Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

KORONAFOBİ

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
KORONAFOBİ

İçimden çok ilginç bir konuyla ilgili bir şeyler yazmak geldi. Nedeni de twitter hesabımla dolanırken gördüğüm bir paylaşım dikkatimi çekti. Bu paylaşım genç bir öğretmenimize aitti. Tıbben belki tanısı konulmamış ama tıbben bir kategoriye dahil edilebilir diye düşündüm. Yani bu yazımın özünü korku, fobi ve anksiyete terimleri ve konusu oluşturacak. Tabi ki bunu yapabilmek için terimlerin anlamlarını açıklamak gerekir. Her ne kadar bir psikyatr ya da psikolog değilsem de aklımı meşgul eden konulara çözüm aramak sorumluluğum olduğunu düşünüyorum. Çünkü yaklaşık kırk küsur yıldır, 6-65 yaş aralığında her türden insanla yüz yüze geldim. Bir nevi insan sarrafı olduk diyebilirim. Neyse sadede gelelim. Öncelikle korku, fobi, anksiyete terimlerini açıklayalım.

     Korku duygusu sadece korkulan obje ile yüzleşmek zorunda kalındığında ortaya çıkar. 

     Fobi de ise durum daha çok korkunun kendisinden korkmak olarak değerlendirilir. Hatta ben buna “Korkunun Korkusu” diyorum.  Günlük hayatta korkuyu tetikleyecek şeyleri düşünmeye başlamak ve korkuyu tetikleyecek şeylerden kaçınmak fobiyi oluşturur.

     Anksiyete, herhangi bir stresör sonucu bireylerin içinde bulunduğu endişe, kaygı ve bunalım gibi durumları içermektedir. Anksiyetenin normal düzeylerde olduğunda gerekli olduğunu ancak aşırı olması durumunda bireyin yaşamını negatif yönde etkileyerek, sosyal ve kişisel yaşamını sınırlandırdığı belirtilmiştir. Kısaca bu terimin birbiriyle iç içe geçmiş hali de diyebiliriz.

     Şimdi de Korona terimini açıklayalım. Korona, kısaca gribal bir virüs hastalığıdır. Bu lanet öyle bir hastalıklı virüs ki henüz kesin bir ilaç ve tedavi yöntemi dahi uygulanamayan bir hastalık türüdür. Ancak, bir aşı ile bu hastalığa yakalanabilme riskini azaltabilmek için çabalıyor sağlık bilimciler.

Fobinin ya da korkunun birçok türü vardır. Bunlardan birkaçını örnekleyelim:

Agorafobi: Açık yer ya da kalabalık korkusu
Ailurofobi: Kedilerden korkma
Akluofobi: Karanlıktan korkma
Belonefobi: İğnelerden korkma
Bibliyofobi: Kitaplardan korkma
Datafobi: veriden korkma
Dentofobi: dişçiden korkma
Elektrofobi: elektrikten korkma
Emetofobi: kusmaktan korkma
Farmakofobi: ilaçlardan korkma
Gametofobi: evlenmekten korkma
Haptofobi: dokunulmaktan korkma
İslamofobi: İslamdan ve müslümandan korkma
Jinefobi: kadınlardan korkma
Kenofobi: karanlık korkusu
Manyofobi: delirmekten korkma

Daha yüzlerce fobi çeşidi sıralanabilir. Tıbben bunlar belirlenmiş korkulardır.

Şimdi gelelim TIP literatürüne eklenecek bir FOBİ/KORKU türüne. Bunun adını bir öğretmen arkadaşım koydu, KORONAFOBİ.

     CORONAVİRÜS insanların yaşamlarını öyle bir olumsuz etkiledi ki, insanlarda her türlü fobi oluştu. İnsanlar kendilerinden korkar hale geldiler. İnsanlarda psikososyal denge bozuldu. Acil olarak psikolojik desteğe gereksinimimiz var.

Işılay öğretmenin de dediği gibi;

“Sabah kalktım belim ağrıyor, kesin korona oldum ben.”

“Bu sabah kalktım dişim ağrıyor, kesin korona oldum ben.”

“Bu sabah çok halsizim, kesin korona oldum ben.”

“Bugün eklemlerim çok ağrıyor, kesin koronayım.”

“Bu sabah burnum tıkandı, korona mı oldum acep? En iyisi bir test yaptırayım ben.”

“Bugün göğsüm çok sıkışıyor, mutlaka korona oldum ben.”

“Bu akşam sanki ateşim var gibi, bir ölçeyim. Korona mı oldum ne?”

“Bu akşam hiç halim yok, acaba koronaya mı yakalandım ben?”

“Bugün şununla biraz yakınlaşmıştım, acaba virüs bulaşmış olabilir mi? Bir doktora mı gitsem ne?”

Yani bu şikayetler uzayıp gidiyor. Yani bu durum, her gün yeni bir CORONA belirtisine sahip olduğumuz anlamına geliyor.

     Bununla birlikte tıp literatürümüze de bir terim ya da bir fobi türü eklemiş olduk. Bu terimimiz KORONAFOBİ. Zaten korkularımız çok azdı, bir yenisini daha eklemiş olduk. Hayırlı olsun. Burada Sağlık Bakanlığımıza, tıp otoritelerine, bilim insanlarına hemen ve hızlı iş düşmektedir. Lütfen biyolojik sağlığımızı koruma derdine düşerken ruh sağlığımızdan oluyoruz. Ne yazık ki ruh sağlığımızı bir köşeye atmış olduk. Ama bana göre ruh sağlığımız beden sağlığımızdan daha öncelikli olmalıdır. Ruh sağlığı olmayan bir bedenin ne kendisine ne de bir başkasına yararı dokunamaz.

     Bence, ülke nüfusumuzun en az yarısının KORONAFOBİ tanısı almamış olsa bile, bir an önce KORONAFOBİ tedavisine başlanması gerekmektedir. Sağlıklı ve korkusuz günler görmek dileğimiz olsun.

Yaşar GELER

Etiketler: » » » » » » » » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...