Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

PATRON MUYUZ?

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
PATRON MUYUZ?

Selçuk Tepeli FOX TV de toplumsal olayları ya da sorunları irdelerken sonuç olarak halka hitaben “PATRON SİZSİNİZ” cümlesini tekrarlar.

Patron kim? Patron muyuz? Patron biz miyiz? Patron sizsiniz!

Dikkat ediyorum Selçuk Tepeli FOX TV de haber sunumuna başladığı günden beri özellikle toplumsal olayları ya da sorunları irdelerken sonuç olarak halka hitaben “PATRON SİZSİNİZ” cümlesini tekrarlar durur.

Bunun üzerine sürekli bir düşünme ve anlama halindeyim ve kendime bu soruları sormadan edemiyorum. Bu adam kime ne demek istiyor? Sürekli aynı cümleyi tekrar etmesine karşın bir etki gösterebiliyor mu? Ve kendimce bir analiz yaptım.

Şimdi piyasaya bakıyorum. Halk sıkıntı ve perişanlık çekiyor. İyi güzelde buna bir tepki koyabiliyor mu? Bakıyorum ve ortaya “HAYIR” cevabı çıkıyor. Herkes iş vereninden ya da çalıştığı ortamdan rahatsız, iş gelirinden memnun değil ve iş garantisinden tedirgin, buna karşın ne yapabiliyor? Hiçbir şey yapamadığını görüyorum.

Çünkü, herhangi bir durumda işsiz kalacağı kesin. Susuyor. Halk, seçmiş olduğu vekiline rahat ulaşabiliyor mu? Çoğunlukla, “hayır”. Vekiline ulaşmak ne mümkün seçildiği günden itibaren seçim bölgesine uğramayan onlarca vekil. Oysa ki, asıl olanın etkili olması gerekirken hatta asıl olana ulaşmanın mümkün olmaması gerekirken burada tam tersi uygulanıyor.

Doğal olarak asılın, istediği anda vekilini azletme gibi hakkı var. Ama yapmayı bir yana bırakın düşünmesi bile mümkün değil. Özellikle kamu ya da özel sektörde çalışanlar hakları korunabilsin diye örgütlenmişler. Bunların adına da sendika ya da dernek denmiş. İşlerini de yürütmeleri için bir yönetim kadrosu seçmişler.

Zatı muhteremlere yöneticilik vasfı verildi ya bir kere, artık onları tutmak ne mümkün. Asıl olan emekçi kesimini unutup kamu ya da özel sektör patronlarına yaranabilmek ve o koltuklarını koruyabilmek adına emekçinin hak ve hukukunu unuttur olmuşlar. Hatta bunları o temsil ettikleri kesimlerin gözlerinin içine baka baka, kameralar karşısında bile gösterebilme cesaretlerini gösterebilmektedirler. Bu tür örnekleri hemen hemen her alanda görebilmemiz mümkün.

Peki, Selçuk Tepeli’nin deyimiyle “PATRON SİZSİNİZ” derken gerçekten patron vatandaş mı acaba? Vatandaş gerçekten patron olabilme beceri ve refleksini gösterebiliyor mu? Patron olan bir vatandaş, kendisine vekil olarak seçtiği birisinin karşısında iki büklüm olur mu? Patron olan vatandaş, kendisine vekil olarak seçmiş olduğu birisine şu işimi hallet diye yalvar yakar olur mu? Selçuk Tepeli, gerçekten patron biz miyiz? Yoksa biz gerçekten bir çaresizliğin içerisinde debeleniyor muyuz?

 Yaşar GELER

Etiketler: » » » » » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...