Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

Mücadelemiz zor, bir o kadar da meşakkatli.

Cafer Kayadibi

Cafer Kayadibi
cafer.kayadibi@gmail.com
Mücadelemiz zor, bir o kadar da meşakkatli.

Dünyayı saran virüs illeti ile mücadele içindeyiz, mevzu bahis yedi milyar insanın hayatı. Dünya top yekun seferber oldu bu illete çare bulmak için. Bizlere evlerden çıkmamayı salık veren Bilim insanları ise laboratuardan çıkmıyorlar. Yani dünya çözümü bilimin ışığında arıyor bilime inanıyor. ateşe, puta, ineğe tapan da bilim ile yol alıyor, Allaha inanan da. Tanısından tedavisine kadar her noktasında bilimsel metotlar kullanılıyor. Biz de ise konu Allah’a havale ediyor onun takdirine bırakılıyor. kimi bunun bir cezalandırma olduğunu dile getiriyor kimi dua ile üstesinden gelineceğine inanıyor. Elbette ki tevekkülü elden bırakmamak gerek ama  dua ile virüs tespiti yapılmadı şu ana kadar  yada tıbbi yöntemlerle tespit edilen vakalardan dua ile tedavi olan çıkmadı henüz.

Elbette ki kayda değer önlemler uygulamalar hayata geçirildi ve büyük çoğunluğu da yerinde uygulamalar oldu. Toplu halde bulunulan mekanların kapatılması, toplu merasimlerin ertelenmesi, toplu kılınan namazların geçici bir süre iptal edilmesi kayda değer önlemlerin başında gelenlerdi. Ve yine içimizden bazıları cehaletin verdiği güç ile vurdum duymazlığın , sorumsuzluğun cüretkarlığı ile alınan önlemlerin önüne geçip halk sağlığını tehlikeye atmanın yol ve yöntemlerini denemeye giriştiler. Müslümana bir şey olmayacağı tezini savunanlar toplu namaza, virüs salgınından habersiz olduklarını ileri sürerler ise okey masalarında yerlerini almaya devam ettiler. Meleklere güvenip virüsten etkilenmeyeceğini öne sürenler ise cabası. Öyle ki sağlık seferberliğinde bile kutuplaşmayı başara bilen bir millet olup çıkı verdir. Spor müsabakalarının ertelenmesi mi seyircisiz oynanması tartışmaları arasında karşılaşmaların devam etmesine isyan edenleri neredeyse hain ilan ettik. Oysa hesaplanan 3 puan değil insan hayatıydı. Mücadele rakibe karşı değil CORONA’ya karşıydı.

Cennet için umreye gidenlerin karantinaya alındıktan sonra toplum sağlığını riske atacak davranışlarda bulunmaları ne kadar ahlaki ne kadar cennetvari peki. Sahi yüzde kaçı kontrolden geçti, toplum ile temasları ne derece kontrol edildi. sağlık çalışanlarının umreciler geldikten sonra her şey kontrolden çıktı açıklamaları ne kadar doğru ve biz hakikaten uçak biletindeki kdv indirimiyle kurtulacak mıyız bu illetten.

Neresinden tutsan başka bir eksiklik başka bir faydasızlık boy veriyor. Küresel bir sağlık savaşının neresindeyiz. Ne kadar etkiniz belli değil. Dünya şiddetle aşı bulma telaşına düşmüş iken bizler kolonya ve maske ile mücadelenin ön saflarında yer alma gayretindeyiz. 1410 yıl önce vahiy edilmiş “OKU” kelamını okuyamayacak kadar inancından uzaklaşmış bir toplum olup çıkmışız.

OKU ki bilimin ışığında iz süresin, OKU ki toplumuna fayda edesin.

Bu küresel hadise ülkemiz ve milletimiz için bir milat olmalı artık. Şeyten, şıhtan hocadan beklenen alameti bırakmalı bilimin ışığında yürümeyi kendimize rehber edinmeliyiz.  Umudu Kore de, Küba da, Çin de değil Anadolu topraklarında yeşertmeli tüm dünya insanlarına umut ışığı olmalıyız.

Unutmayalım ki “ İLİMDEN GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR.”

Etiketler: » » » » » » » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...
  • Bir Çuvalın İçine Sığmayan Vicdan

    17 Temmuz 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Bir Kırmızı Kurdele Kadar Masumdu: Narin’in Hikâyesi Tozlu köy yoluna dizilmiş dut ağaçlarının altında, güneş ışığı küçük bir çocuğun gözlerinde yansıyor. Sekiz yaşında bir kız çocuğu adı Narin. Narin’in ayakları çıplak toprağı hissediyor, saçları rüzgârla dans ediyor. Elinde sımsıkı tuttuğu bir defter, göğsüne bastırdığı bir umut var. Okuldan bir kurdeleyle dönüyor yüreği kıpır kıpır. Öğretmeni, matematikteki başarısını ödüllendirmiş. Yakasında kırmızı bir kurdele. Narin, bu kurdeleyi annesine, babasına, abisine göstermek için köy yolun...
  • Zulme Secde Etmeyenlerin Yasıdır Kerbela

    07 Temmuz 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Muharrem ayı, takvimlerin değil kalplerin sustuğu, tarihin en kara yazısının ilmek ilmek işlendiği bir yas mevsimidir. Bu ayda tutulan oruç, aç kalmak değil; zalimin sofrasına oturmamaktır. Bu ayda içilen her yudum su, Fırat'ın kıyısında susuz bırakılmış masumların anısıdır. Bu ay, Hz. Hüseyin’in “Zulme boyun eğmektense baş vermek yeğdir” diyerek yürüdüğü hak yoludur. Kerbela sadece çölde yaşanmış bir trajedi değil, hak ile batılın kıyamete kadar sürecek mücadelesinin adıdır. Bir yanda hırsın, saltanatın, zorbalığın temsilcisi; öte yand...