 AFAD

-Kronik hastalığı olup, raporlu hasta olan ve şu ana kadar bilmeyen ya da duymayanlar için de Sağlık Bakanlığı’nın almış olduğu önlemleri açıklamakta yarar var. Raporlu hastalar, raporları bitmiş dahi olsa eczanelerden ilaçlarını reçetesiz alabileceklerdir. Temmuz ayına kadar geçerli bir uygulamadır. Tek hekimden rapor ihtiyacı olanlar için de 10 güne kadar rapor yazdırabiliyorsunuz.

     Son bir duygumu da paylaşarak yazımı sonlandırmak istiyorum: Evet madem yaşamda altmış beş yaş sınırı risk grubu olarak kabul edilmektedir, öyleyse şunu da belirtmekte yarar var:

-Ülkemizde emeklilik üst yaş sınırı altmışa çekilmeli.

-Altmış yaşını geçmiş kişilerin milletvekili seçilmeleri önlenmeli.

-Devleti yönetenlerin yaş sınırı yirmi ile altmış yaş aralığı olmalı.

-Kronik hastalığı olup risk taşıyan gruptaki çalışanlar için emeklilik kolaylığı getirilmeli.

-Hem yaşlı nüfusu kontrol etmiş olursunuz hem de genç nüfusa kadro kolaylığı sağlamış olursunuz. İnsanları da bedava İstanbul kart ve benzeri uygulamalara muhtaç etmemiş olursunuz.

-Ayrıca, yanlış değerlendirilmiş te olmasın. Altmış beş yaş bedava seyahat kartları sosyal devlet olmanın da bir gereğidir. Sadece neden kart verildiğini değil, nasıl kullanılması gerektiğini anlatmaya çalıştım.

Sağlıklı, koronasız, virüssüz ve beladan arınmış günler sizlerin olsun!

Yaşar GELER

Etiketler: » » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...