logo

Pandemi


Cafer Kayadibi
cafer.kayadibi@gmail.com

Genel olarak bazı hadiseleri ya yarım anlamak ve yahut hiç anlamamak gibi bir özelliğe sahibiz. Temelinden bu yana bilim insanları virüsün 65 yaş üstü bireylerde daha etkin rol aldığını ve risk gurubu oluşturduğunu ifade ettiler.  Bunun üzerine 65 yaş üstünde ne kadar insanımız varsa bunları vebalı, hastalık taşıyan kişiler olarak görmeye başlayan hastalıklı beyinler türemeye başladı çevremizde. Oysa hiçbir bilim insanı hiç biriniz risk altında değilsiniz demedi. Yada 65 yaş altındaki bireylerinde risk oluşturmadığını kimse işaret etmedi. Konu açık ve net. Risk altında olmasanız bile her biriniz birer taşıyıcı adayısınız. Bu taşıyıcılık kendiniz olmasa bile çevrenizdekileri, sevdiklerinizi, ailenizi risk altına soka bilir. Bundan dolayı anlaşılması gereken hadise top yekun evde kalmak, riskten uzaklaşmak.

* * *

Dünya sağlık örgütünün korona virüsü pandemi ilan etmesinin ardından ülkeler çeşitli önlemler alarak bir savunma mekanizması oluşturma gayretine düştüler. Riski en aza indirmek üzere alınan en sağlıklı önlemin sokağa çıkma yasağının getirilmesiyle sağlanacağını ön görenler tereddütsüz olarak uygulamayı devreye soktular. Tayışıcılığı minimize etmek adına yapılan bu uygulama gayet akılca ve doğru bir yaklaşımdı. İnsan hareketliliğini hızlıca durduranlar ağır bedeller ödemenin bir bakıma önüne geçmiş oldular. Ve bizler hala o akılcı mantıklı doğru olan uygulamanın devreye ne zaman sokulacağını bekliyoruz. Vaka sayılarının her geçen gün artış gösterdiği ülkemizdeşu ana kadar atılmış olan tek somut adım, tek bilimsel açıklama virüse yakalanmamak üzerine kurgulanmış bir senaryo. Evet, virüse yakalanmadığınız takdirde sorun yok. Peki, milyonlarca insanın inatla ve ısrarla beklediği sokağa çıkma yasağının devreye sokulmamasının arkasındaki endişe nedir. Ekonominin dibe vurduğu, bilimselliğin yanından geçilmediği, tek kurtuluşun tevekküle bağlandığı noktada elbetteki tekneder iktidar kaygısıdır. Çünkü varlık dönemlerinde ülkeyi idare etmek kolaydır. Bol bol harcar insanların gözüne perdeyi rahatça indirirsiniz. Ancak kriz zamanlarında kontrolü elde tutmak hiç o kadar kolay olmayacaktır. Hele ki dibe vurmuş bir ekonominiz varsa. Nitekim evde kalan her bireye maliyet gözüyle bakar asosyal devlet anlayışı. Ve bu anlayış sokağa çıkmayacak kişi sayısının artmasını bilinçli olarak istemez yada tercih etmez. Ekonomik çıkarlarına ve iktidarlarının devamlılığına hiç uymayan sokağa çıkma yasağı bu nedenle bir kazanç değil kayıptır aslında onlar için. insan hayatı değil para dolu keselerdir önemli olan. Halbuki önlemlerin geciktirilmesi uzun vadede daha büyük bir kayıp, ekonomi de daha büyük bir çöküşe sebep olacaktır. Günü kurtarma telaşında olanlar yarın iktidar garantisi olmayanlardır.

* * *

Tüm dünya da olduğu gibi ülkemizde de CORONA salgını nedeniyle hasta ve ölüm sayıları her gün artış göstermekte. Hal böyle olunca gözler bazı kurumları ister istemez arar oluyor. Konu sağlık ise elbette ki akla ilk olarak Türkiye’nin köklü kuruluşlarından biri KIZILAY geliyor. Sahi ya nerede bu KIZILAY. Hadiseler baş gösterdiğinden bu yana gören oldu mu? Hayır, hayır göremezsiniz çünkü onlar şu ara çok ama çok yoğunlar. Nasıl mı? Şöyle ki. Erbil de maske ve gıda yardımı dağıtmakla, Endonezya da dezenfekte çalışması yapmakla meşguller. Türkiye de maske fiyatları tavan yaparken, eczanelerde, aile hekimliklerinde maske dahi bulunmazken, hastanelerde ki maskelerin ihtiyacı karşılamadığı iddiaları gündeme gelirken KIZILAY’ın farklı yerlerde maske dağıtma görevini üstlenmesi hanginizin içini ferahlatır bilmiyorum.

* * *

Devleti idare edenlerin memleketin hal ve ahvaline dair doğru ve hakiki bilgilendirme yapmak gibi bir yükümlülükleri bulunmaktadır aynı zamanda bu bilgi zaruridir. Gazetecilik mesleğini icra edenlerin ise doğru ve gerçek bilgiyi hiçbir güce karşı boyun eğmeden halka ulaştırmak gibi bir gayesi olmalıdır. Bu bağlamda mesleğini layıkıyla icra eden bir basın mensubunun sualleri karşısında hakikatleri gizlemek, milletin gerçekleri öğrenmesinden imtina etmek doğru bir idare şekli değildir. Kendilerine sorulan sualler karşısında cevap vermekten kaçanların yönlerini iftiraya dönmeleri, hainlik ile suçlamaları, yaftalamayı yunandan yana yapmaları gayelerinin ülke sorunlarına çözüm üretmek değil sahip oldukları koltukların bekalarını devam ettirmek olduğunu göstermektedir.

