Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

KORONAYA NE OLDU?

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
KORONAYA NE OLDU?

1 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkmış ve çok kısa bir sürede de tüm dünyayı sarmaya başlamıştı. İlk çıkışıyla birlikte de dünya ülkeleri kendilerini koruma altına almış ve diğer ülkelerden izole etmişlerdi. Buna rağmen SARS-COV-2 olarak adlandırılan ve kısa adı da Covid/Korona olarak 11 Mart 2020 tarihinde ülkemize de giriş yapmıştı. Bununla birlikte ülkemizin tamamında bu bulaşıcı ve ölümcül hastalığa yakalanma oranı her geçen gün artıyordu. Bu artışla birlikte de birçok insanımız yaşamını yitirmeye başladı. Ölümler sırasında ayrı mezarlıklar, zamansız definler. Katılımcısız yani cemaatsiz definler hatta ailelerin bile sınırlı sayıda katılımıyla yapılan definler oluyordu.

Koronayla birlikte eve kapanmalar, mahallelere, köylere, ilçelere, illere hatta ülke sınırlarını bile kapatarak önlemler alınmıştı. İçe kapanma gerçekleşince doğal olarak iş yaşamı durmuş, işsizlik ortaya çıkmış hatta devletin ekonomisi bile bozulmuştu. Bu durum karşısında dünya ülkeleri içerisinde bu belayı savma adına bizde de olduğu gibi birçok ülkede aşı çalışmaları başlamış ve öncelikle yine Çin ilk aşıyı üretmiş ve dünya insanlarının hizmetine sunmuştu. Ama bu süre içerisinde özellikle hasta ve yaşlılar olmak üzere milyonlarca insan yaşamını yitirmişti.

İşte, Koronalı yaşamla birlikte yaşamımıza bir şey daha girdi. O da maskeydi. Hatta maskeyle birlikte, kolonyalı ve dezenfektanlı yaşamla da tanışmış olduk. İnsanlar hastanelere gidemez oldular. Devlet bir takım kolaylaştırıcı önlemler de almaya başlamıştı. Örneğin, doktora gitmeden ilaç alma, rapor yenileme vb birçok uygulama da yaşamımıza girdi. Derken yakın bir tarihe kadar bu türden sıkı önlemler uygulanırken birkaç ay öncesinde de bu uygulamaların yavaş yavaş askıya alınmasıyla yaşamımız yeni bir normale döndü. Dönmesine döndü de görüyor ve resmi olmasa da gayri resmi kaynaklardan aldığımız bilgilere göre korona henüz bitmiş değil ama sözel olarak gündemden çıkarılmış gözüküyor. Oysa ki hala birçok vatandaş yaşamını yitiriyor. Hastaneler, özellikle de şu anki kış moduna geçişle birlikte dolup taşmaya başladı.

Bir yandan da görüyor ve gözlüyoruz ki insanların birçoğu sanırım fazla rehavete kapılmış durumda. Ne toplu taşıma araçlarında ne kapalı mekanlarda ne de hastanelerde bırakın teması vs i maske takılması bile neredeyse yok hükmünde. Hatta az da olsa takanlar bile takmayanlar arasında sayılı kaldığı için utanır duruma geldi. Hatta hastanelerde başka bir sorun daha göze çarpıyor ki o da özellikle hastane bahçelerinde hatta çoğu hastanelerin yangın merdivenleri ve balkonlarında sigara içmeler bile serbest bırakılmış gibi görünüyor. Çünkü, benim gördüğümü umuyorum ki hastane yönetimleri de görüyor ama müdahale etme gereği duymuyor.

Toplumun neredeyse yarısı en azı iki üç olmak üzere beş altı kez aşılanan insanlar varken diğer yarısı ise tek bir aşı bile yaptırmadan toplumun içerisinde yaşam normalmiş gibi davranıyorlar. Şimdi insan kendi kendine soruyor: Sahi bu Koronaya ne oldu? Ülkemizde Korona bitti mi? Korona bittiyse hala hastaneler neden insan kaynıyor? Korona bitmediyse Neden bu kadar serbesti sağlıyoruz? Yine de umalım ve dileyelim ki bundan sonraki yaşamımız Koronasız ve ölümsüz sürsün.

Yaşar GELER

Etiketler: » » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...