* * *

Diyanet işleri başkanı bir konuşmasında tedbir bizden takdir yüce Allah’tandır diyor. Tedbir almadan takdire dayanmak doğru değildir diye de salık veriyor. Şimdi şunu sormak hakkımız değil mi. Hükümet küresel salgına karşı ne tür somut tedbirler aldı, hadise bilindiği halde umreden dönenlerin kaçına dest yapıldı, virüsün artış göstermemesi için hangi ciddi adımlar attı ki sizler dua ile virüsü savmaya, yaratanın takdire sığınmaya koyuldunuz.

* * *

Malumunuz okullar 30 Nisana kadar tatil edildi. ve ülkemizin bir başka gerçeği olan ücretli öğretmenlik yapan eğitimcilerimiz bu süre zarfında çalışmadıklarından dolayı herhangi bir ücret alamayacaklar. Milli Eğitim Bakanının bu konuyla ilgili çözümü her zaman ki gibi takdire şayan. Çözüm açık ve net. İlerleyen günlerde saatlerini tamamlayarak ücretlerini o süre zarfında alacaklar. İlerleyen günler ne zaman henüz bunu bilen yok. Sürecin ne kadar devam edeceği tamamen belirsiz. Peki, sonu belirsiz olan bir durumda bu insanlar geçimlerini nasıl sürdürecekler, ailelerinin yaşamını nasıl idame ettirecekler. Cemaatten uzak kalan imamlar maaşlarını çatır çatır alırken, olağan üstü bir halden dolayı öğrencilerinden uzak kalan eğitimcilerin aç kalması hangi vicdana hangi imana sığar.

Etiketler: » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BİR YUDUM MUTLULUK

    28 Eylül 2021 Köşe Yazıları

    Mutluluk, canlılara özel bir durumdur. Bu duyguyu insanlar, hayvanlar ve bitkilerin hepsi yaşarlar. Bir gramlık bir iyi niyet bile onları mutlu etmeye yeter de artar bile.       Mutluluk, canlıları iyi bir durum karşısında kendilerini iyi hissettikleri bir duygu patlamasıdır. Bu durum kendilerini iyi hissetmelerinin yanında, yükseklere uçmalarına, olağanüstü davranmalarına da yol açar. Mutsuzluk ise, bu saydıklarımın tam tersini ifade eder.       Bir garibanı, bir sokak yaşayanını düşünün neredeyse her şeye muhtaçtır. Ama bir dilim ekmek...
  • Baba gözlerimi kapat, gözlerimi kapat!..

    20 Eylül 2021 Köşe Yazıları

    Yıllar öncesiydi... Kızım Senem Ankara Şerefli Koçhisar'daki üniversiteyi kazanmıştı. İzmir nere... Koçhisar nere... O zamana kadar anasının dizinin dibinden ayrılmamış canım yavrum otobüsle on saatlik yol uzaklığında okulda okuyacak... nasıl olacaktı...Günlerce düşündük babasıyla... Geceler boyu uyumadık... Çözüm yoktu... Herkesin çocuğu nasıl gidip uzaklarda okuyorsa benim kızım da elbet yapabilirdi...Okula kaydını yaptırdık... İyi güzel de nerede kalacak bu çocuk... Öğrenci yurdunda elbet...Bu arada şu an yazımı yazarken sabah haberlerinde ...
  • KONUMUZ: AŞI

    13 Eylül 2021 Köşe Yazıları

    Küresel ölçekli Covid-19 pandemisi kasırgası içerisinde birçok çevrenin de aynı görüşte birleştiği gibi ben de inanıyorum ki bu Covid-19 virüsü bir laboratuvar üretimi sentetik bir virüstür. Malum iki yıldan beridir küresel ölçekli bir Covid-19 pandemisi kasırgası içerisinde debelenip duruyoruz. Evet, birçok çevrenin de aynı görüşte birleştiği gibi ben de inanıyorum ki bu Covid-19 virüsü bir laboratuvar üretimi sentetik bir virüstür. Bunu birçok bilim insanı da artık açık açık dile getirmektedir. Bunda anlaşılamayacak bir durum yok. Şu...
  • Emperyalizmin demokrasi anlayışı

    06 Eylül 2021 Köşe Yazıları

    ABD ve işbirlikçi diğer devler yani kısaca emperyalist devletler dünyanın neresinde bir miktar maden, petrol vb. kaynak görseler hemen oraya çullanırlar, günümüzdeki tabiriyle oraya çökerler. Bunu neredeyse yüz yıllardır yaparlar. Çünkü emperyalizmin, kapitalizmin ilkesi budur. Güçlü olup güçsüz ve gelişme gayreti içerisinde olan ülkeleri önce karıştırıp, bölüp sonra da parçalayacak. Daha sonra da kendine göre oluşturduğu kukla devlet yönetim modelleriyle yönetecekler. Artık bu tezi bilmeyen bir dünya ülkesi yoktur. Dünyanın tüm ülkeleri bu...